Tarihin canlı bir olgu olması, günümüzde de yaşanan gelişmelerle kendi göstermekte. Tıpkı sağlama yöntemini kullanan matematik profesörünün kendinden emin edasıyla kendini yaşamda dayatıyor. Çokça söylendiği gibi, teorik cümlelerle uzun süreden sonra okunup dillendirilen bir olgunun tarih olmadığı ve karakterine uygun bir tanımlamanın böyle olmadığı ortadadır.
Bu gerçeklikten kaynaklı olarak Sayın Öcalan, "Çözümlenen an değil, tarihtir; kişi değil toplumdur" diyerek insanlığın varoluş seyrine ışık tutmuştur. Ortadoğu ve Kürdistan'da yaşanan gelişmeler, mücadelelerin sıcaklığı, söylenen bu anlamlı ve bilimsel tespit hafızamızın derinliklerinden çıkmış bulunuyor. Binlerce yıllık tarihine yaraşır kahramanca direnişi sergileyen Kürt halkı birkaç gelişmeye ve unuttuğumuz gerçekliklerin tekrardan hatırlanmasına neden oldu.
Kobanê direnişi, dünya egemenlerinin yüzyıllık tarihsiz, topraksız ve iradesiz bırakma adına yarattığı parçalanmışlığı ve sınırları Kürt halkı hafızada, duyguda yerle bir etmeyi, tek beden ve ruh dünyasını yaratmayı başarmıştır. Bu durumun çözümlenmesi tıpkı tarihte olduğu gibi Asur emperyalizmine, koloniciliğine karşı Med konferedasyonunu, onun ruhunu, birlikteliğini yaratmıştır. Özgürlük hareketinin "Kobanê, Kürdistan'ın Stalingrad'ıdır derken çözümlemenin an değil, tarih olduğunu bizlere tekrar göstermiştir.
Bu tarihi belirlemenin diğer yönü ise "çözümlenen kişi değil, toplumdur". Toplum, masa, sandalye gibi homojen, cansız, ruhsuz bir madde değil, çok farklı düşüncelerin, duyguların, sınıfların ve inançların bulunduğu bir olgudur. Kürt halkının tarih boyunca direnen, onurlu ve mücadeleci kesimi ve sınıfları olduğu gibi kaygılı, sömürüye sessiz, kendini kullandıran, dönemi iyi okuyamayan anlayışlarla sahte, yanılgılı, demokrasi adına emeksiz yaşayan kesimleri de olmuştur.
Kobanê direnişinin dört parça Kürdistan'da yarattığı duygu ve yaşam ortaklığı her zamanki gibi farklı tutumları, farklı sesleri gördük. Kobanê direnişinin yarattığı ruh hali sonrası, Türkiye halkları ve Kürtler tüm dünya kamuoyu ayağa kaldıracak derecede eylemsellik içerisinde direnirken, orta sınıf, yaşamını yitiren canların hesabına yöneleceğine birkaç banka yakma olayının peşinde sürüklenmektedir.
Kürt halkı her dönem olduğu gibi, bu dönemde de irinin bedenden atılması gibi, onları kendi içinden atacaktır. Sorun bu sınıf ve anlayışların ne olduğu değil, bizlerin demokrasinin yozlaştırılmasına karşı tavırsızlığımızdır. Binlerce kişinin içinde, bu anlayışlarla Özgürlük hareketinin birebir mücadele etmesine seyirci kalmaktır. Sorun, binlerce insanımızın canlarıyla yaratılan değerlere biçtiğimiz anlamın zayıflaması ve reflekslerimizin yavaşlamasıdır.

Demokrasi, yapılacak olan ve nasıl yapılacağına dair insanların emek ve düşüncelerini katmasıdır. Metropollerin lüks semtlerinde oturup, televizyon televizyon gezip, toplum mühendisliği yaparcasına konuşmak değildir. Son dönem yaşadıklarımız, genişleme adına aramıza kattığımız kişilere dikkat etmemiz gerektiğini göstermiş bulunuyor.


 Kandıra 2 nolu F Tipi Cezaevi