Dağda sonbahar mevsimi. Vadileri dağların doruklarını sonbaharın renkleri sarmış. Kurumuş otlar, sararan yapraklar, giderek kızıla çalan güneşin altında efil efil esen sonbahar rüzgarı havayı daha ferah tutuyor. Sağanak yağışlar dağları dolanan patikaları daha belirgin kılıyor. Dağın doğası kendisini başka bir mevsime hazırlıyor. Gerilla ise kendi direniş mevsimini sürdürmeye. Biz gerillanın yürüyüşüne, dağın doğasındaki mevsim değişimine tanıklık etmeye devam ediyoruz. Gündemdeki konuları yakından takip eden gerilla komutanları, üst düzey yetkililerle sohbetler ediyoruz. Son günlerde dağdaki bütün sohbetlerin ana gündemi zindandaki direniş. Kiminle konuşsam Zindan direnişinin dağ için anlamına vurgu yapılıyor. 12 Eyül’de başlayan bu direnişin içinde olanları ve destekleyenleri selamlıyorlar. Bir halkın topyekün direniş halinde olduğunu gösteren örnekleri sıralıyorlar. Bu sohbetlerde tarihi hatırlatmalarda bulunuyorlar. Amed zindan direnişini, 15 Ağustos atılımını ve daha değişik tarihi dönüm noktalarında ortaya çıkan gelişmelerin detaylarını anlatıyorlar. Günümüzle geçmişin benzer ve farklı yönlerine dikkat çekiyorlar.
12 Eylül 1980 askeri diktatörlük darbesi dönemi ile günümüz arasında çok büyük benzerlikler gösteren durumlar söz konusu. Zulmün sahipleri ile direnenler arasındaki 30 yıl sonra da aynen devam ediyor. 1980’deki zulüm eden aktörlerin yerine başkaları gelse de direnenler yine aynı geleneğin ardılları olarak kendi saflarındalar. Evet, yine bir tarafta zulüm politikalarının temsilcileri var. Diğer tarafta ise direniş geleneğini sürdürenler. Temsiliyet şöyle şekilleniyor: 12 Eylül Askeri darbesinin yerini AKP iktidarı almış. Kenan Evren’in yerini Recep Tayyip Erdoğan, cezaevindeki işkencecileri temsil eden Esat Oktay’ın rolünü İ. Naim Şahin oynuyor. İşkenceci Esat Oktay’ın en sadık yardımcısının rolü ise şimdilerde Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan oynamaktadır. Bunlar işkence ve zulüm politikalarının hem üreticileri hem de uygulayıcıları pozisyonundadırlar. Erdoğan ve arkadaşlarının konuşmalarının o dönemin darbe yöneticilerinin konuşmaları ile kıyaslayın hiçbir fark bulamayacaksınız.
Direniş cephesinde ise Kürtler ve dostları var. Direniş cephesi 1980’li yıllardaki dönemden daha yaygın ve gelişkin durumdadır. O dönemde öncü devrimci kadroların direnişini bugün bir halk sürdürüyor. Zindanlarda aralarında tutsak gerillalar, milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi partilerin her düzeyde yöneticileri ve üyeleri ile gazetecier, hukukçular, akademisyenler, yayıncılar var. Toplumun her kesiminde çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkekler yer alıyor. Direnişin bir cephesi ise kentler, köyler, kasabalar… Esnafından işçisine, işvereninden siyasetçisine kadar herkes direnişin içinde. Kepenkler açılmıyor. Araba kontakları kapatılıyor. İşe ve okullara gidilmiyor. Sokaklarda barikatlar kuruluyor. Gür seslerle direnişin sloganları atılıyor. Bütün bu direnişin en önemli mekanlarından biri de dağlar. Dağda kesintisiz bir direniş mevsimi var. Direniş katmerleşerek sürüyor. Öylesine bir hal amış ki bu direniş Türk ordusunun üslerinden çıkamaz hale getirmiş durumda. Yenilgiyi kabullenmiş Türk ordu gerçeği, siyaseten çökmüş bir iktidar, totaliterliği beş para etmeyen bir lider ve para/rant içinde kendinden geçmiş diktatör seviciler dışında bir şey kalmamış. Kısacası gerilla öncülüklü bu direniş AKP’nin merkezini dumura uğratmış durumda. Ne yapacağını bilmeyen bir başbakan saçma sapan konuşuyor. Çevresindekiler anlasa da anlamasa da alkışlıyor. Dünün statükocu Kemalistleri bugünün AKP öncülüklü yeşil Kemalistlerine karşı bir hal almış. Durum gerçekten AKP ve Türkiye için ürkütücü.
