Çorlu'da katliam Saray'da kutlama

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi yakınlarında Kapıkule-İstanbul seferini yapan yolcu treninin 5 vagonu, raylardan çıkıp devrildi. Dün öğleden önce itibariyle 24 kişinin yaşamını yitirdiği 318 kişinin de yaralı olduğu açıklandı. Başbakanlık tarafından kaza ile ilgili geçici yayın yasağı getirildi.

Tekirdağ’ın Muratlı ile Çorlu ilçeleri arasındaki Sarılar Mahallesi yakınlarında meydana gelen kazada, yolcu treninin  5 vagonunun devrildiği belirtildi. Önceki gün Uzunköprü-Halkalı arasında 6 vagon, 362 yolcu ve 6 personel ile seferini yapan tren, Balabanlı- Çorlu arası km 162’de seyri esnasında, saat 17.00 sıralarında dizide bulunan 5 vagon raydan çıkarak devrildi. Kazanın menfez ile ray arasındaki toprağın boşalması nedeniyle meydana geldiği açıklandı. Sabah saatlerinde Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan ve Sağlık Bakanı Ahmet Demircan kazaya ilişkin birlikte bir açıklama yaptı. Son açıklamaya göre tren kazasında ölenlerin sayısı 24’e yükseldi, 318 kişi de yaralandı. Demircan, yaralılardan 124 yurttaşın tedavilerinin sürdüğünü, 194 yurttaşın ise ayakta tedavi edilerek taburcu edildiğini belirtti.

Ulaştırma Bakanı Arslan, tren kazasına dair “Elbette eksiklik varsa ortaya çıkacaktır ancak şunu ifade etmeliyim bu tip projelerde belli yıllara sari yapılan teknik kontroller, geometrik kontrolleri var. En son yılda bir kez yapılması gereken kontroller nisan ayında, yakın bir zamanda yapılmış” dedi.

Suçu yağmura attı

Arslan şöyle devam etti: “Yol boyunca tren teşkil elemanlarımız ve şeflerimiz kontrollerini yapar ilgili mercilere bildirir. 8 Temmuz’da 10.40 itibarıyla 07.00 trenimiz bu yolu kullanmıştır ancak daha sonra 14.20 ile 15.10 arası metrekareye saatte 32 kilogram yağmur düşmüş, bu da oradaki menfezde olağanüstü şişmeye, zira zemin sürekli aldığı yağış nedeniyle suya doygunluk nedeniyle olağanüstü şişkinlik olmuş. Tren raylarıyla menfez arasındaki malzemeyi götürmesi sonucu boşluk oluşturmuş, tren raydan geçtiği sırada zira raylar, traversler normal yoldaki gibi gözükmüş, makinistler tarafından görülme şansı yok. Lokomotif hattan geçtikten sonra oradaki boşluk anlaşılmış, lokomotif ve birinci vagon yoldan çıkmadan devam etmiş, birinci vagon dray etmiş yani yoldan çıkmış ancak mevcut pozisyonunu korumuş, diğer vagonlar menfezi geçmekle yan yatmışladır.”

Yayın yasağı getirildi

Başbakanlık tarafından tren kazasıyla ilgili geçici yayın yasağı getirildi. Yayın yasağını değerlendiren Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan, “Meydana gelen kazada çok ciddi kayıplar, büyük ihmaller ve suçlular var. Bu kazada birinci dereceden iktidar sorumlu görünmemesi için yayın yasağı getirildi” dedi. Yayın yasaklarının iktidarın temel politikası olduğunu dile getiren Boltan, şunları ekledi: “Aslında OHAL, KHK’lar ve tek tipe dayalı iktidar yönetimi hepsi halkın bir şeyler öğrenmemesi için çaba gösterdikleri ve basına yönelik gösterdikleri uygulamalardır. Bu da onlardan bir tanesidir.”

Yayın yasağını protesto eden Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “İhmalleri engelleyin haberleri değil!” ifadesini kullandı.

