
Apollon Akademiler Komutanlığı bünyesinde eğitim gören gerillalar eğitimlerini düzenlenen bir törenle sona erdirdi. Törene katılan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Merkez Karargâh Komutanı İrfan Amed ile YJA Star Merkez Karargâh Komutanları Delal Amed ve Gülistan Gelhat mezun olan gerillalara diploma verdi.
Murat Karayılan diploma töreninin ardından gerillalara yaptığı toplantıda gündemdeki önemli konuları değerlendirdi. Kürdistan tarihinden kesitleri, birinci ve ikinci paylaşım savaşları ile sonrasını ve PKK’nin çıkışyla birlikte günümüze kadar ana hatlarıyla özetleyen Karayılan, Erdoğan’ın öncülüğünde gelişen AKP rejiminin kaderini Kürdistan devrimini boğmaya bağladığını vurguladı. AKP rejiminin sadece resmi sınırları içerisindeki Kürtleri değil, diğer parçalardaki Kürtlerin de özgürlük mücadelesini boğmak için saldırıya geçtiğini kaydeden Karayılan, varlığını Kürdistan Özgürlük Mücadelesini boğmakta gördüğünü söyledi.
Dünyada eşi benzeri yok
Karayılan şöyle devam etti: “Onun için ‘ya istiklal ya ölüm’ dediler. Dünyada eşi benzeri hiç görülmemiş bir şey bu; ezilen bir halk dili yasaklanmış, ülkesi sömürgeleştirilmiş, bütün zenginlikleri talan edilmiş bir halk, hakkını istiyor; ama bu sömürgeciliği geliştiren devlet Kürt halkının hak istemesini kendisi için bu savaşı varlık yokluk meselesi olarak görüyor ve ‘ya ölüm ya istiklal’ diyor. İstiklalini Kürdistan’ın soykırımında görüyor. Bu kadar şoven, ırkçı bir anlayış, varlığını buna bağlıyor. Bu kirli amacına ulaşmak için fitne fesat ile Kürtler arası çatışma yaratma, bazı Kürt gruplarını yanına alma ve onları koltuk değneği yapma ve bu temelde Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin hamlesini boşa çıkartmak istiyor. Onun için Önder Apo’ya karşı çok yoğun bir saldırı geliştiriliyor.
Öcalan’ı teslim alamazlar
İmralı’da yürüttükleri bu politikayla Önder Apo’yu teslim alamazlar. Onun için tecridi daha da ağırlaştırıp Kürt halkının psikolojisini bozmak istiyorlar. Yürütülen savaş, irade savaşıdır. Onlar Kürt halkının iradesini bu şekilde kırmayı hedeflemektedirler. Kürt halkı durumu anlamış bulunuyor ve Önderliğine sahip çıkıyor. Kürt halkı şunu biliyor ki, Önderliğine sahip çıkamazsa; iradesine, geleceğine ve özgürlüğüne de sahip çıkamaz. Bu çerçevede açlık grevi eylemleri anlamlıdır. Bunun etrafında Kürdistan halkının değişik biçimlerde gelişen tüm eylemleri değerlidir. Cezaevleri de açlık grevine başlayacak ve tıpkı 2012 gibi hatta ondan daha gelişkin bir direniş dalgasına yol açacağı biliniyor. Bunu gören AKP rejimi bu dalganın önünü almak amacıyla Önderliğin ailesiyle görüşme kararı bugün basına yansıdı. Bu halkımızın yükselen direnişinin yarattığı bir sonuçtur. Bir kez daha halkın gücünü ortaya koyan bu eylemselliğe öncülük edenleri selamlıyoruz.
Sorun ailenin Önderlikle bir görüşme yapma sorunu değildir. Sorun Önder Apo içinde olduğu İmralı tecrit ve işkence sistemidir. Önder Apo orada tutulduğu müddetçe bu sorun devam edecektir. Sorunun çözümü Önder Apo’nun özgürlüğüyle ancak mümkündür. Bu yüzden hedef İmralı tecrit ve işkence sistemine son vermektir. Halkımızın tüm eylemsel duruşu buna kilitlenerek sürmelidir.
