AKP iktidarı dolu dizgin faşizme yürüyor. Bunu da içeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı üzerinden savaşı ve ırkçılığı geliştirerek yapıyor. Ortadoğu'da Davutoğlu ve Erdoğan etkili olmak istiyorlardı. Türkiye bölgenin adeta lider devleti olacaktı. Bölge hareketlenmişti. Mısır'da Müslüman Kardeşlerin iktidara gelmesiyle yol açılmıştı. Suriye'de de Esad gidecek, sünni bir yönetim gelecek, böylece Türkiye önderliğe soyunacaktı. Ancak hesaplar tutmadı. Şimdi "tek millet, tek devlet"i kurtarma derdine düştüler.

Ortadoğu'da taşlar yerinden oynamıştı. DAİŞ'in çıktığı, Irak ve Suriye'de kurduğu etkinlik tüm dünya için tehlike saçmaya başladı. Bunun üzerine dünyanın etkili güçleri başta ABD, Rusya, Avrupa ülkeleri DAİŞ'i etkisizleştirme arayışlarına girdiler. Türkiye ise tersini yaptı. DAİŞ'le ortaklık yaparak Kürtlere saldırtmaya ve onları yaygınlaştırmaya çalıştı. Şimdi halen bu kanlı ve uğursuz rolünü sürdürmeye devam ediyor. Dikkatleri DAİŞ üzerinden dağıtmaya, varsa yoksa Kürtlerle savaşmaya ve onları terörist ilan ettirmeye çalışıyor.

AKP tarihten hiç ders çıkarmamış görünüyor. Kürtlerde bir söylem var; "ker cû kurîk hat" Türkçesi 'eşek gitti sıpa geldi' biçimindedir. AKP sonunda ancak Şark Islahat Planı'nı güncelleştirdi. Yani inkar, imha ve soykırımı tamamlama. Kürtlerin varlığını, kimliğini tanıyıp Türkiye'yi bu yüzyıllık sorundan kurtarma ve demokratikleştirme yerine yine ülkeyi yangın yerine çevirmeyi tercih etti. Erdoğan bir zamanlar meydanlarda Türkiye eski Türkiye olmayacak diye şişiniyordu. Şimdi eskinin de eskisine gitti. 

Bu inkar ve imha politikasında yeni olan birşey yok. Belki savaş ve imha taktiklerinde bazı yeniliklere gidebilirler. Geldikleri yer klasik-geleneksel "tek millet, tek devlet, tek dil vb" rotasıdır. Bu rotada Türkiye'nin tüm gerici-ırkçı ve faşist güçleriyle birleştiler. Doğu Perinçek'ten Ergenekonculara, Sedat Pekerlerden MHP ve uzantılarına kadar ortaklaştılar. Türk faşizminin beyazı, karası ve yeşili buluştu. Ortak noktaları da belirttiğimiz gibi 1925'lerden beri yürürlükte olan Kürtleri inkar ve imha projesidir.

Geçen yıl tekme tokat meclisten kamu güvenlik yasalarını zorla çıkardılar. Bunun yerine müzakerelere başlasalardı ve Kürt sorununu çözselerdi şimdi bunların hiç birisine ihtiyaç olmayacaktı. Bu kadar insan ölmeyecek ve maddi yıkımlar yaşanmayacaktı. İçeride ve dışarıda Türkiye rahatlamış ve hareket alanını genişletmiş olacaktı. Şimdi giderek yalnızlaşmış ve içeride de tam bir şiddet batağına saplanmış durumdalar. Bir halkın varlığını tanımaz ve onun hak arama yollarını kapatırsan açık ki, çatışmalı bir ortam yaratırsın. Böyle bir ortamda da çıkarılan güvenlik yasalarıyla sorunu çözemezsin. Olan da budur.

Şimdi İçişleri Bakanı Ala açıklıyor; Türk basını da adeta aptala dönmüş halde sanki bir müjde verir gibi. Neymiş; bundan sonra her sokak belli güvenlik birimine bağlanacakmış. Kürdistan yeniden işgal edilip yakılıp yıkılırken alınan önlemler yetmiyor, daha fazla güvenlik önlemi alınacak! Evet, evler ve sokaklar artık polise vb zimetlenecekmiş. Kürdistan şehirleri açık birer cezaevine dönüştürülecek!

