Hessen Eyaleti emniyet müdürlüğü içerisindeki çete yapılanması ve polisler arasındaki gruplaşmalar sık sık Almanya’nın gündemine geldi. Özellikle de Frankfurt kentindeki polis teşkilatı öne çıkıyordu. Öyle ki dışarıdaki çeteler de Frankfurt polisine sızmıştı.

2011 yılında silah kaçakçılığı, uyuşturucu, fuhuş ve yabancı düşmanlığı tutumu ile tanınan “Hells Angels” (Cehennem Melekleri) isimli grubun bağlantılarını ortaya çıkarmak için polis birimleri bizzat Frankfurt Emniyet Müdürlüğü’nü basacaktı. Güvenlik birimleri, söz konusu çete ile bağlantılı polislere düzenlenen operasyonda 5 amir ve polis gözaltına aldı.

O dönem basın ve kamuoyunun hedefindeki isim ise Hessen Emniyet Teşkilatı Başkanı (HLKA) Sabine Thurau’dı. 2005 yılından itibaren Frankfurt Emniyet Müdürlüğü Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Thurau, 2010 yılında terfi ederek geçici olarak Hessen’deki teşkilatın başkanlığının koltuğuna oturdu.


Yalan ifade, görevi suistimali

Bu yıllarda polis içinde kendi ekibini kuruyan Thurau’nun has elemanlarında birisi de daha önce Hannover’deki özel birliklerde görev yapan Klaus B. adlı bir polis memuruydu. 2011 yılının sonunda Sabine Thurau yalan ifade verme, bazı polisleri kayırma, polislerin görevini kötüye kullanması suçlarından istifa etmek zorunda kaldığında, Klaus B.’nin de gerçek kimliği ortaya çıkacaktı.

2013 yılında Hessen Eyaleti eski savcısı Hans Christoph Schaefer, Klaus B.’nin 1994 yılında Hannover’de Kürt genci Halim Dener’i öldüren polis memuru Klaus T. olduğunu açıkladı. Özel birliklerde görevli Klaus, 1997 yılında Hannover mahkemesi tarafından aklandıktan sonra rahat etmesi için özellikle Frankfurt’a gönderilmişti.


Dener’in katili için yalanm ifade 

Frankfurter Rundschau gazetesinin 10 Mayıs 2013 tarihli sayısında, Klaus B.’nin yakın bir arkadaşının damadı olduğunu söyleyen eski savcı „Onu rahat etmesi için Hannover’den Frankfurt’a getirdik, benim için eski karıştığı olay bitmişti. Zaten ona hiç bu olayı sormadım“ sözleriyle katil polisi nasıl koruduklarını anlatıyordu.Mevzu ise Klaus B.’nin bir başka polis arkadaşıyla Brezilya’daki bir iş gezisi sırasında yaptığı yolsuzluktu. Her iki polis, Brezilya’daki görevleri sırasında kiraladıkları arabanın 572 Euro’luk faturasını devletin kasasından ödetince, haklarında soruşturma açıldı.

15 Eylül 2009 günü gerçekleşen her iki polisin duruşmasında Sabine Thurau, polislere sahip çıkarak, onların görevde kalmasını sağladı. Daha sonra ortaya çıktı ki onun katil polis Klaus B.’ye sahip çıkmasının bir başka nedeni vardı. 2006 yılında Sabine Thurau, Klaus B.’ye başka bir polis amiri hakkında yalan ifade vermesi için ikna etmişti. Bir nevi polis müdürü Thurau mahkemede Klaus’a vefa borcunu ödüyordu.


Kürtlere karşı “suikast oyunu’

Sabine Thurau’nın Frankfurt’ta emniyet müdürü yardımcısı olduğu o yıllarda Klaus B.’ye o kadar sahip çıkıyordu ki „Kürtler sana suikast yapacak, bilgisini aldık“ iddiasıyla Giessen’de yaşayan 4 Kürdün evinin basılmasını organize etti. 26 Temmuz 2007 günü Mezopotamya Kültür Derneği üyesi 4 Kürdün evi Frankfurt savcılığın kararıyla özel birlikler tarafından gözaltına alındı.

Polisin kapı, pencere kırarak evleri bastığı 4 Kürt yurtsever yaka paça, hatta yerlerde sürüklenerek polis arabalarına bindiriliyordu. Bir gün gözaltında kalan Kürtler, daha sonra serbest bırakıldı. Ancak çok geçmeden hepsinin suçsuz olduğu ortaya çıktı. Üstelik Frankfurt mahkemesi „suikast“ iddiasını gülünç buldu. 2008 yılında ise mahkeme baskından dolayı Kürtlere tazminat verilmesine karar verdi.


