Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Neden ve ne zamandan bu yana zindandasınız? Böyle bir eylemde yer alma nedenini paylaşır mısınız?
1978 Amed/Dicle doğumluyum. 16 yaşında cezaeviyle tanıştım. Antep Cezaevi'nden 1998'de tahliye oldum. Gerillaya katıldım. 2008'de yaralı esir düştüm. 2008'den beri tutukluyum. Hiç kuşkusuz insan, bizim için en kutsal varlıktır. Lakin karşınızda öyle bir devlet zihniyeti var ki insan-toplum adına ne varsa ayaklar altına alınmış. Bunlara sessiz kalmak insan olmaktan çıkmaktır. Dolayısıyla direnmek bizler için en haklı ve en kutsal eylemdir. Yani bedenimizi sadece ölüme yatırmıyoruz. Direniyoruz. Halkımızın özgürlüğü için direniyoruz. Önderliğimizin özgürlüğü için direniyoruz. Dilimiz, kimliğimiz için direniyoruz.

12 Eylül'den bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevindesiniz. Eyleminizin amacını ve hedefini kamuoyuyla paylaştınız. Bunu tekrarlama mahiyetinde de olsa amacınızın ve taleplerinizin neler olduğunu belirtebilir misiniz?

Bugün de 12 Eylül faşizmini aratmayan uygulamalar sürmektedir. Hem de daha katmerlisi. Uygulayıcısı Erdoğan, AKP Hükümeti'dir. Öcalan üzerindeki ecrit 13 yıldır sürüyor ama son bir buçuk yıldır hiç görüşme yapılmadı. Siyasi, kültürel ve askeri soykırım operasyonlarını sürdürüyor. AKP Hükümeti'nin ne bir çözüm vizyonu ne hedefi ne de yol haritası vardır. Çünkü karakterinde Kürt sorununu çözme yoktur. Bu sebepten eylemimizi 12 Eylül tarihinde başlattık. Taleplerimize gelince; öncelikle Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması. İkincisi ise anadilimiz Kürtçede eğitim ve savunma hakkının anayasal güvenceye alınmasıdır.

AKP Hükümeti Öcalan üzerinde böyle derinleştirilmiş bir tecridi uygulamakla neyi amaçlamaktadır?

Güya halk, PKK ve Sayın Öcalan arasındaki iletişimi keserse sorun hal olacak. Yine Sayın Öcalan'ı bir tehdit unsuru olarak hem PKK'ye hem de halkımıza karşı kullanıyor. Bu provokatörlükten başka bir şey değil.

Kürtlerin dili hayattan koparılmıştır. Eğitimde, sağlıkta, savunmada vb. birçok alanda bir halk için dilin önemi bilinmektedir. Bu konuda Kürtler ne yapmalıdır?

Dilimizin özgürlüğü için sonuna kadar direneceğiz. Çünkü dilimiz kimliğimiz, onurumuzdur. Bunun için öncelikle dilimizi kendimizde başlatmalıyız. Evimizde, ailemizde, çocuklarımızla konuşarak, yaşam diline dönüştürerek başlatmalıyız. Bundan sonrası devletin tüm kurumlarında Kürtçe konuşmak, cevap vermek; işte mahkemelerde, valiliklerde, nüfus müdürlüklerinde, hastane, postane, okullar vb. kurumlarında Kürtçeyi artık hissettirmemiz gerekir. Dilekçelerimiz, başvuru yazılıyor gibi yazılı alanda da Kürtçeyi kullanmalıyız.

"Eylemimiz sonuç alıncaya kadar sürecek" açıklamasını yaptınız. Bunun için halkımıza ve demokratik kamuoyuna çağrınız ne olabilir?

Doğrudur, eylemimiz sonuç alıncaya kadar sürecek ve tedaviyi kabul etmeyeceğiz. Sorun birkaç siyasi Kürt tutsağın başlattığı açlık grevi değildir. Sorun tutsakların Kürt sorununun çözümü için bedenlerinin ölüme yatırmasıdır. Bu ciddidir. Halkımızdan ve kamuoyundan, yine duyarlı insanlardan, demokratlardan, aydın ve yazarlardan binlerce tutsağın başlatmış olduğu bu eyleme destek olmaları, ses olmaları, sahip çıkmalarını istiyoruz. Kürt sorununun demokratik çözümünü ben de istiyorum diyen kim olursa olsun taleplerimizi, eylemlerimizi desteklemeli ve sahiplenmelidir.