Çürümüşlük

Forum Haberleri —

24 Mayıs 2022 Salı - 07:30

NATO'nun Erdoğan ile kimyasal ortaklığı

NATO'nun Erdoğan ile kimyasal ortaklığı

  • Avrupa ve Amerika halkını tenzih ederek söylemek isterim ki, hükümetleriniz size büyük yalanlar söylemekte ve iki yüzlü davranmaktadırlar. Hitler gibi bir faşizm örneğini mumla aratan Erdoğan rejimini her türlü askeri ve ekonomik olarak destekliyorlar. 

KURTAY SERHAT
Savaşın gerçek yüzünü ve toplum içerisinde yarattığı kültürel, siyasi, ekonomik ve politik yıkımı tüm boyutlarıyla anlayabileceğimiz bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemin olağanüstü bir dönem olduğunu kavramamız ve tüm dünya için ne denli kritik bir eşikte olduğu belki de yıllar sonra insanlık açısından ve özelde Kürt halkı açısından önemi anlaşılır. Çürümüşlüğün, çirkinliğin ve iki yüzlülüğün birer birer ortaya çıkmasına vesile olan tarihi bir dönüm noktasındayız. Mevcut süreç tüm dünya açısından ne ifade ediyor ve tarihsel önemi nedir konusu ciltlere sığmaz, ancak tarihte ilk “devlet” sisteminin hayata geçtiği coğrafyada altı bin yıl sonra “uygar” dünya sisteminin bu kriterlerin gerisine düştüğünü görmek insanlık tarihi adına utanç vericidir. Demokrasinin bir süslü kavramdan ibaret olduğu, evrensel hukukun ve yasaların Hammurabi kuralları kadar işlemediği bir dönem! 

İyi ile kötü, karanlık ile aydınlık, sosyalizm ile kapitalizm veya demokrasi ile vahşi kapitalizm. Bu durumun tanımlaması nasıl yapılırsa yapılsın, neticede ulaştığımız nokta demokrasi zihniyeti ile iktidar ve devlet zihniyetinin iki ayrı zıt kutbun çatışması olarak görebiliriz. İlk medeniyetin kurulduğu günden bugüne, her iki kutbun bu kadar keskinleştiği ve ayrıştığı bir dönem belki de tarihte örneğine az rastlanılan bir durumdur. Geldiğimiz nokta iyi ve kötü hiçbir zaman olmadığı kadar rafine olmuş ve ayrışmış durumda. Artık bir yol ayrımına geldiğimizi söylemek yanlış olmasa gerek. Ya insanlık değerlerine sahip çıkıp iyi olan yolda yürüyüp aydınlık bir gelecek kurarız. Yada iktidar ve devlet zihniyetine tapan kötünün esiri haline gelen ve karanlık bir geleceğin kurbanı oluruz. 

İnsanları diğer canlılardan ayıran temel etmenlerden biride düşünebilme yetisidir. Hayal gücümüzün muazzam yeteneği insanlık olarak bizi getirdiği nokta heyecan verici olduğu kadar, insanlık olarak yaşadığımız gezegeni yok edecek kadar da nükleer bir tehlikeye dönüştüğünü ve dehşet verici olduğunu görmek gerek. O zaman artık biraz düşünmenin zamanı gelmedi mi? Her geçen gün uçurumun kenarına bir adım daha yaklaştığımızı ne zaman göreceğiz? Veya durumun farkındaysak neden artık biran önce doğru yola girmek için harekete geçmiyoruz? Ansızın bir mantar bulutunun gözlerimizin önünde bedenimiz dahil her şeyi toz haline getirdiği zaman artık çok geç olduğunu bilmemiz gerekmiyor mu? 
Başta da belirttiğimiz gibi bu dönemin insanlık açısından önemi ve özelde Kürt halkı için önemini anlamak gerek. Tarihi uzun uzadıya burada anlatmaya gerek olmadığı kanısındayım. Tarihi uygarlığın başladığı bir coğrafyanın kadim bir halkı olan Kürt halkı, bir nevi insanlık değerlerini kendi toplumsal yapısında barındıran bir toplum olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. İlk kent devleti olan Sümerlerden günümüze süre gelen çelişki, çatışma, iç ihanetler ve bitmek, tükenmek bilmeyen arayışlar. Fakat her şeye rağmen geride bıraktığımız tarihi süreçten de görebiliyoruz ki Kürt halkı demokratik değerleri günümüze kadar en rafine haliyle yaşamayı ve bu değerleri korumayı başarmış bir toplumdur. Çünkü uygarlığın yükselişinden günümüze sistem çarkında ezilen bir toplum olmuştur. Ulus devlet sistemiyle beraber oluşturulan devasa çark sayısız topluluğu ezip yutarken, Kürtler neden tam olarak ezilemediği ve sistem tarafından neden sindirilemediği sorusu akla gelebilir. Birincisi hacim olarak sistemin çabucak sindiremeyeceği kadar büyüktü. İkincisi ise bağrında taşıdığı demokratik değerler sayesinde sistemin zehirlemesine karşı giderek bir panzehir haline dönüşmesidir.