HDP MYK imzasıyla yayınlanan açıklamada, kazaya sebep olan her türlü ihmal ve sorumsuzluğun ortaya çıkarılması, sorumluların cezalandırılması ve tüm bu süreçlerin şeffaflıkla  yürütülmesinin gerekliliğine dikkat çekilerek, “Bu hükümetin sorumluluğudur. Ancak hükümetin ilk refleksi, kazaya ilişkin kamuoyunu bilgilendiren yayınlara yasak getirmek olmuştur. Sorumluluktan kaçmaya çabalayan bu zihniyetin insan hayatını önceleyen adımlar atması, yasak getirmek yerine kazaları engelleyecek önlemleri alması gerekmektedir” denildi.

2 makinist kurban seçildi 

24 kişinin yaşamını yitirdiği, 318 kişinin ise yaralandığı kazayla ilgili hiçbir sorumluluk almayan hükümet, 2 makinisti gözaltına almakla yetindi.

Ödenek yok diye

Çorlu’da meydana gelen tren faciasına ilişkin çok ciddi bir skandal gündeme geldi. 11 Haziran’da hattın bakımı için ihaleye çıkıldı. Ancak ihale seçimden 3 gün önce iptal edildi. Gerekçesi ise ödenek tahsis emrinin bir türlü çıkmamış olması.

BTS: Bekçileri yok

Duvar’dan Özlem Akarsu Çelik’e konuşan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Genel Başkanı Hasan Bektaş, yol kontrolü yapan personelin olması halinde kazanın yaşanmayabileceğini söyledi. Bektaş, “Demiryollarıyla ilgili ‘yol bekçisi’ dediğimiz, günlük rutin yaya olarak yol kontrolünü yapan arkadaşlarımız vardı. Yol bekçileri yaklaşık 5 yıl önce kaldırıldı. Dolayısıyla şu anda yol kontrolü yapılmıyor” dedi.

“Kamu kurumlarında birçok personelde eksiltmeye gidildi” diyen Bektaş, “İş kâra döküldü, emniyet tedbirleri maliyetli olduğu için kaldırıldı. Kısa zaman önce büyük bir bakımdan geçmiş bir bölge orası ama ne yazık ki bu olay yaşandı. Yol bekçileri olsaydı böyle bir kaza olmazdı muhtemelen” şeklinde konuştu.

Kaza ile açıklanamaz

Evrensel’e konuşan Makine Mühendisleri Odası Çorlu Temsilcilik Sekreteri Birtan Altan, şunları söyledi: “Olay yerine güvenlik güçleri bizleri de yaklaştırmadı. Fakat ilk görgü tanıkları ve fotoğraflardan edindiğimiz ilk izlenim, yoğun yağış sonrası yanlış hesaptan dolayı yetersiz olan menfezin taştığı yönünde. Bundan dolayı ray alt yapısı zayıflıyor veya bozuluyor. Burada ya hesap hatası ya da uygulama hatası var. Trenin üzerinden geçtiği ağırlığa dayanamayıp raylar ya çöküyor ya da kayıyor. Çünkü şimendifer ve ilk vagon menfezi sağlam geçmiş ama arkadaki 5 vagon devrilmiş. Daha detaylı raporumuzu detaylı incelemeden sonra yapacağız. Ama şunu söylemek isterim ki bu sadece bir kaza ile açıklanamaz. Özelleştirme ve iktidarın ve denetimleri odalardan alıp özel şirketlere vermesinin bir ürünüdür bu kaza.”

İMO: Zemin güçlendirilmemiş

Yaşanan son tren kazasının çok sayıda tren kazasında olduğu gibi yine nedeninin yağmura bağlandığını belirten İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Başkanı Cemal Gökçe, “İlk resmi açıklamalar ölümlü kazanın nedenini yine yağmura bağladılar! Her afet sonrası ifade edildiği gibi konunun özünü unutup sonucuna göre hüküm verdiler” dedi.

Trenin geçmiş olduğu tarlanın son derece gevşek bir zemine sahip olduğunu belirterek, “Yol üst yapısının oturduğu alt yapıda yeterli zemin iyileştirilmesi yapılmış mıdır?” diye soran Gökçe, çekilen fotoğrafların zemin güçlendirilmesinin yapılmadığını gösterdiğini söyledi. “Bu tür zeminlerin yağmurlara fazlaca direnemeyeceği teknik olarak bilinmesine rağmen, yağmur sonrası öncelikli risk taşıyan yerler, tren geçmeden önce kontrol edilmiş midir?” sorusunu da soran Gökçe, “Rayların oturduğu beton balastların altı boşaldığına ve bu boşalmanın kazaya neden olduğu çekilen fotoğraflardan anlaşıldığına göre, demiryolu hattının riskli yerlerinde herhangi bir kontrol yapılmamış gibi bir izlenim yaratıyor insanda” şeklinde konuştu.

   

Rutin kontroller

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna da, “İlk defa yağmur yağıyor ve böyle bir şey oluyor değil. Burada bir de rutin kontrollerin yapılaması lazım. O rutin kontrollerin yapılmamasından dolayı kazanın olduğunu tahmin ediyoruz. Ama bunu projelendirme durumuna da bakmak gerekir” dedi.

Malzemeden çalmışlar 

TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Battal Kılıç da tren raylarının altına yapılan dolguda yanlışlığın olduğunu belirterek, “Yağmur yağdığında rayların altına döşenen malzemenin yağmurdan etkilenmemesi gerekiyor. Toprak dolguyla zemini doldurursanız bir süre sonra aşırı yağış toprağı doyurduğunda dolayısıyla çökme meydana gelir. Ama raylı sistemlerde, ray altına döşenen malzemeler yağmurdan etkilenmemesi gerekir. Malzeme, yağan yağmuru ızgara gibi geçiren ama çökmeyi engelleyen bir malzeme olmalıdır” diye konuştu. Rayları döşeyen yüklenici firmanın yeteri kadar denetlenmemiş olabileceğini sözlerine ekleyen Kılıç, “Yeteri kadar denetim olsaydı çökme meydana gelmezdi. Öyle rastgele bir dolguyla geçiştirilemez. O anlamda standartlara uygun malzemelerin kullanıldığı konusunda şüphelerimiz var” dedi.

Tren kazalarında meydana gelen ölümlere değinen Kılıç, şöyle devam etti: “En son Pamukova kazasında da kimse ceza almadan, sorumluların hepsi serbest bırakıldı. Maalesef bizi yönetenler yaptıkları hataları kanun önünde yeteri kadar gerekli cezayı almıyorlar ve bu hatalar da devam ediyor. Geçmişte yaşanan kazaların sorumluları cezalandırılmış olsaydı. Bu kadar cesaretli davranamazlardı.”

   

Cevap bekleyen sorular

Tren kazasını incelemek için bölgeye giden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer,  incelemelerde bulundu. Ulaştırma Bakanlığı’nın, kazanın “aşırı yağışlar nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprağın boşalmasından kaynaklı meydana geldiği” yönündeki sözlerini hatırlatan Yüceer, şu soruları sordu:

– Menfez ve ray arasındaki toprağın boşalmasını engelleyecek bir mühendislik tekniği henüz icat edilmemiş midir?

– O bölgede neden denetimler yapılmamıştır?

– Güzergahlarda bu tür durumlarda arızaları haber vermek üzere görev yapan ‘yol bekçilerinin’ demiryollarındaki özelleştirmeler nedeniyle kadro dışı bırakılmasının gerekçesi nedir?

– Menfez temizliği yapılmadan dolguyla rayların yükseltilmesinin gerekçesi nedir?

– Traverslerin hemen dağılması yine bir kalite sorunu değil mi?

