Akdeniz’de “Sicilya Kanalı” olarak tanımlanan bölgede 250 kaçak göçmeni taşıyan teknenin battı. İtalya ve Malta deniz kuvvetlerinin ortak operasyonuyla 206 kişi kurtarıldı, kadın ve çocukların da bulunduğu 34 kişinin ise denizden cansız bedeni çıkartıldı. Teknenin alabora olmasına göçmenlerin bir tarafa yığılmasının sebep olduğu bildirildi. Yetkililere göre, tekne Cuma günü, gün batımından hemen önce Malta sularında arızalanınca göçmenler alarm vermek için bir uydu telefonu kullandı. Ancak göçmenler geçen bir uçağın dikkatini çekmek için çalışırken yolcular bir tarafa toplandığı zaman tekne alabora oldu.


Söz değil icraat isteniyor

Akdeniz’de bir hafta arayla ikinci göçmen teknesi faciası yaşanması liderlerden de tepki topladı. İtalya ve Malta başbakanları, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’dan, 24-25 Ekim’deki Avrupa Konseyi toplantısının gündemine göçmen konusunu da almasını talep etti.  İtalya Başbakanı Enrico Letta, “Yaşanan dramatik olay durumun aciliyetini onaylıyor” derken, Malta Başbakanı Joseph Muscat da Akdeniz’in mezarlığa döndüğünü ifade ederek, AB’ye “Bir şeyler yapılması için daha kaç kişinin ölmesi gerek bilmiyorum. Faydasız sözlerle daha fazla zaman kaybedilmemeli. Bu son trajedi, Avrupa için yeni bir ‘uyan çağrısı’dır. Artık eyleme geçilmeli. Bu Avrupa’nın sorunu” diye seslendi.

Sınırı değil insanları koruyun

Son facialar nedeniyle sert eleştirilere maruz kalan AB ise göçmenleri kurtarmak için harekete geçmek yerine yeni bir sınır koruma sistemi kurmayı yeğledi. Eleştirilerin odağındaki AB’nin İçişleri Komiseri Cecilia Malmstorm ise sınırların daha iyi korunmasının trajedileri önleyeceğini savundu.

İlk faciada ölü sayısı artıyor
Öte yandan, geçen hafta Lampedusa Adası’na yakın bir noktada alabora olan teknede ölenlerin sayısı denizden önceki gün 28 cansız bedenin daha çıkarılmasıyla 339’u buldu. Tekneden 155 kişi sağ kurtarılmıştı. Teknenin 545 kişiyi taşıdığı tahmin edildiğinden ölü sayısının artması bekleniyor.

 HABER MERKEZİ




Mültecilerin dramı bitmiyor

Savaş ve yoksulluk nedeniyle ülkelerinden kaçıp Avrupa ülkelerine sığınan Afrikalı mültecilerin dramı bitmiyor.
Hayatları pahasına göç yollarına düşen göçmenler, vardıkları Avrupa’da da baskılara ve insanlık dışı muamelere maruz kalıyor. En son Almanya’nın Hamburg kentinde St. Pauli Kilisesi’ni basan polisin kimlik kontrolü yaparak sığınmacı göçmenleri sınırdışı etmek istemesi bardağı taşıran son damla oldu. Kilise ve çevresini ablukaya alarak adeta bir işgal havası yaratan polisin bu tavrına karşı direnen mültecilerden yedisi gözaltına alındı. Gözaltına alınan arkadaşlarının tutulduğu yabancılar polisine yürümek isteyen Afrikalı göçmenler ise polisin barikatına takıldı.

Kürtlerden destek

Yürüyüş esnasında Hamburg Kürt-Alman Kültür Derneği önünden geçen göçmenleri alkış ve zılgıtlarla destekleyen Kürdistanlıların bu tavrına karşı Afrikalı göçmenler de, “Viva Öcalan”, “Viva Kürdistan”, “Yaşasın Uluslararası Dayanışma” sloganları atarak yanıt verdi.

İnsanca yaşamak istiyorlar

“İnsanca Yaşamak İstiyoruz” pankartı eşliğinde yürüyen Afrikalı göçmenler, merkezi ve yerel hükümetlerin sorunlarına çözüm bulmalarını istiyor. Geldikleri günden beri Hamburg polisinin kendilerine ‘terörist’ gözüyle baktığını belirten Afrikalı göçmenler, insanca yaşamaktan başka bir taleplerinin olmamasına karşın sürekli polisin baskısına maruz kalmaktan şikayetçi. Kiliselerde, çadırlarda hatta çoğu zaman sokaklarda yattıklarını anlatan Afrikalı göçmenler, tüm kötülüklerin kaynağı olarak görülmelerine isyan ettiklerini söylüyor.

SPD hükümeti gayriciddi

Sol Parti Miletvekili Cansu Özdemir de Hamburg Eyaleti’nin SPD’li hükümetinin mülteciler konusunda gayriciddi ve ikiyüzlü bir politika uyguladığını vurguladı. Özdemir, “Ne yazik ki, Hamburg hükümeti bu insanları kaderleriyle başbaşa bırakmış durumda. Bu insanlardan çoğu göç yollarında hayatlarından oldu. Ama burada da kendilerine oturum verilmeyerek adeta bir bilinmeze sürükleniyorlar” dedi.

 M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG