Dağ kendimizi ve birbirimizi tanımaya başladığımız ilk mekandır. Yeter ki bir kez dağa adım atmasını bilelim, bir kez o ilk adımı atmaya karar verelim. Yeter ki bir kez dağlara bakmaya cesaret edelim. Mahkum olduğumuz diğer mekanlardan ayrılmayı düşleyelim.    

Duruşuyla yoldaşlarının gözbebeklerini gülümseten gerilla Komutanı Mazlum Polat, okuduğu üniversite sıralarını arkasında bırakarak, YCK çalışmalarının içinde yer aldığı bir süreçte, Balkanlar üzerinden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde gerçekleşen komploya cevap vermek amacıyla, gerilla saflarına katılır. 1999 yılında Balkanlarda gördüğü eğitimin akabinde yönünü Kürdistan’ın insanda sonsuzluk duygusu uyandıran engin dağlarına verir. Özgür doğası, sevecen karakteri, zor koşullara çabuk adapte olan tabiatı, kısa bir sürede onu dağların aranan gerillası kılar. Eşsiz doğası, yaşama bilinçli katılımı, görev ve sorumluluklarına, bütün enerjisiyle sahip çıkması, yoldaşlarınca erkenden fark edilen belirgin yönleridir. Kısa bir zamanda emeğiyle komuta sanatında gelişen Mazlum Polat, gerillanın zorlu alanlarından olan Amanos alanında görev yürütür.


‘Şu fotoğrafımı çeker misin?’

Gerilla komutanı Mazlum Polat, arkadaşlarınca gerillalığın en yalın fedakarlığının siması olarak tanımlanırdı.

Ölümle dalga geçen özgürlük savaşçısı ve gerilla komutanı Polat, Amanoslara gitmeden önce bir kayanın üzerine oturarak „Heval Şahin, şöyle bir fotoğrafımı çeker misin, şehit olunca arkadaşlar belki bu fotoğrafımı yayınlar“ diyor. Ağız dolusu kahkahasıyla, yoldaşları tarafında çekilen bu fotoğraftan sonra yaşamını yitiren gerilla komutanı Polat’ın vasiyeti olarak bu fotoğrafını yorumlamanın ve tarif etmenin zorluğunu, yazarken yaşadım.

Bir gerillayı tek bir fotoğrafla nasıl tanımlayabilirsiniz? Zaten bunun tanımını yapacak güçte de değilim. Yüreğini halkına, ülkesine feda etmiş bir özgürlük savaşçısını hangi cümleler tarif edebilir ki? Hangi harfler sesleriyle onu haykırabilir ki? Kurulan her cümleye sığınmaktan kendimi alamıyorum. 


Aşklarına yenik düştüm

Her sığındığım cümle de, onun kahkahalarıyla doyasıya yaşadığını bilmek, bana ayrı bir umut olsa da, bu umudun dile geliş yöntemini, aşklarına yenik düşmüş zihnim ifade edemiyor. Oysa onlar aşkı hiç tarif edemeden yaşadılar. Aşklarını bütün zamanların kasvetli engellerini aşarak yaşadılar. Aşkı yaşamak varken, onu tarif etmenin imgelerine sığınmanın ne anlamı olur ki? Çünkü onlar sahtekar bilgeler gibi zamanın kasvetli engellerinde hiç yaşamadılar. En yalın doğrular yüksek sesle haykırılmıyorsa ne anlamı kalır düşünmenin? Anlam gücünü özgür yaşamla buluşturmanın derinliğini çok az insan anlasa da onlar hep bu hakikati yaşayarak var oldular.  

Gerilla komutanı Mazlum Polat, uzun yıllar Bakurê Kürdistan’ın Amanos Eyaletinde gerillalık yapıyor. Dağlarda yürümek ona doyumsuz bir tat veriyor. Bu dağ yürüyüşünde kendisini “mutlu yolcu” olarak tanımlayan gerilla komutanı Polat, bu mutluluğunu yoldaşlarıyla daima paylaşırken, o bu paylaşımdan da büyük bir mutluluk duyuyordu. 

Gerilla komutanı Mazlum Polat: Yola koyulmak en büyük sevincim. Bulunduğum yerden başka bir yere gitmeyi ve kendimi bir de orada bulmayı bir hedef olarak görüyorum, diye tanımlıyor özgürlük yolculuğunu. 

Bütün yolculuklarını yoldaşlarıyla bir amaç uğrunda geliştiren, Mazlum Polat bu uğurda “ölüm ve yaşamın en güzel şey” olduğunu hep dile getirir. 

Dağ kendimizi ve birbirimizi tanımaya başladığımız ilk mekandır. Yeter ki bir kez dağa adım atmasını bilelim, bir kez o ilk adımı atmaya karar verelim. Yeter ki bir kez dağlara bakmaya cesaret edelim. Mahkum olduğumuz diğer mekanlardan ayrılmayı düşleyelim. Bir kez içimizde biriken acılarımıza ket vurmayı bilelim. Yeter ki kendimizi aramaya karar verelim ve yola çıkalım. O son nefesine kadar hep öyle yaşadı. Sonsuza dek yoldaşlarının yürüyüşünde yaşayacak. 


DELİL ZİLAN