Travers fabrikaları kapatılmış, özel firmalar kollanarak tekelleşme sağlanmış. Kamuoyu bu ve benzeri birçok soruya yanıt beklemektedir.

 HABER MERKEZİ


HDP: Hükümet sorumlu

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, HDP Kadın Meclisi toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada Çorlu’da meydana gelen kazadan Devlet Demir Yolları ve Ulaştırma Bakanlığının sorumlu olduğunu belirtti. Çorlu’da yaşanan olayın kaza değil, cinayet olduğunu vurgulayan Buldan, “Çorlu’dan geçen Halkalı – Muratlı hattının menfez bakım ihalesini iptal eden Devlet Demir Yolları’nın üst düzey yöneticileri ve Ulaştırma Bakanlığı bu olayın sorumlularıdır. Ağır bir ihmal ve tedbirsizlik söz konusudur. Bu olayda ihmali olanların bir an önce cezalandırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu tür olayların kaza denilerek geçiştirilmesine asla izin vermeyeceğiz” dedi.

HDP Eşbaşkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin de aralarında bulunduğu kalabalık bir heyet, Çorlu’ya gitti. Buldan ve Temelli’nin yanı sıra milletvekilleri Barış Atay, Erkan Baş, Hasan Özgüneş, Hüda Kaya ile Merkez Yürütme Kurulu, Parti Meclisi üyeleri ve Tekirdağ il yöneticilerinden oluşan heyet, Çorlu’ya giderek, yaşananları yerinde inceledi.


Faciayla geldi faciayla gitti

11 yıl üst üste Ulaştırma Bakanlığı yapan Başbakan Binali Yıldırım’ın bakanlık dönemi 2004’te 41 kişinin yaşamını yitirdiği Pamukova tren faciası ile başlamıştı, görevini bırakması ise bu kez 24 kişinin yaşamını yitirdiği Çorlu’da yaşanan facia ile oldu.

58, 59, 60 ve 61. hükümetlerde Ulaştırma Bakanlığı yapan Yıldırım, AKP iktidarının en çok önem verdiği ulaştırma projelerinin bir çoğunu bakan olarak yürüttü.  Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanlığı koltuğuna oturmasının ardından en büyük sınavla Sakarya Pamukova’da yaşanan hızlandırılmış tren faciası ile karşılaştı. Binali yıldırım, 41 kişinin yaşamını yitirdiği Pamukova’daki tren kazasının ardından, istifa etmesi gerektiği yolundaki eleştirilere “Ben çok rahatım. O direksiyonu ben kullanmıyorum ki kardeşim. Bu seferlerle ilgili olarak 600 kişinin imzası var” diyerek cevap vermişti. Kazanın ardından dönemin TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman hakkındaki soruşturma izni kazadan 3.5 ay sonra ekim ayında verilmiş, bu izin de Mart 2005’te Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırılmıştı.

 22 Temmuz 2004’te meydana gelen ve 41 kişinin yaşamını yitirdiği kazanın ardından yapılan yargılama ise 10 yıl sürdü. 7 buçuk yıllık zaman aşımı sonrası 20 Ocak 2012’te zaman aşımından dolayı düşen dava, yeniden açılmış ve kararlar verilerek Yargıtay’a gönderilmişti. Yargıtay’ın zaman aşımının kaldırılmasına yönelik kararına uyan Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘Taksirle Demiryolu Kazası tehlikesine sebebiyet verme’ suçlarından yargılanan birinci makinist Fikret Karabulut’u 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve bin 500 lira para cezası, ikinci makinist Recep Sönmez’i ise 1 yıl 15 gün hapis ile 150 lira para cezasına çarptırdı. Recep Sönmez’in cezası ertelendi. Aynı davanın sanığı olan tren şefi Köksal Coşkun’un beraat kararı daha önce yüksek mahkemece onanmıştı.

