
Gazeteci Faruk Balıkçı ile yönetmen Ruhi Karadağ’ın bir yılı aşkın bir süredir yürüttükleri çalışmayı kapsayan ve ‘dağdakilerle’ yapılan röportajlardan oluşan “Yaralı Yonca (Nefel a Birîndar)-Çözüm süreci dağlardan nasıl görünüyor. Susanlar konuşuyor” adlı Ozan yayıncılık tarafından okurlara sunulacak kitap, 1 Mart tarihinden itibaren kitapçılarda olacak.
Gerillaların görüşleri
Uzun bir süredir Türkiye gündeminin birinci maddesi olan ve ikinci yılına giren “Çözüm Süreci” hakkında neredeyse herkesin konuştuğunu ve konuşmaya devam ettiğini, sürecin politik tarafları, aydınların, akademisyenlerin kendi politik duruşları çerçevesinde savlar geliştirdiğini belirten kitabın yazarlarından Faruk Balıkçı, “Çözüm süreci”nin dağda gerilla arasında nasıl göründüğünü yansıtmak ve dağdakilerin hayatları ile hayatlarına dair her şeyi bu kitap ile belgesel çalışmasında anlattıklarını söyledi.
Yaralı Yonca (Nefela Birîndar) çalışmasında savaş, barış, özgürlük, aile, aşk... gibi kavramları dağdakilerle konuştuklarını kaydeden Balıkçı, kitabın otuz yılı aşkın bir zamana yayılan bu can yakıcı sıcak savaşın, kanla örülüp duvar çekilen ve görünmez kılınan tarafındakilerle, sözlü tarih söyleşmelerinin yanı sıra, sorunsalın sosyolojik ve psikolojik boyutunu da irdelemeye çalıştıklarını söyledi. “Kitap; bilmediklerimizi anlatmanın yan ısıra, ön yargılarımızı kırma ve duygularımızı esnetme noktasında da önemli mesajlar içermekte” diyen gazeteci Faruk Balıkçı, Yaralı Yonca (Nefel a Birîndar) çalışmasının ortaya çıkışını ‘’2012 yılında Öcalan’ın silahlara veda deklarasyonuyla yeni bir paradigma oluştu. Silah yerine artık siyaset döneminin başlaması üzerine bir süreç başladı. Bu süreç içerisinde herkes bundan sonra ne olacağını konuştu. Ancak süreçle ilgili esas bu işin içinde olanların sahipleri ise konuşmamıştı. Dolayısıyla biz bu işi esas yürüten, bu işin hamallığını yapanlarla bir araya gelip, onların bu sürece bakış açısı nasıldır? İşte iki yıldan beridir de süreç devam ediyor. Bu beklemenin yarattığı psikoloji nedir? Süreç hakkında neler düşünüyorlar? Hayat hikayeleri, hatta biraz da duygularına dokunduk. Esas çalışmamızın oluşturulmasının ana nedeni bu. Yani bu esas konuşmayanları konuşturmak, onların bakış açısını ortaya koymak’’ sözleriyle aktardı.
Günlük hayatta gerillalar
Gerillaların gündelik hayat hikayelerinin tanıklığını da yapan Balıkçı, kitabında bunlara da yer veriyor. Bunları anlatırken ‘’Dağlarda öyle sayıları 100-200’ü bulan kamp halinde bir yaşam yok orada. Daha küçük gruplar halinde, daha geniş alana yayılmış biçimde yaşıyorlar. Artık bu barış süreci içerisinde kendileri de üretimlerini yapıyorlar. Kendi ihtiyaçlarını karşılamak için dağda her türlü sebzeden meyveye kadar ekim yapıyorlar. Bunun için birimler oluşturulmuş. Tarım yapıyorlar ve organik tarım yapıyorlar. Ayrıca elektrik ihtiyaçlarını da yine kendileri karşılıyorlar. Benim gördüğüm 10’un üzerinde dere kenarlarına kurdukları küçük setlerle 10 wattlık, 20 wattlık, 50 wattlık, 100 wattlık elektirik üretiyorlar. Elektriği daha çok kendi ihtiyaçları için kullanıyorlar. Belli saatlerde televizyon izleniyor. Televizyon izleme yeri var. Bu çadır ya da kamufle alan. Televizyon izlenecekse o an çalıştırılır ve televizyon izlenir veya telsizleri varsa cep telefonlarını şarj etme gibi ihtiyaçlarda kullanıyorlar. Ayrıca daha fazla elektrik üreten yerlerde yararlanan köyler de var tabi. Televizyon odasında özellikle haber saatinde haberleri izliyorlar. Öncelikle Kürt kanallarını izliyorlar. PKK’ye yakın kanalları izliyorlar. Onun dışında zaman zaman diğer kanallara da bakıyorlar. Bir tartışma programı varsa CNN Türk olur, NTV olur izliyorlar. Ayrıca zaman zaman eğer topluca beğendikleri bir film varsa onu dahi izliyorlar. Ödüllü yarışma programları bile izleniyor. Bunun belirli bir saati var ‘’ dedi.
Barışa bakış
Görüşme yaptığı gerillaların çözüm ve barış gibi konularında görüşleri hakkında ise şunları söyledi: ‘’Görüşmelerimizde Kürt sorununun anayasal güvenceye alınmadan, bazı pratik adımlar atılmadan karşılıklı silah bırakılması gibi bir şeye hayal diye bakıyorlardı. Karşılıklı bir adım atılırsa, bu görüşmeler sonucunda anayasal güvenceye alınırsa Kürt sorununun çözümüyle ilgili pratik yaşama geçirilirse bunu mümkün görüyorlar. Kalıcı bir barış olursa da silahı bırakmaya hazırlar. Mücadelelerini silahla değil, artık siyasetle sürdüreceklerini anlatıyorlardı. Siyaset yapmaya hazırlar tabi. ‘Biz barışa da hazırız savaşa da hazırız’ diyorlar. O anlamda yarın barış olması halinde ve birçoğunun da en büyük hayali ve isteği barışın bir an önce olması. Bunu dile getiriyorlar. Ölümlerden, savaştan da çokta hoşnut değiller. Dilekleri, temennileri barışın bir an önce gerçekleşmesidir. O anlamda görüştüğüm kişilerin hepsi barışa hazır.’’
NUDEM ATEŞ/ANF