
Vurulduktan sonraki fotoğraflarını paylaşan Münir Serin’in eşi Şilan Serin, askerlerin kendilerine de ateş açtığını ve ‘Sizi çocuklarınızla beraber öldürürüz’ dediğini söyledi.
AKP yönetimindeki Türk devletinin 24 Temmuz 2015’te yeniden başlattığı savaşla birlikte sokağa çıkma yasağı uygulamaları ve askeri operasyonların son bulmadığı Lice’de uygulanan özel savaş konsepti, köylülerin helikopterle taranmasına kadar vardı. 3 Eylül’de askeri operasyona çıkan askerlerce taranan köylülerden Münir Serin’in kapısının önünde vurulması ardından aile bireyleri tarafından ev içerisine alındıktan sonra çekilen fotoğrafları ortaya çıktı. Sivil olan ve geçimlerini sağladıkları tarlalarından dönen köylülerden 32 yaşındaki Münir Serin, vurulma sonrası Diyarbakır Valiliği tarafından yapılan açıklamada, ‘işbirlikçi’ ilan edilmişti.
Halen gözaltında tutuluyor
Yaralı halde gözaltına alınması ardından günlerdir nerede tutulduğu hakkında bilgi edinilemeyen Serin’in, Diyarbakır Jandarma Komutanlığı’nda olduğu ileri sürüldü.
Yaralıyken işkence yapıldı
Serin Ailesi, Valilik açıklamalarını yalanlamış, Serin’in sivil olduğunu ve tarlasını sulamadan dönerken tarandığını söylemişti. Ortaya çıkan fotoğraflarda Serin’in sivil olduğunu ortaya koyuyor. Serin’in eşi Şilan Serin, şunları anlattı: Silah sesleri üzerine dışarı çıktım. Kayınlarım eşimin yaralandığını söyledi. Dışarı çıktığımız anda üzerimizden mermiler geçmeye başladı. Askerler ‘gelmeyin’ diyerek ağır küfür ve hakaretlerde bulunuyordu. Her şeye rağmen gittik, eşimin yaralandığı evin önüne kadar geldik. Askerler, ayaklarımıza doğru ateş etmeye başladılar hakaret ediyorlardı. ‘Sizi çocuklarınızla beraber öldürürüz’ diye bağırıyorlardı. Eve gittiğimizde eşim ayağından vurulmuştu. Kanlar içinde yerde yatıyordu. Yarasını bağlayarak kanamasının durdurmaya çalıştık. Askerlerden ambulans çağırmalarını istedik fakat ambulansın gelmesine izin vermediler. Kayınımla birlikte eşimi bir battaniyenin içine koyup götürmek istediğimiz sırada askerler yanımıza geldi. Bize ağza alınmayacak küfürler ve hakaretlerde bulundular. Askerler, yerde yaralı şekilde bekleyen eşime tekmeledi; yarasına ve kafasına ayaklarıyla bastı. Eşime resmen gözümüzün önünde işkence ettiler. Biz de bunun üzerine askerlere bağırıp çağırmaya başladık, engel olmaya çalıştık. Askerler kendilerine engellemek isteyen kayınlarımı da dövdü.
Köylüleri yere yatırdılar
Sonra, evin önüne gelen kadın, yaşlı ve çocuk herkesi evin önündeki bir çukurluk alana götürerek yüz üstü yatırdılar. Bize silah doğrultarak ‘Hepinizi burada öldüreceğiz’ diyorlardı. Üzerimizden ateş ediyorlardı. Bir müddet sonra çukurdan çıkardılar.
‘Hepiniz düşmansınız’ dediler
Bize ‘hepiniz düşmansınız, işbirlikçisiniz, teröristsiniz’ diyorlardı. Eşimin ağzına silah dayayıp ‘seni burada öldürebilirim’ diyerek yaralı halde bile ölümle tehdit ediyorlardı. Eşim tarlamızı sulamaya gittiğini, oradan döndüğünü söyledi. Eşim bunu belirtmesine rağmen askerler ısrarla ‘hayır, sen teröristsin’ diyorlardı. Hamile olan yengesi Vesile Yıldırım’ın evinin önünde eşimi vurdular. Üç çocuk annesi ve hamile olan kadın o haliyle eşimi yerde sürükleyerek evinin içine kadar getirmiş. Dışarıda kalsaydı onu öldürebilirlerdi. Askerler, yaralı olan eşimi evin içine getirmeye çalışan hamile yengesini de taramışlar. Evin duvarlarında mermi izleri hala duruyor. Mermi duvardan geçseydi evde yatan çocuklar vurulabilirdi.
Asker: Boynunu kırarak öldürdüm
Askerler, öldürdükleri bir kişinin cenazesini yerde sürükleyerek, yaralı olan eşimin yanına getirdi. Eşime ‘bunu tanıyor musun’ diye sordular. Eşim de tanımadığını söyledi. Başımızda duran komutanlardan biri, cesedi getiren askerlerden birine cesedi göstererek ‘yaşıyor mu’ diye sordu. Asker ise ‘yaşıyordu ama boynunu kırarak öldürdüm’ diye cevap verdi. Demek biz o an eşimin başında olmasak onu da bu şekilde öldüreceklerdi.
‘İşbirlikçi’ diyerek normalleştiriyorlar
Eşim Kürt olduğu için ‘işbirlikçi’ diyorlar. Hepimiz Kürt’üz ve onlara göre de hepimiz işbirlikçiyiz. Eşim tarlasında kendi işini yapan bir insan. Eşime ‘işbirlikçi’ diyerek onu öldürmeyi meşrulaştırmaya, normalleştirmeye çalışıyorlar. Eşimden haber alamıyorum. Karakolda mı hastanede mi bilmiyorum. Sağlık durumundan endişe ediyorum. Kayınlarım avukat tutmuş fakat avukatın dahi görmesine izin vermemişler. Eşimi buradan sağ götürdüler ama orada öldürürler mi bilmiyorum.
Belki oğlumu öldüreceklerdi
Münir Serin’in annesi ise geçimleri tütüncülük yaparak sağladıklarını belirterek, oğlunun vurulduğunu öğrendikten sonra vurulduğu yere gitmeye çalıştığını, ancak askerler ateş açarak kendilerini engellendiği söyledi. Serin, şunları paylaştı: ”Üzerimize yüzlerce mermi sıktılar. Bırakmadılar yaralı oğlumun üzerine gidelim. Eğer çocuklarım askerlerden önce yaralı oğluma yetişmeseydi belki askerler onu öldürecekti. Allah onun hakkını onların yanında bırakmasın. Oğlumdan bir haber alamıyorum. Nerede olduğunu bilmiyorum. Zulüm altındayız. arlamıza ve bahçemize gidemiyoruz.”
AMED