Faciayla veda etti

Anayasa değişikliği ile lağvedilen başbakanlık makamının son başbakanı olarak tarihe geçen Binali Yıldırım, en uzun süre bu koltukta oturarak rekor kırarken, göreve başladığında Türkiye’nin en büyük tren facialarından biriyle iş başı yaparken, başbakanlığa vedası da yine büyük bir tren faciasıyla oldu. Erdoğan’ın yemin ederek göreve başlamasıyla resmen sona erecek başbakanlık görevinin son gününde de Çorlu’da yaşanan ve 24 kişinin yaşamını yitirdiği büyük bir faciayla görevi bırakıyor.


Cinayet işleniyor

İktidarı yayınladığı raporlarla uyaran KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) her türlü baskıya maruz kaldı. BTS eski Genel Başkanı olan Nazım Karakurt, Pamukova’daki kaza yaşandığında BTS yöneticisiydi ve yakından takip etti. Karakurt, o dönem yaptıkları bütün uyarıların şimdi Çorlu’da yaşanan tren kazasında bir kez daha yaşandığını belirterek, “Bunlara kaza denilemez. Bunlar düpedüz cinayettir. Ama iktidara kalsa bu işin fıtratında var” dedi.

Dünyada son 20-25 yılda demir yolculuğunun çağ atladığını ve bugün saatte 450-500 km hız yapan sistemler bulunduğunu belirten Karakurt, “İnsanlar üst ve alt yapılarını çok farklı yapılıyor. Bilimsel gelişmelerin ışığında bu hizmeti verebiliyorlar. Ama bizim ülkemizde eski kafa ile dünyayla yarışmaya çalışan bir anlayış var” şeklinde konuştu. Türkiye’de demiryolu taşımacılığı için AKP döneminde ciddi paralar ayrıldığını belirten Karakurt, ancak bu paraların sistemi geliştirmek için değil, yandaşlara peşkeş çekmek için kullanıldığını söyledi. Yaşanan bu kazaların nedenine de dikkat çeken Karakurt, yaşananların “Teknolojinin nimetlerinden faydalanmayan, bilimi reddeden, STK’lerle çalışmayı istemeyen, liyakata değil, yandaşlığa önem veren siyasete” dayalı anlayıştan kaynaklandığını söyledi.

Bir çocuk bile anlar

“Çorlu tren kazasının resimlere baktım. Ben değil, bir çocuk bile bu resimlere baksa der ki; Burada malzeme eksikliği var. Bunu uluslararası standartlara göre yapmazsanız sel gelir, götürür. Sonra siz Allahın lütfu dersiniz” diyen Karakurt, şunları söyledi: “Çağdaş ülkelerde yol kontrolü yapan araçlar var. 4-5 yıl öncesine kadar yol bekçileri vardı. Bu yol bekçileri demir yollarını kontrol ederdi. E şimdi maliyetli diye özelleştirmeden sonra bu yol bekçiliğini kaldırdılar. Yol mühendisi, yol çavuşu yok. Gerekçe kadrolaşarak yandaşlara peşkeş çekilerek bu olayların önü açılıyor. İlgili şirket uluslararası standartlara göre bu işi yapmamış. Bu aleni ve açık bir cinayettir. Ülkede gerçek savcılar olsaydı anında TCDD Genel Müdürlüğü hakkında soruşturma başlatırlardı. Çorlu’da yaşanan tren kazası bir katliam, cinayettir. TCDD Genel Müdürleri bu işten sorumludur. Çağda ülkelerden bu işin sorumlusu olanlar istifa mekanizmasını işletir.”

Personelin yüzde 50’si azaldı 

Yaşananların önüne geçmek için BTS olarak 2013’te iş bırakma eylemi yaptıklarını ve bu yüzden birçok baskıya maruz kaldıklarını söyleyen Karakurt, “95’ten günümüze kadar yüzde 50 oranında bir personel azalımı var. Eskiden personeller eğitime girerlerdi. Şimdi 2 ayda eğitim alıp sizi makinist yapıyorlar. Bunun gerekçesi yandaşlara dayanıyor. Cengiz Holding bu tür ihaleleri alıyor” dedi.


