AKP devletinin Oslo masasını tekmeleyip varılan mutabakatları çöpe atması ve tam tersine savaşı şiddetlendirmesi bir çok açıdan tartışılıyor. Bazıları bunda bir akıl-mantık ölçüsü arıyor, bulamıyor. Tarih boyunca savaş yoluna girenlerin akıl mantık ölçüleriyle hareket ettiğini görmek zordur. Birinci ve ikinci emperyalist paylaşım savaşlarını başlatanlar sonuçlarını tahmin edebilselerdi hatta bir ihtimal olarak bile düşünselerdi herhalde bu savaşları başlatmazlardı. AKP ve emrindekiler de benzeri uğursuz bir role dört nala koşarak girdiler. Kazanacaklarına o kadar inanmış görünüyorlar ki, gözlerini kan ve hırs öylesine bürümüş ki hiç bir gerçeği görmüyorlar. Bu nedenle AKP hakkındaki “Yeni İttihatçılık” belirlemesi bir suçlama değil somut durumun adıdır, eşyayı adıyla çağırmaktır. İttihatçılar “Orta Asya’yı kurtarma ve Turan imparatorluğu” düşleriyle savaşa balıklama atladılar. En güçlü devlet görünümündeki Almanya ile ittifakları o kadar sağlamdı ki ordularını Alman generallerin emrine vermekten bile çekinmediler. Ermeni soykırımı başta olmak üzere bir çok kirli suça ortak imza attılar. Sonuçta koca Osmanlı battı ve Orta Anadolu’daki bir kaç şehre sıkıştılar. Ekim devriminin patlak vermesi ve Mustafa Kemal ile ittifakı sayesinde bugünkü TC kurulabildi. Yeni İttihatçı AKP devleti ise güçlü olduğunu zannettiği dış desteklerine güvenip Kürt Özgürlük hareketini ezmeyi ve gerekirse Suriye’ye açıktan müdahale ederek tampon bölge oluşturma adı altında Batı Kürdistan’ı da işgal etmeyi planlıyor. Hatta “Qandil’e bayrak dikmek” çığlıklarıyla Güney ve Doğu Kürdistan’da etkili olmayı hayal edenler bile var. Bu yönelim ve hazırlıklar Türkiye’yi bir barut fıçısı haline getirmiş bulunuyor. Türkiye’nin her köşesindeki hassasiyetler bizzat AKP liderleri tarafından kaşınıyor ve pimi çekilmiş hazır bomba gibi bekletiliyor.
Bunun içindir ki AKP liderleri ortaya attıkları bütün demokratikleşme-anayasa projelerini, açılım vaatlerini çürütüp çöpe atıyor. Bugün bunlardan geriye ne kaldı? Artık AKP liderleri ve emirlerindeki savaş bülteni haline gelmiş medya baronları akşam sabah dillerinden-kalemlerinden kan damlatarak intikam-imha-katliam çığlıkları atıyorlar. İş o kadar çığırından çıkmış durumdaki medyada BDP milletvekillerine küfür ve hakaret yağdıran türbanlı çakma Asenalar- sakallı çakma Börteçineler her gün boy gösteriyor. AKP devleti bölgedeki kargaşadan yararlanarak biraz pay kapabilmek ve de Kürt özgürlük hareketine saldırarak imha edebilmek, bu mümkün olmasa da kendi verdiğini kabule zorlamak buna mecbur etmek peşinde. Ama bir yıldır ordu Qandil’e giremediği gibi artık Hakkari ve Şemdinli’de alan hakimiyetini de kaybetmiş durumda. Gidişatın savaş çeteleri için daha da kötü olacağı anlaşılıyor. Halep’ten, Şam’dan haber veren medya Roboskî’den, Şemdinli’den tek haber vermiyor. Ama Antep’teki kanlı saldırıyı derhal PKK’nin üstüne yıkarak faillerini “yakalıyor”. Bakan-milletvekili-yazar kılığındaki savaş kışkırtıcıları medya baronlarıyla el ele yangına körükle gidiyorlar. Şemdinli’de gerilla ile kucaklaşan milletvekili, siyasetçi ve STK temsilcilerine kin duymalarının gerçek nedeni yalan balonlarının patlatılması ve gerçeklerin ortaya çıkmasıdır. Savaşla istediğini elde edemeyen, halkın tepkisinden korkan AKP iktidarı ve savaşı kaybetme korkusuyla çıldırmakta ve saldırganlaşmaktadır. AKP liderleri ve emirlerindeki medya kudurmuş gibi saldırmaktadır. Hedefleri PKK ve BDP şahsında Kürt özgürlük hareketi ve bütün demokrasi-sosyalizm güçleridir.
Bir AKP milletvekili “PKK’liler gebertildi” diyelim demiş. Medyadaki masabaşı generalleri erkeğiyle dişisiyle her türlü yalanı uydurup saldırıyor. Bütün bunlar artık savaş lobisinin, rantçıların hiç bir insani değerlerinin kalmadığını, iyice bozulduklarını, çürüdüklerini,kokuştuklarını ve yıkılmaktan kurtulamayacaklarını gösteriyor.
Aylar önce İhsan Dağı “AKP Kürt meselesini niye çözsün ki? Bunun bir getirisi yok” diyordu. Halklarımızın en önemli sorununa “Bana ne getirir-ne götürür” diye bakan AKP çetesinin ve destekçilerinin insanlıktan çıktığını görüyoruz. Kürt sorununu çözmenin AKP’ye bir getirisi olmayabilir ama halklarımıza barışçı-demokratik çözümü getirecekti. Bezirgan kafasıyla bakıp dış desteklerine güvenerek çözüm yerine Kürtleri imha etmeye kalkmanın AKP’ye götürüsü çok ağır olacaktır. Başka nedenler bir yana tek başına bu bile AKP iktidarını götürmeye yetecek ve bununla da kalmayacaktır. Halklarımızın mücadelesiyle AKP çetesine dur diyecek bilinç ve güç ortaya çıkacaktır. Yoksa AKP çetesi kendisiyle birlikte milyonları da bataklığa götürecek.
ÇÜRÜME ALAMETLERİ