KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı,gerillanın Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bırakma konusu ve bunun iradesi tamamen Kürt Özgürlük Hareketi’ne ait olduğuna dikkat çekerek, “HDP’nin ve Önder Apo’nun ‘silah bırak’ çağrısı yapmasını beklemek ve bu yönlü dayatmalarda bulunmak çözümsüzlükte ısrardır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, seçim sonuçlarının da Türkiye’ye demokratikleşmeyi dayattığı belirtilerek, en başta da Kürt sorununun çözümünün beklendiği ifade edildi. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün tüm toplumsal sorunların çözümünde ayak bağı olduğu gibi sadece iç politikada değil, dış politikada da tıkanma etkeni olduğu hatırlatılan açıklamada, 13 yıllık AKP iktidarı boyunca yaşananlar özetlendi. 

7 Haziran seçimleriyle birlikte on yıldır demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için adım atmayan; patinaj yaparak sorunları ağırlaştıran AKP Hükümeti son bulduğu kaydedilen açıklamada, yeni dönemde artık eskinin tekrarının kabul edilemeyeceği belirtildi. Doğrudan çözüme yönelik politika, adım ve uygulamalara ihtiyaç olduğu ifade edilen açıklamada, “Artık kamuoyuna açık ve şeffaf politika ve uygulamalara ihtiyaç vardır. Kuşkusuz Kürt sorununda Kürt Özgürlük Hareketi taraftır; Önder Apo da baş müzakerecidir. Kürt sorunu müzakereler ve Meclis’in devreye girmesiyle çözülecek bir sorundur.”


Belirleyici üç adım

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasında, ilk başta iki temel adımın atılması gerektiğinin altı çizildi:

* Önder Apo’nun özgürlüğü başta olmak üzere müzakere koşullarının hazırlanması, 

* Bu müzakere temelinde Meclis’in devreye girmesidir. 

Kuşkusuz bu iki temel konu açısından tahkim edilmiş ve tarafların karşılıklı uyacağı bir çatışmasızlığa ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.

Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için bu üç adımın atılması gerektiği belirtilen açıklamada, “Şimdiye kadarki görüşme ve ilişki biçimi ve Önder Apo’nun esareti koşullarında bir müzakere yürütülemez. Önder Apo’nun bulunduğu durumun ve ilişkiler ortamında baş müzakereci rolünü oynayamayacağı netleşmiştir. Dolayısıyla artık sadece HDP Heyetinin Hükümetin keyfi belirlediği zaman içinde biçimde İmralı’ya gidip geldiği, bazı görüş alış verişlerin yapıldığı bir durum sürecin var olduğu ve Kürt sorununun çözümünü sağlatacak müzakere sürecine geçildiği biçiminde gösterilemez. Avukatların bile görüşmediği, aile ve HDP Heyetinin gidişinin bile Hükümetin keyfinde olduğu bir ortamda çözüm için müzakere yapılamaz ve hiçbir sonuç alınamaz… Bu konuların sağlanmadığı hiçbir görüşmeyi, ilişkiyi ve yaklaşımı çözüm süreci olarak kabul etmeyeceğimiz bilinmelidir” denildi.


Türkiye’ye karşı silahlı mücadele

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şunu açıkça bir kez daha vurguladı: “Gerillanın Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bırakma konusu ve bunun iradesi tamamen Özgürlük Hareketimize aittir. Şunu herkes bilmelidir ki; HDP, PKK’nin yasal partisi değildir. Zaten bileşimi bunu ortaya koymaktadır. Böyle bir çağrıyı HDP yapamayacağı gibi mevcut İmralı koşullarında bulunan Önder Apo’nun da böyle bir çağrıyı yapması mümkün değildir. HDP’nin ve Önder Apo’nun “silah bırak” çağrısı yapmasını beklemek ve bu yönlü dayatmalarda bulunmak çözümsüzlükte ısrardır ve bunu da Özgürlük Hareketimizin kabul etmesi mümkün değildir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin Önder Apo özgürleşmeden, çözüm iradesi ortaya çıkıp ciddi adımlar atılmadan silahları bırakması mümkün değildir.” 

Daha dün Amed sokaklarında ve başka yerlerde Kürdistan halkına silahla saldıranlar ve katledenler varken, Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamı için hiçbir güvence yokken Özgürlük Hareketi’nden silahları bırakmasını beklemenin halkın yaşamının ve varlığının celladına teslim etmesini istemek anlamına geleceği dile getirilen açıklamada, “Polis ve askerin gözü önünde çetelerin halkımıza saldırmasına göz yumanların, bunu Kürt halkını sindirme yolu olarak düşünenlerin gerilladan silah bırakmasını istemesi ne ciddiye alınır ne de dikkate alınır” diye kaydedildi. 

Tüm sorunların çözümü açısından çoğulcu demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğu belirtilen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Bu temelde tüm siyasi partileri, demokratik kuruluşları, basını, aydınları, yazarları, sanatçıları, kadınları, gençleri, emekçileri, tüm etnik ve inanç topluluklarını sorumluklarını üstlenmeye, özgür ve demokratik Türkiye’yi yaratmaya, tüm sorunların çözümünü sağlamaya çağırıyoruz” dedi. 


ANF/BEHDİNAN