Türkiye’de gerçekleşen tren kazaları

Türkiye’de gerçekleşen tren kazalarında çok sayıda kişi hayatını kaybetti ya da yaralandı. Kazaların ardından, tren yollarındaki ihmaller, bakımsızlıklar ya da özelleştirme uygulamaları gündeme geldi, soruşturmalar başlatıldı. Ancak kazalar unutulunca, ihmaller de unutuldu.

İşte Türkiye’de gerçekleşen ve can kaybı yaşanan tren kazaları:

  • 7 Ekim 1945 – Erzincan, Bağıştan’da iki yolcu treninin çarpışmasıyla 40 kişi öldü, 40 kişi de yaralandı.
  • 9 Ekim 1948 – Ankara’da bir yolcu treninin raydan çıkması sonucunda 38 kişi öldü, 103 kişi de yaralandı.
  • 17 Mayıs 1952 – Niğde, Ulukışla’da yolcu treni raydan çıktı 31 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.
  • 20 Ekim 1957 – İstanbul Yarımburgaz’da iki yolcu treni çarpıştı, 95 kişi öldü, 150 kişi yaralandı.
  • 30 Nisan 1961 – İstanbul, Kartal, Cevizli’de iki yolcu treninin çarpışması sonucunda 15 kişi öldü, 70 kişi yaralandı.
  • 31 Ekim 1972 – Konya’dan İstanbul’a giden bir yolcu treni Eskişehir’de bir yük trenine çarptı. Kazada 38 yolcu hayatını kaybetti, 45’i ağır 90 kişi yaralandı.
  • 5 Ocak 1979 – Ankara, Esenkent’de (Sincan) Anadolu Ekspresi Boğaziçi Ekspresine çarptı, 20 kişi öldü, 136 kişi yaralandı.
  • 9 Ocak 1979 – Ankara, Behiçbey mevkiinde iki banliyö treni çarpıştı; 32 ölü, 81 yaralı.
  • 3 Mayıs 1980 – İzmit’te 2 yolcu treni çarpıştı; 17 ölü, 25 yaralı.
  • 7 Haziran 1980 – Kayseri’de bir yük treniyle Van Gölü Ekspresi’nin çarpışması sonucu 25 kişi öldü.
  • 4 Mart 1990 – Polatlı’da iki yolcu treni çarpıştı: 2 ölü, 49 yaralı.
  • 1992 – Muş’ta rayların sökülmesi nedeniyle tren nehre düştü: 5 ölü, 41 yaralı
  • 1995 – Ulukışla’da ray otobüsü yük vagonlarına çarptı: 3 ölü, 30 yaralı
  • 1998 – Eskişehir’de Başkent Ekspresi raydan çıktı: 2 ölü, 18 yaralı
  • 2002 – Temelli’de yolcu treni raydan çıktı: 1 ölü, 8 yaralı
  • 22 Temmuz 2004 – Hükümetin hızlandırılmış tren projesi faciaya yol açtı. İstanbul-Ankara seferini yapan Yakup Kadri Karaosmanoğlu Ekspresi, Sakarya Pamukova Mekece yakınlarında kaza yaptı. 41 ölü, 89 yaralı.
  • 11 Ağustos 2004 – Tavşancıl’da iki yolcu treni çarpıştı: 8 ölü, 88 yaralı
  • 6 Temmuz 2015 – Sivas’ın Kangal ilçesi yakınlarında 2 yük treninin çarpışması sonucu yaşanan kazada 1 makinist öldü, 1 makinist ise yaralandı.
  • 6 Mayıs 2017 – Ankara-Kırıkkale hattında ilaçlama yapan trenin vagonu devrildi. Vagonun altında kalan işçilerden biri yaşamını yitirdi, 3 işçi yaralandı.
  • 4 Ağustos 2017 – Elazığ’da yük treni devrildi: 2 makinist yaşamını yitirdi
  • 8 Temmuz 2018 – Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi yakınlarında yolcu treni devrildi; 24 kişi hayatını kaybetti.

