Televizyonlar, gazeteler her yan ya bayrak kırmızısı ya kan kırmızısı. Bayraklar kanla buluşuyor sık sık. İçinde gencecik bedenler yatan tabutların üzerine örtülü, geçiyorlar gözlerimizin önünden.
Öldürdükleri gerillaların başında poz veren askerlerin fotoğraflarından sızıp, gözlerimize ellerimize ulaşıyor kan. İktidarın ve belki en çok Başbakan’ın ağzından çıkan her saldırgan söylemde kulaklarımıza bulaşıp içimize akıyor. Kanla yoğrulmuş bir düşmanlık örülüyor açıktan açığa. Öldürmeye hevesli, acılara sağır bir kuşak büyütülüyor son sürat.
Ve göz yaşları…anaların gözyaşları sicim gibi. Yıkamak ister gibi ölü bedendeki kanı sel olup akıyor, yürekleri yakan feryatları eşliğinde…
Derken, şeytan yine basıyor düğmeye, acılar saklanıyor, dillerden daha fazla kan! Daha fazla ölüm! Nidaları yükseliyor. Daha fazla kan! Daha fazla kan yok edebilir mi acıyı? Hayır, yok edemez artırır sadece, biliyoruz. On asker on gerilla, on asker on gerilla… Mazlumun eşit ve özgür yaşama isteğine karşı zalimin zulmü sürdükçe, bu fasit dairede sadece acılar büyüyecek, biliyoruz. Bu yüzden kandan kırmızılar yerine yeşilleri, sarıları, mavileri, morları… barışı düş ediniyoruz.
Asker annelerinin de düşü bu olsa, asker anneleri gerilla anneleri ile el ele verip, “vermiyoruz yavrularımızı ölüme” dese. Hangi vatan savunması, hangi düşman? Dese. Kardeş kanı dökene sütüm haram, dese. Kendi çıkarları için kardeşi kardeşe kırdıran devlet benim değil, dese… Sistemin bekçilerinin olmayan vicdanlarında bir hareket yaratmaz ama toplumun ırkçılıkla, şiddetle zehirlenen kesimlerinin taşa kesmiş vicdanlarında bir kıpraşma da olmaz mı? Hadi bu da savaşı durdurmaya yetmedi diyelim, ya anneler çocuklarını askere göndermese, asker çocuklar ben öldürmem dese…
Biz o olsa bu olsa derken akan kan durmuyor elbet. Ve demenin ötesine geçerek bir insanlık dersi daha veriyor Hakkari’li kadınlar. Bütün çocuklar için, eşler, oğullar, kızlar, kardeşler için bir kez daha ayağa kalkıyorlar. “Çocuklarımız sağ olsun” diyerek asker annelerine ellerini uzatıyorlar. Can candır, kan kandır, acı acıdır, çocuk çocuktur, ölüm ölümdür, kimse ölmesin diyorlar… Bunca kıyıma, işkenceye, aşağılanmaya rağmen o öpülesi eller barışa, insanlığa uzanma cesaretini, aklını gösteriyor bir kez daha…
Ancak biliyoruz ki, kanla beslenen iblis savaşta kararlı. Biliyoruz ki, o mübarek eller boşlukta kalsın diye kan kusmaya devam edecek. Biliyoruz ki düşmanlık ve nefret dışında bir söz etmeyecek. Biliyoruz ki sadece milletvekillerine değil Hakkari’li annelere de dağlara çıkın diyecek, savaşı dayatacak…
Anneler de dağa giderse çocuklar dönmez geri, biliyoruz… O ellere güç vermek için zamanın son raddesindeyiz artık, bu yüzden bir el de ben uzatıyorum Hakkari’li kadınların elleri arasına ve asker annelerine onların ağzından sesleniyorum; Bu gün el ele vermek için son şansımız. Adına barış için deyin, adına insanlık için deyin, adına yaşam için deyin, adına kendi yavrum için deyin ama tutun bu elleri, güç verin. Yoksa bu gün kanın üzerini örtüyor bayrak, yarın bayrağın üzerini örtecek kan.
Çocuklarımız sağ olsun!