
Alternatif tıp çalışmalarını 2005 yılında geçirdiği bir trafik kazası sonucu Kandil'de yaşamını yitiren Alman kökenli PKK gerillası Uta Schneiderbanger'in (Nudem) başlattı. Kendilerini Uta'nın takipçileri olarak adlandıran gerillalar, O'nun anısına 'Medya Savunma Alanları Doğal Tedavi Merkezi' adı altında bir eğitim okulu açarak çalışmalarını kurumsallaştırdı.
2005 yılından bu yana çalışmaları bir grup gerillayla yürüten Beritan Karakoçan, Uta'nın takipçileri oldukların belirttikten sonra şunları söylüyor: "Ekip, köy köy gezerek, halk arasında doğal yöntemlerle tedavi yapan kişilerle görüştü ve tedavi etkisi olan bitki çeşitlerini topladı. Arkadaşlar aynı zamanda, yaygınca kullanılan bitki türlerinin dışında sağlık alanında kullanılabilecek yeni bitki türlerini de açığa çıkarmaya çalıştı."
Uzmanlar ders verdi
Karakoçan, daha sonra bitkilerin rafine edilmesi, kullanımı, korunması ve başta Kürdistan'da olmak üzere dünyada bu ve benzeri çalışma örneklerine ilişkin teorik ve pratik derslerin alındığını belirtti.
Uzun bir süre konuya ilişkin özellikle Çin, Hindistan ve Kürdistanlı çok sayıda uzmandan dersler alındıklarını söyleyen Karakoçan, son iki yıldır araştırma ve incelemelerini büyük ölçüde tamamladıklarını ve tedavilere başlandıklarını kaydetti.
Medya Savunma Alanları'nda çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Karakoçan, doğal olarak bu alanlarda yetişen bitkilerin hangileri olduğu, tedaviye uygunluğunu, nerede, nasıl yetiştiğini ve karışımların nasıl olması gerektiğine ilişkin de bölgeyi ve bitkileri yakında tanıyan yaşlılardan bilgiler aldıklarını ve onlarla beraber çalışıldıklarını söyledi.
Karakoçan "Aldığımız, edindiğimiz bilgileri Medya Savunma Alanları içindeki ilgili arkadaşlarla paylaşıp bir uzmanlaşmayı esas aldık. Şu an bu alanlar içinde çalışma yürüten dört birim var ve her birim bir okul niteliğinde öğrenci yetiştirerek genişlemeye devam ediyor" dedi.
Bitkilerle tedavi yöntemlerinin Kürtler arasında halen uygulandığına dikkat çeken Karakoçan, insanlığın binlerce yıllık deneyiminden ortaya çıkan sonuçların endüstriyel gelişimle birlikte yok sayıldığına ve ekonomik çıkarlar için kötüye kullanıldığına işaret etti.
Doğru kullanılmazsa ölüme yol açar
Binlerce yıllık deneyimi, insanlığın hizmetine yeniden sunmayı amaçladıklarını vurgulayan Karakoçan "Atalarımızdan gördüğümüz birçok şey var. İlk başta bunları bilimsel bir şekilde derleyip toparlamaya çalıştık" şeklinde konuştu. Karakoçan "Doğru kullanıldıkları zaman tedavi etkisi olan bitkilerin bilinçsizce kullanımı yan etkilere ve hatta ölümlere yol açabilmektedir. Halk arasında yaşlıların yaygın bir şekilde kullandığı bitkilerle tedavi yöntemi kendi başına uzmanlık gerektiren bir alan olmasına rağmen uzman hekimlerin denetiminde yapılmak zorundadır" dedi.
İnsanlığın kendisinden bir önceki nesilden aldığı sınanmış, denenmiş ve sonuçları alınmış bir çok tedavi ve bitki çeşidinden faydalanılmasına rağmen son yıllarda gelişi güzel kullanılmasının, faydalardan çok zararlar getirdiğini belirten Karakoçan, bir tek bitkiden ziyade hastalığa ilişkin bitki karışımlarının önemli olduğunu vurguladı.
Karakoçan, ilaçların kullanımı, karışımlarda etkilerini güçlendirmek, zayıflatmak ve hastalığa ilişkin verilmesi gereken dozajında doğal tedavi yöntemi kadar önemli olduğunun altını çizdi.
Her derde deva
Çalışmalarını Medya Savunma Alanları içinde yetişen veya bu coğrafya koşulları içinde yetiştirilen bitki çeşitlerinden elde ettiklerini belirten Karakoçan "Bu dağlarda yetişen bitki türleri her deva devadır" şeklinde düşüncelerini ifade etti.
Karakoçan bitkilere ulaşmanın zorluklarına değindi: "Karışımlarda kullandığımız bir çok bitki dağların zirvesinde ve oldukça kuytuluklarda yetişiyor. Bazen ekibimiz günlerce yol yürüyerek bu zirvelere ulaşıyor. Zirvelerde bitkiyi aramak ise ayrı bir zorluk. Bazen güneş, su, hava, nem oranlarına göre bir ağacın dibinde yetişen bir bitki türüne ulaşmak ve uygun olan ortamlarda tek tek ağaç köklerini inceleyerek bu bitkiye ulaşmaya çalışıyoruz."