2013’te tekrar göreve getirildi

Böylesine kirli bir sicili bulunan Sabine Thurau 2011 yılında görevden alındı. Fakat ne gariptir ki Frankfurt mahkemesi, 2013 yılının Haziran ayında Sabine Thurau’yı temize çıkartacak bir karar aldı. Thurau hakkındaki suçlamaların ispatlanamadığını belirten mahkeme onu akladı ve bu sefer geçici değil, tam kadro Hessen Emniyet Teşkilatı Başkanlığı koltuğuna oturdu.

Sabine Thurau’nın yakın ekibinde yer alan polislerden birisi de MİT ile bağlantıları ortaya çıkan Wiesbaden Polisi Uyum Sorumlusu olan Türk kökenli başkomiser Döndü Yazgan’dı.

Hessen İstihbarat Dairesi Başkanı Robert Schaefer ve Hessen Eyaleti Emniyet Teşkilatı Başkanı Sabine Thurau, Yazgan’ın MİT’in köstebeği olduğuna dair Hessen Eyaleti İstihbarat Dairesi tarafından hazırlanan raporlara müdahale ettiği ve Yazgan’ın aklanmasını istediği öğrenildi. 

Yazgan’ın MİT ajanı olduğu ispatlanması halinde faturanın kendisine kesilmesi Sabine Thurau’nın en büyük korkusuydu. Thurau’nın baskısı sonuç vermiş İçişleri Bakanlığı müfettişleri Yazgan için ikinci bir rapor hazırlamıştı. Bu raporda Yazgan aklanıyordu. 

Fakat bu kez iç istihbarat kurumunun Anayasa Koruma Örgütü’nün Hessen Eyaleti’ndeki ekibi devreye girdi ve Yazgan’ın görevden uzaklaştırılması sağlandı.


JİTEM’ci Ağar ile görüştü 


Hessen Eyaleti’nde görev yapan Türk kökenli birbaşkomiser Döndü Yazgan’ın kimliğinin deşifre edilmesinden bir hafta önce, Türk devletinin tanınmış özel harekatçılarından JİTEM’ci Abdullah Ağar ile bir araya geldiği öğrenildi.Bremen ve Hamburg bölgesinde MİT elemanlarının Kürt siyasetçilere yönelik suikast planları ortaya çıkmış, MİT Ajanı Mehmet Fatih Sayan tutuklanmıştı. MİT’e çalıştığı ortaya çıkan ve Hessen’de görev yapan Yazgan’ın JİTEM elamanı ile Bremen’de görüşmesi akla Yazgan’ın Kürtlere yönelik suikast planlarında rol alıp almadığı sorusunu getiriyor.  Yazgan’ın kimliğinin deşifre edilmesinden ve „Welt am Sonntag“ gazetesinin ona ilişkin soruşturma haberini yayınlamasından bir hafta önce, Türk devletinin tanınmış özel harekatçılarından JİTEM’ci Abdullah Ağar ile bir araya geldiği öğrenildi. Yazgan ve Ağar arasındaki söz konusu görüşme 22 Temmuz cumartesi günü saat 18.00 ile 20.00 arasında Almanya’nın Bremen kentinde gerçekleşti. ANF’ye bilgi veren Bremen’deki bazı kaynaklar, görüşmeye Yazgan’ın iki çocukla katıldığını ve Ağar’ın kendisine „Hiç üzülmeyin, siz bizim için muhteşem birisiniz. Çok önemli işler başardınız“ dediğini aktardı.Türkiye’de „güvenlik uzmanı“ olarak kendisini tanıtan Abdullah Ağar, uzun yıllar Kürdistan’da JİTEM ve özel harekat elemanı olarak görev yapmıştı. 


‘Savunma için süre virildi’  

Bu arada ANF’nin haberinin ardından AKP’ye yakın „ehemedya“ adlı internet sitesi, Türk kökenli Alman başkomiser Döndü Yazgan’a „kendini aklayacak belgeler sunması“ karşılığında tekrar soruşturmaya alınıp, güvenlik soruşturmasından sonra tekrar göreve dönebileceğini yazdı. Yazgan’ın lehine hazırlanan bir rapora atıfta bulunan internet sitesinin şu bilgileri dikkat çekti:

„Rapor D.Y.’nin lehine, D.Y.’nin göç ve yabancılardan sorumlu memur olduğu için konsoloslukla görüşmesinin doğal olduğu belirtiliyor. Görüştüğü kişilerle de bu sebepten dolayı görüşmüş olabileceği yazılmış.“  


 ANF/HABER MERKEZİ