ABD'nin Vietnam'da girdiği duruma benzer bir durum yaşanıyor. ABD başta az bir güçle Vietnam'a bulaştı. Biraz daha danışman, sonra biraz daha güç derken ABD'nin asker sayısı yüzbinleri buldu. Sonuçta da 50 bin askerin ölümünden sonra ABD, Vietnam'i terk etti. O da ABD halkının artık yeter demesi ve müdahalesiyle sağlandı. Askeri uzmanlar hep hesaplar yapıp şu kadar daha asker ve silah olursa Vietnamlıları yeneriz, diyorlardı. Daha fazla asker daha fazla silah hesapları sonuçta halen etkileri süren ağır bir fatura çıkardı. Aynı hatayı şimdi AKP ve savaş kliği yapmaya devam ediyor.

Sur gibi binlerce yıllık tarihi bir şehir tanklarla ve toplarla tam yüz gün vurularak yerle bir edildi.  Cizre'de tarihleri boyunca hesabını veremiyecekleri kanlı bir katliama ve yıkıma imza attılar. İdil, Şırnak ve Gever'de yıkım ve saldırılar devam ediyor. Neresi hak arıyor ve kimliğini açığa vuruyorsa kırmızı görmüş boğa gibi saldırıyorlar. Bu yıkım ve katliamları da "terörizme karşı mücadele" safsatalarıyla açıklamaya ve meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Anadolu'nun çocuklarını getirip Şırnaklıları, Hakkarilileri, Amedlileri öldürüp adına terörizm demekle herşeyin hal olacağını sanıyorlar. Yıktığınız bu halkın köy ve şehirleri. Öldürdükleriniz bu halkın çocukları. Genelkurmay başkanlığının öyle iftiharla sürekli kaç yüz "terörist" öldürdük demesiyle ölenler Kürt çocukları olmaktan çıkmıyorlar.

Kürtlerin başına yüz yıldır getirmediğiniz kötülük kalmadı. Şimdi Sur'da yaptığınız gibi çocuklarını bile ganimet olarak aldınız. Kürtlerin payına hep katliam, sürgün, göç ve yıkım düştü. Bütün uçaklarınız hiç bir engelle karşılaşmadan Kürdistan dağlarını ovalarını onlarca yıldır bombalıyor. Tüm zırhlı ve tank birliklerinizi Kürdistan'da istediğiniz gibi konumlandırıyor ve şehirlere namlularını çevirebiliyorsunuz. Öyle ki, kaldırdığınız asker ve polis cenazelerinden anlaşılıyor ki, tüm Türkiye'den ek, geçici görevli diye onbinlerce güç takviyesi de yapmışsınız. Yani ordunun ve polisin en savaşkan ve ırkçı temelde eğitilmiş tüm güçlerini Kürdistan'a çekmiş durumdasınız.

Sonuçta bunların hiç birisi yetmiyor. Ve kamuoyuna açıklanmayanlar hariç, aldığınız önlemler ve çıkardığınız yasalar sorunu çözmeye yetmedi. Ayrıca anayasa ve yasalar dahil hepsini zaten ayaklar altına almışsınız. Kürdistan'da bilinen bir yasal sistem yok. Açık bir asker ve polis gücüne, işgale dayalı bir varlık olarak cascavlak ortada kalmışsınız.

Kürtlerden yanınıza çektiğiniz işbirlikçi ve hain kravatlı bazı tiplerle de yaptığınız takviyelere rağmen bu halkı yenemeyeceksiniz. Çünkü Kürt halkı bu kadar bedeli bahşiş olsun diye ödemiyor. Bilinç ediniyor. Her şeye rağmen örgütleniyor. Ve en önemlisi de direniyor. Bir halk direniyor ve örgütleniyorsa ne faşist saldırılar ne de ırkçı yasalar onu durduramaz.