Çünkü AKP tarihi ve toplumsal bir gerçeği okuyamıyor. Bu nedenle de Kürt direnişini tanımıyor. PKK öncülüklü Kürt direnişinin temel karakteri zindan ve dağ gerçekliğinin iç içe geçmiş hali ile oluşur. 40 yıla yakın bir süredir kesintisiz devam eden bu direnişi anlamak için zindan gerçeği ile dağ arasındaki ilişkinin iyi görülmesi gerekiyor. Egemen devletler Kürtleri bir halk olarak tanımamak, bir halk kimliğinden soyutlayarak yok saymayı temel bir politika olarak belirlediler. 12 Eylül Askeri Darbesi bu politikayı Amed başta olmak üzere birçok merkezdeki cezaevlerinde acımasızca uygulamaya soktu. Kürtler kendi kimliklerini, onurlarını, haysiyetlerini işkence ve zulmün en ağır yöntemlerine karşı korudu. Büyük direnişler sergilediler. Kürt direnişinin katıksız ve saf hali zindanlardaki direnişlerle kendisini ortaya koydu. Mazlum Doğan, Dörtler, Kemal Pir, M. Hayri Durmuş, Akif Yılmaz Ali Çiçek ve binlerce kişinin ismi ile sembolleşen bu direniş Kürt halkının direniş kimliğinin ana merkezini oluşturur.
1970’ler ve öncesi Kürt illerine yönelik “Komando Hareketleri”, zorunlu göç ve asimilasyonla yok etme politikaları; 12 Eylül 1980 ile birlikte cezaevlerinde yürürlükteydi. Devletin elinde her türlü baskı, zor ve zülüm araçları vardı. Bu araçlar işkencenin bin bir türlü hali ile insan bedeni ve iradesi üzerinde deneniyordu. Zulme karşı direnenlerin ise bedenleri, düşünceleri ve iradeleri dışında hiçbir şeyi yoktu. Direnenler zulmedenleri zindanda yendi. 12 Eylül Askeri darbesi önce cezaevlerinde yenildi. Kürtlerin iradesi cezaevi direnişi üzerinden tarihi bir özellik kazandı. Bu özellik “kesintisiz direniş“in zafere giden yöntemiydi. PKK liderliği bu direniş yöntemini dışarıya taşıdı. Gerilla savaşının temel tetikleyici gerekçesi haline getirdi.
PKK’nin kurucusu ve lideri Abdullah Öcalan, zindandaki yoldaşlarının direniş anısına yanıt olma gerekçesi ile 15 Ağustos 1984’de gerilla hamlesini başlattı. Zindandaki “kesintisiz direniş” yöntemi dağdaki direnişin varlık gerekçesi oldu. Dağların özgür ve heybetli gerçekliği içinde günümüze kadar kesintisiz devam eden gerilla direnişi ortaya çıktı. Zindan ve Dağ direnişinin yok sayılan Kürt toplumunun kimliğinin oluşmasının da harcı olduğunu belirtmekte fayda var. Kürt toplumunun uluslaşması kapitalizmin klasik Pazar ve kar ortaklığını merkeze alan “ulus-devlet” özelliğinde değildir. Kürt ve Türk devrimcilerinin ortak ruh ve direnişiyle şekillenen demokratik ulus karakterindedir.
Benim anladığım Kürt cephesinde direniş topyekün olarak sürecek. Kürtler varlıklarını onuruyla koruyacak bir tutumun sahibi olmakta kararlılar.
Dağlardan zindanlara selam var