Suruç’a göç etmek zorunda kalan Kobanêliler, sınırı terk etmeyerek evlerine dönecekleri günün umuduyla yaşama tutunuyor. 70 yaşındaki Mihemmet Haci Ali, her gün sabahın ilk ışıklarıyla aynı yaşlarda 2 arkadaşıyla birlikte sınıra giderek saatlerce Kobanê’yi izliyor. Ali, Kobanê’yi anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor: “Savaş dursa da durmasa da gidip Kobanê’yi göreceğim. Başa bela olmamak için Kobanê’den Suruç’a geldim. Keşke elimde keleşle savaşsaydım. Kobanê’de zengin değildik ama esir de değildik. Suruç da bizim toprağımız ama biz ait olduğumuz yere gitmek istiyoruz. Bizler burada aç da kalsak, açıkta da kalsak sorun değil. Çocuklarımızı, evimizi, hatta hayvanlarımızı kaybettik. Ama bizler Kobanê’yi kaybetmediğimiz sürece yenilmiş sayılmayız.”
Sınırda silah seslerini dinleyen, DAİŞ saldırılarını izleyen Haci Ali, “patlayan her bomba sanki yüreğimde patlıyor” derken diri tuttuğu umudunu da dile getiriyor: “Kobanê bazen sis bazen de duman altında oluyor. Ne yapacağımı bilmiyorum o zamanlar. İçime sıkıntı giriyor. Keşke sadece sis de olsa çoğu zaman bomba ve silah sesleri geliyor. Duyunca deli oluyor, kendimi sınıra gelmekten alıkoyamıyorum. Kobanê’nin üzerine güneşin doğacağı günü bekliyorum. Bizler YPJ ve YPG’ye güveniyoruz. Direnişin sonu kazanım olacak. Kazanacağız. Kazandığımızda topraklarımıza hemen döneceğiz.”
Mezarlık içinde bir barakada
Kobanêli 8 nüfuslu Müslim ailesi de Miseynter Köyü’ndeki mezarlık içinde tek gözlü bir barakada topraklarına dönecekleri günü bekliyor.  Kobanê özgürleşinceye kadar bir barakada yaşama pahasına sınırı terk etmeyeceklerini belirten Baba Abdullah Muslim, “Kimseden bir şey istemiyoruz. İnşallah YPG en kısa zamanda Kobanê’yi çetelerden temizleyecek ve biz de evlerimize bir an evvel döneceğiz. Bunun dışında hiçbir şey istemiyoruz” dedi.

Muslim ailesinin küçük çocukları ise mezar taşları arasında “Bijî berxwedana YPG” sloganları atarak savaş oyunları oynuyor.

DİHA/URFA