Bugün 25 Kasım; kadına karşı şiddeti konuşuyoruz. Şiddetin her türünü ortadan kaldırıncaya kadar mücadele edeceğiz. Tamam, başaracağımıza dair umudumuz da var ama işimiz hiç kolay değil. Çünkü bırakın yeni kazanımları, elimizdekiler gidiyor birer beşer. Düşünmesi bile zor ama; "İslamiyette" diye söze başlayıp çocuğa tecavüzü meşrulaştıran, kız çocukların 9, erkek çocukların 12 yaşında evlendirilmelerine onay vererek devam eden iktidar destekli tartışmalara muhatabız bugün.

Sonuçta çocuğa tecavüze ve bir biçimi olan çocuk yaşta evliliğe onay veren bu yasa değişikliği önerisi ve devamındaki tartışmalar karşısında şaşkınız.  Şaşkınlık bu kez iktidarı bilmemekten değil, alışmamaktan geliyor. Bu nedenle de toplumun tüm muhalif kesimleri bir araya geldi ve ortak tepkiler ortaya konabildi. Meyvesi de alındı bu ortak duruşun. En azından komisyona geri çekildi, revizyona gidildi öneride. Ama tümden iptal edilmedi. Bekir Bozdağ'ın son açıklamasında dikkatinizi çekmiştir, bu önerinin arkasındayız, toplum bizi anlamadı diyor kısaca. Yani ilk fırsatta başka bir torba yasada yine karşımıza çıkaracaklar. 

Çünkü bu düzenleme ile murad edilen şey sadece yasada bir değişiklik, birini korumak değil. Toplumda örülmekte olan zihniyet dizaynında önemli bir aşamaya tekabül ediyor bu değişiklik. Kadına karşı şiddeti çocuk yaşımıza götürüyor ve yasal kılıf sunuyor ayrıca. Bu bir sürpriz mi? Hayır. Dindar nesil, dindar toplum diye diye yürüdü bu yolu AKP iktidarı. Saklamadı amacını. "Çağdaş", "evrensel" tüm değerlere karşı, tarihimiz ve kültürümüz gereğince doğu ve İslami değerler diye cevap veren AKP iktidarı, özellikle eğitimden başlayarak hayli yol kat etti.

4+4+4 modeli, imam hatip okullarının uygulamada zorunlu hale getirilmesi ve yaygınlaştırılması, kız ve erkek çocukların ayrı okullarda okumalarına ilişkin uygulamalar ve tartışmalar, 8-10 yaşında çocukların içinde kayboldukları türbanlarla okul sıralarında oturtulması, kitaplarda yapılan değişiklikler, yeni eklenen din dersleri. Hatta 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesi yaptığı konuşmada Tayyip Erdoğan; eğitim müfredatının tümden değiştirilmesini gündeme getirdi. 

Alkol konusunda alınan kısıtlayıcı kararlar, kadınların giyim tarzına yönelik müdahaleler, tecavüz ve tacizde hangi saatte dışarıda olduğu ya da açık giyinmesine bağlanarak kadının suçlanması, işyerlerinde kadınlara yönelik cinsiyetçi mobing uygulamalarındaki artışlar, günlük dile yerleştirilen kaderci sözcükler; inşallah -maşallah, hiçbiri tesadüf değil. Hepsi "dindar nesil dindar toplum" yaratma amacının yol taşları. 

Bu da AKP’nin Müslümanlık adına bir derdi var diye değil; Ortadoğu’da güç olma hesapları bu yolu gerektirdiğinden; böyle toplumu ayrıştırarak, böyle dine batırarak daha kolay yöneteceğini hesap ettiğinden; İslami cihatçı anlayışın desteğinde tek adam ve faşizan yönetme anlayışını daha kolay hayata geçireceğinden. Ve kadınlar açısından; dindarlık adı altında kadını hem bireysel hem toplumsal mücadelenin dışına itme, etkisiz ve pasif duruma getirmeyi hedeflediğinden. Dahası ve en iğrenci erkekliğini kız çocukları üzerinden kanıtlama acizliğine düştüğünden. Ki bunlar artık herkesin malumu. 

İktidarın her adımının toplumda bir karşılığı var illa ki. Önce itiraz edip sonra kuzu kuzu alışılması da bunlardan biri. Ancak, çocuklara tecavüze onay veren bu son tartışmanın başka bir boyutu var. Değişiklik önerisi toplumun tepkisi nedeniyle komisyona geri çekilmiş olsa da, bu coğrafyada yaşayan tüm çocuklar artık tehdit altında ve AKP iktidarını destekleyen herkes çocuklara karşı masumiyetini yitirmiş oldu. 

Bugün 25 Kasım. Kadına karşı şiddet her geçen gün artıyor, her geçen gün daha da vahşileşiyor. Şiddet de bulaşıcı çünkü. Her yanda savaşlar, çatışmalar, bombalamalar, katliamlar; sadece insan değil, diğer canlılar, hava, su, ağaçlar her şey büyüyen bu şiddetin tehdidi altındayken kadına karşı şiddetin azalması zor. Yine de siz siz olun, koruyun çocuklarınızı bu tecavüzcülerden.