Geldiğimiz noktada Kürt halkı şahsında insanlık tarihinin birikimi olan tüm demokratik değerlerin ortadan kaldırma ve kar hırsıyla adım adım dünyayı felakete sürükleyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Her geçen gün bu gerçeklik daha acı bir şekilde anlaşılacaktır. Ancak korkarım o zamanda çok geç olmuş olmasın. 2014 yılında Kürt halkı ve özgürlük hareketi terörizme ve faşizme karşı savaşında tüm dünyada büyük bir dayanışma ile insanlık adına büyük bir zafer kazandı. Bu insanlığın ortak değerlerinin korunması adına büyük bir zaferdi. Ancak 2015 yılından günümüze Erdoğan DAİŞ ile beraberliğinden dolayı Kürt halkına ve hareketine kaşı büyük bir intikam savaşı başlattı. Altı yıldır devam eden savaşın Kürt halkı açısından büyük ve ağır bedelleri olduğu bir gerçektir, fakat ne Kürt halkı geri adım attı ne de özgürlük hareketi direnişten vazgeçti. Bu süre zarfında Kürt halkı olarak her türlü insanlık dışı uygulamalarına maruz kaldık, en masum olan ölülerimizin mezarları bile yıkıldı. Her türlü işkenceye maruz kaldı tutsaklarımız kendi yasalarını bile uygulamayan ve yüzbinlerce insanımız suçsuz, hukuksuz bir şekilde rehin alındı. En insani haklarından bile mahrum bırakıldı. Önderliğimiz yıllardır tüm uluslararası hukuk ayaklar altına alınarak tecrit ediliyor. Türkiye Cumhuriyeti NATO’nun askeri ekipmanlarıyla DAİŞ çetelerini açık bir şekilde silahlandırarak ülkemizi işgal ediyor, Efrîn’de yüzbinlerce insanımız çeteler eliyle katledildi, kadınlara tecavüz edildi, zeytin ağaçları kökünden sökülerek talan edildi, başka yerlerden getirilen çetelerin aileleri ülkemize yerleştirildi. Tüm bunlar bilinmesine ve belgelenmesine rağmen Alman ve İngiltere hükümetleri açıktan bu politikaları desteklemekle kalmayıp her türlü askeri ve ekonomik desteği Türk devletine verdiler. 

Son olarak iki yıldır güney Kürdistan’a yönelik başlatılan yeni saldırı dalgasında artık tüm insani değerlerin ortadan kalktığını söylemeliyim. Uluslararası kurallara uygun mu değil mi artık hiçbir öneminin olmadığı gibi her türlü vahşi yöntem kullanılıyor. Her türlü kimyasal silah kullanılıyor, her gün doğaya tonlarca bomba atılıyor. Yabani domuzlar, dağ keçileri tüm canlılar hedef alınacak düzeyde bu savaş yürütülüyor. Kürdistan dağlarında her gün onlarca noktadan kimyasal gazların dumanı yükseliyor, çağın teknolojisiyle bunu görmemek için kör olmak gerek.

Oysa insanlık olarak görmek istemediklerimiz bizi nasıl bir felaketle karşı karşıya bıraktığını bilmemiz gerekiyor. Tarihimiz acı gerçeklerle doludur. Kar hırsı sonucu insanlık olarak büyük bir felaket yaşayacağımız görülmelidir. Avrupa’daki demokratik değerlerin büyük bedeller sonucu insanlık değerlerini temsilen oluştuğunu unutmamak gerek. Bu değerlere ihanet edilmemeli. Avrupa ve Amerika halkını tenzih ederek söylemek isterim ki, hükümetleriniz size büyük yalanlar söylemekte ve iki yüzlü davranmaktadırlar. Hitler gibi bir faşizm örneğini mumla aratan Erdoğan rejimini her türlü askeri ve ekonomik olarak destekliyorlar. Özelde bağımsız olması gereken uluslararası kurumların durumu içler acısıdır. İki yıldır Erdoğan rejimi insanlık suçu olduğu halde kimyasal silahlar kullanıyor, BM’ye ve bu kurumlara somut belgeler, DNA örnekleri ulaştırılmasına rağmen hiçbir adım atılmıyor. Trajik olan ise geçen sene yapılan saldırıdan sonra oluşan sessizlikten büyük cesaret alan Erdoğan rejimi, 17 Nisan’dan şimdiye kadar başlattığı yeni saldırı dalgasında şimdiye kadar geçen seneyi aşan bir düzeyde kimyasal silah kullanmış durumda. Açıkça batı bürokrasisi ve hükümetleri Kürt halkının kanı üzerinde Erdoğan ile büyük silah anlaşmaları yapıyor ve adım adım Erdoğan faşizmine teslim oluyorlar. Erdoğan faşizminin Kürtlerden sonraki hedefine kimse engel olamayacağı bilinmelidir. Korkarım Londra, Amsterdam ve nice kentlere nükleer bombalar düştüğünde kimsenin aklına bu satırlar gelmez. 

Demokrasi ve insani değerlere inan, insanım diyen, doğaya inanan vicdanlı herkesin bilmesi gerekir ki artık zaman daralıyor. Başta söylediğim sözü tekrar söylüyorum. Ya insanlık değerlerine sahip çıkıp iyi olan yolda yürüyüp aydınlık bir gelecek kurarız. Ya da iktidar ve devlet zihniyetine tapan kötünün esiri haline gelen ve karanlık bir geleceğin kurbanı oluruz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.