Alternatif tıp alanında kullanılabilecek yüzlerce bitki çeşidinin Medya Savunma Alanları’nda bulunduğunu belirten Karakoçan, sık sık rastlanılan ve görünce hiçbir faydası yokmuş gibi karşıladığımız devedikeni ve ısırgan otunun doğru bir şekilde karışımının ve rafinesinin elde edilmesiyle birlikte büyük bir etki göstereceğini belirtiyor. Karakoçan devamla şunları ifade ediyor: "Dağlarımızda istediğimiz tüm bitki çeşitleri var. Onlara ulaşmak için doğayı seveceksiniz, doğal yaşayacaksınız ve doğal bir kişiliğe sahip olacaksınız. Bu bütünlük içinde ancak doğa sizi seviyor ve isteklerinize cevap veriyor."
'Gerillaya kabul ettirmemiz zor oldu'
Modern tıbba inanmak, doğal tedavinin uzun bir süre alması ve alternatif tıbba inanmama gibi faktörler, bu çalışma tarzının gerilla içinde kurumlaşmasının önünde en büyük engeller olarak görülüyor.
Uta'nın takipçileri, PKK yetkilileriyle görüşüp kurumsallaşmayı talep ediyor. Karakoçan, o dönemi şöyle anlatıyor: "Modern tıbbın ve doğal tedavi yöntemlerinin genel anlamıyla bir rant kapısı olması her iki alanda da insan sağlığını hiçselleştirdi. İnsanlığın yararına, ticaret ve ranttan uzak ve en önemlisi insanı ve insanın sağlıklı yaşamını merkezine alan, aynı zamanda doğanın gücüne, doğayla barışık yaşamaya, doğallığa inanan bizler için bu mirasın geliştirilip devam etmesi gerekiyordu. PKK yönetimi, mutlak anlamda bunun gelişip devam etmesini ve bir ekibin hemen konuyla ilgili eğitime alınarak çalışmalara başlaması yönünde karar aldı. Medya Savunma Alanları doğal tedavi merkezi'nin kurumsallaşmasına buradan başlanıldı. Fakat gerilla halen çalışmalarımıza bir anlam veremiyor. Başlangıçta bu çalışmalara inanç yok denilecek kadar zayıftı. Bizler eğitimimizi aldıkça, çalışmalarımızı yaygınlaştırdıkça ve tedavi yöntemlerini geliştirdikçe sonuçlarda ortaya çıkmaya başladı."
Medya Savunma Alanları içinde gelişen ve sonuç almaya başlanan doğal tedavi yönlemlerinin sonuç vermesi ile birlikte, gerillanın bu yönteme inanmasını hatta çalışmalara destek vermesini de beraberinde getirmiş. Karakoçan, gelinen aşamayı "Eskiden gerilla rahatsızlıklara karşı cebinde ilaç taşırdı. Şimdi yalnız rahatsız olan değil, sağlıklı olan gerillanın da cebinde, çantasında ve mangasında mutlaka bir çok doğal tedavi ürünü mevcut. Hatta merkezimize mangalara ve birliklere ders verilmesi için talepler geliyor" şeklinde gelinen aşamayı anlatıyor.
Ayda yetmiş tedavi
Medya Savunma Alanları'ndaki toplam 180 bitkiden yararlanılan çalışmalarda ayda 70 gerilla ve bölge insanı tedavi görerek üretilen karışımlardan yararlanıyor. Daha çok gerilla ve halktan gelen talepler üzerinde durduklarını belirten Karakoçan, daha çok sindirim sistemi, böbrek, idrar yolları, şeker, kolestrol, mide rahaksızılıkları, çeşitli cilt sorunları, yanıklar, mantar, baş ağrısı ve egzama gibi rahatsızlıklara ilişkin üretimde bulunduklarını belirtti.
'Alternatif tıp doğayı sevmektir'
Doğaya ve doğanın verimliliğine dikkat çeken Karakoçan, son üç yıldır uzmanlık alanını Uta'nın takipçileriyle birlikte derinleştirdiğini dile getiriyor ve "her organik ilaç doğal değildir" diyor. Özellikle Avrupa ve Amerika'da doğal tedavi yöntemlerinde gelişmeler olduğunu ama buralarda kullanılan doğal karışımlara tedavinin erken cevap vermesi için kimyasal maddeler karıştırıldığını belirterek, "Hindistan bu alanda oldukça dürüst ve ilkeli yaklaşıyor. Biz daha çok burayı örnek alarak çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.
Avrupa'da yaşayanlara tavsiyeler
Topladığı tüm bitkileri gözü gibi koruyan Beritan Karakoçan, Avrupa'da yaşayan Kürdistanlıların çağımızın vebası olarak adlandırılan strese karşı nasıl bir doğal tedavi yöntemini önereceğine ilişkin soru da şöyle cevaplıyor: "Maneviyat ve iletişim zayıflığı stres sorununa yol açtığı gibi özellikle kentsel yaşamın yarattığı mekaniklik deprasyona kadar ilerliyor. Maneviyatını yitiren insanların daraldığı ve herşeyi sorun olarak gördüğü artık bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Ben buna karşı Melisa (Limoni) çayını önereceğim. Bu çay özellikle strese iyi geliyor. Günde üç çay bardağını aşmamak kaydıyla içilebilinir. Fazlası en az sigara kadar bağımlılık yapıyor. Özellikle kadınlara ve kadın hastalıklarına benim tabirimle "kombine heval" dediğim, melisa çok iyi gelir. Yine soğuk algınlığına karşı bir iki yaprak nane sıcak su ile karıştırılıp içildiğinde çok önemli bir rahatlama sağlar. Özellikle nanenin gücünü iki kez ortaya çıkaran limonla karıştırıldığında tam bir klinik görevi görür."
ALİ ONGAN/KANDİL