Erdoğan ve AKP hükümeti bilmeli ki her şeyin bir sınırı var. Biz sınırları kolluyoruz ama onlar da sınırı aşmamalı. Aşarlarsa kendileri sonuçlarından sorumlu olur.
Kürt varlığına karşı saldırı
Bugün Kürt halkının onuru üzerinde saldırı var. Dokunulmazlıkların kaldırılması için kanunun çıkardılar, hepsini yargılamak istiyorlar. Belediye eşbaşkanları yüzde seksenlerle seçilmişler ama onların yerine bir memur görevlendirmek istiyorlar. Kuzey Kürdistan’da ne hukuk, ne de kanun var. Yani sömürge kanunu bile yok. Mesela 11 binden fazla Kürt memuru görevden alındı. Kürt şehirlerinde Sur, Cizre, Şırnex, Nisêbin, Gever, Farqin ve Hezex’te yaptıklarını gördük. Tüm Kürt varlığına karşı bugün saldırı halindeler.
Kürdistan dağlarını, ormanlarını, hayvanlarını hedef alıyor.
Psikolojik savaş
Geniş yelpazeli bir psikolojik savaş yürütüyorlar. 30 Ağustos’tan bu yana Zagros bölgesinde Çelê-Ertuş mıntıkasında, aynı zamanda Tendürek ve Dersim’de operasyon başlattılar, ondan önce de Amed’de. Türk devleti bu operasyonlarda çok büyük kayıplar veriyor fakat topluma tam tersini söylüyor. Tendürek’te perişan oldular. 86 askerleri öldü. Fakat ‘8 kaybımız var’ diyorlar. ‘Orada gerillaları temizledik’ diyorlar. Halbuki zor bela sivilleri araya koyarak kendilerini oradan kurtardılar. ‘Ertuş’ta 188 gerillayı imha ettiklerini’ söylüyorlar bu yalandır. Kendi kayıplarını itiraf etmiyorlar. Yaklaşık 100 ölü vererek zor bela iki tepeye girmişler, bunu kendileri için bir başarı gibi gösteriyorlar, Türk toplumuna da yanlış bilgi veriyorlar. Böylelikle toplumu şoven hislerle harekete geçirerek sanki Kürdistan’ı yeniden fethediyormuş gibi ‘bu bizim varlık yokluk savaşımız’ diyorlar. Bu Türkiye’nin değil, olsa olsa AKP rejiminin varlık yokluk savaşıdır.
Bize geri adım attıramazlar
200 yıldır Kürdistan’da bu kadar katliam yürüttünüz ve ölüm getirdiniz bir sonuca vardınız mı? Hayır. Tansu Çiller’in çömezi olan birisini içişleri bakanı olarak atıyorsunve ‘ya herro ya merro’ diyebiliyor. Böyle mi devlet olacaksınız? Sizden öncekiler nasıl ki Kürt toplumunu dize getiremediyse siz de dize getiremeyeceksiniz.
Onlar da iyi biliyor ki bizi yıldıramazlar, geri adım attıramazlar. Bunu iyi biliyorlar… Türk devleti bize karşı açık bir şekilde taarruz ilan etti. Biz bu taarruza karşı geri adım mı atacağız, teslim mi olacağız? Hayır, bu asla mümkün değildir. Halkımızın onuru ve geleceği için gereken cevabı vereceğiz.
Kendine ‘Kürt, yurtsever, demokrat diyenler artık AKP saflarında kalmamalı. Çıkın ve tavır alın. Eğer kalırsan bu suçtur… Böyle ırkçı bir düşmanın yanında yer almayın.”
ANF/BEHDİNAN