JMO’ya göre öngörülebilir nedenler

Tren faciasının öngörülebilir ve önlenebilir nedenlerle meydana geldiğini açıklayan JMO Yürütme Kurulu, sorumluların ortaya çıkarılması; kazanın tarafsız bir komisyon tarafından ele alınarak sonucunun kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.

Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Yürütme Kurulu, yolcu trenini kazasıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın, “Kazanın aşırı yağmur yağışları nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprağın boşalması nedeni ile meydana geldiği tespit edilmiştir” açıklamasının, menfez kesit ve projeleri ile menfez üstü ve çevresinde taşkın sularına karşı yapılması gereken dolgu ve koruyucu duvarların usulüne uygun yapılmadığının itirafı olduğunu kaydetti.

Usulüne uygun değil

JMO’nun açıklamasına şöyle devam edildi: “Yapı yerindeki zeminin jeolojik-jeoteknik özellikleri ile bölgenin meteorolojik özellikleri dikkate alınarak yapılması gereken menfez kesit ve projeleri ile menfez üstü ve çevresinde taşkın sularına karşı yapılması gereken dolgu ve koruyucu duvarların usulüne uygun yapılmadığı görülmektedir. Facianın meydana geldiği bu menfez geçişinde yukarıda belirtilen mühendislik parametrelerinin dikkate alınmaması ve toprak dolgu yapılması kazaya adeta davetiye çıkarmıştır. Çok hızlı tren mühendislik hizmetlerinin gerçekleştirildiği 21. yüzyılda, basit mühendislik hatalarına dayalı ölümcül kazların yaşanması bilime, mühendisliğe önem vermeyen anlayışların bir ayıbı olarak maalesef tekrar tekrar bu ülkede ortaya çıkmaktadır. Bu facia da pek ala öngörülebilir ve önlenebilir nedenlerle meydana gelmiştir.

Tarafsız komisyon 

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, demir yolu projelerinin güzergah seçiminden başlayarak, tünel, köprü, menfez gibi yol boyu büyük veya küçük bütün mühendislik yapılarında jeoloji bilim ve uygulamalarından başlayarak rant yerine bilimin ve mühendisliğin gereklerinin yerine getirilmesinin hayati önem taşıdığını bir kez daha ifade ediyoruz. Güzergâh seçiminde, projelendirmede, yapım, izleme ve kontrol süreçlerinde çağın mühendislik bilim ve uygulamalarını dikkate almayan ve 24 yurttaşımızın yaşamını yitirmesine neden olan Ulaştırma Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü sorumluları derhal ortaya çıkarılmalı, konu; tarafsız bir komisyon tarafından ele alınarak sonucu kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Tren seferi yapılmamış olacaktı 

Ayrıca TCDD Yapım ile TCDD Taşımacılık dairelerinin 14 Haziran 2016 yılında ayrılması sonucunda; yapım ve taşımacılık plan ve hedeflerinin birlikte değerlendirilmediği, yapım aşamasında şartname kriterlerinin müteahhit firmaların insafına bırakıldığı, 2013 yılına kadar demiryolu güzergahlarında görevli olan ‘Yol Bekçileri’nin maliyet kapsamında işlerine son verilmesi ve rutin günlük kontrollerin yapılmaması bugün yaşadığımız kazanın bir diğer önemli nedeni olarak görülmektedir. Şayet bu personeller olsaydı, menfez ile ray arasındaki dolgu ve balastın gitmiş olduğu görülecek ve ilgili tren seferi yapılmamış olacaktı. Bilim ve aklın bu ülkede egemen olması ile kazalara da, facialara da engel olmak mümkündür.”

Paylaş X Facebook LinkedIn WhatsApp