Almanya, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa ülkeleri bir taraftan DAİŞ ile mücadele koalisyonunda yer alırken bir taraftan da ülkelerinde yeni 'Terörle Mücadele' yasaları hazırlıyorlar. Ancak 11 Eylül sonrası çıkarılan yasalar gibi bu yasalar da çeşitli riskler barındırıyor. Kürtler gibi bir çok sistem karşıtı çevrenin 'terörist' sayılarak fişlenmesi, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, vatandaşlık ile oturum hakkına el konulması, kişisel verilerin ülkeler arasında paylaşılması, telefon ile internet görüşmelerinin takibe alınması sadece bunlardan bir kaçı. Bu yasaların riskleri ve getirecekleri konusunda Eylül ayında Fransız Parlamentosu'nda oy çoğunluğuyla kabul edilen yeni 'terörle mücadele' yasasını incelemekte fayda var. 


Bireysel terör örgütü'
Yeni yasaya göre, Fransız Ceza Kanunu'na 'bireysel terör örgütü' kavramını eklendi. Yasa, internette ‘sakıncalı’ görülen içeriklerin yargı kararı olmaksızın idarenin talebiyle silinmesine de olanak tanıyor. Bir diğer madde ile de 'Terör eylemlerine, savaş suçlarına, insanlığa karşı suçlara karışacakları veya terörist gruplaşmaların olduğu yerlere gidecekleri ya da Fransa'ya dönüşlerinde kamu düzenini tehdit edebileceklerine dair haklarında ciddi şüpheler bulunan' kişilerin Fransa'dan çıkışlarını yasaklanıyor.  Bu yasak, gerekli görülmesi halinde 6 aya kadar uzatılabilecek.
Yasa, bu kişilerin kimlik kart ve pasaportlarına derhal el konulmasını da kapsıyor. Ülkeyi terk etme yasağını delenler ise 3 yıl hapis ve 45 bin Euro para cezasına mahkum edilecek. Yasaya göre, 'terör örgütleri'yle bağlantılı oldukları gerekçesiyle haklarında sınırdışı edilme kararı bulunan kişilerin sınırdışı edilene kadar 'terör örgütleri'yle irtibatlarının kesilmesi için ev hapsinde tutulmalarına olanak sağlayan hükümler de bulunuyor.

11 Eylül sonrasını hatırlattı

Fransız Yargıçlar ve Savcılar Sendikası ise yasanın bazı hükümlerinin Fransız Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle bağdaşmadığını söylüyor. Fransız basını da yeni yasayı ABD’de 11 Eylül 2001 saldırılarının hemen ardından yürürlüğe giren ve kısaca “Patriot Act” olarak bilinen 'terörle mücadele' yasasına benzetiyor. O dönem yaşanan tartışmalarla kimi değişimler yaşansa da asıl değişiklik Ceza Kanunu'da 2006 yılında gerçekleşti. Özellikle sokak gösterilerinin arttığı adına ‘Banliyö İsyanları’ denilen sürecin getirisi Sarkozy yasaları oldu. Sokak gösterilerine müdahale, gözaltına alınanlara yapılan uygulamalar 'terörle mücadele' kapsamında yapılmasa da aynı içerikte işledi.

Mağdurları ETA militanları ve Kürtler

'Terörle mücadele' yasasının en büyük mağdurları ise hala Kürtler ve ETA militanları. Son 5 yıldır bu yasalar ‘ETA ve PKK üyesi’  diye gözaltına alınanlar üzerinden pratikleştirildi. ‘ETA ve PKK üyesi’ olarak gözaltına alınanların 2010 yılına kadar gözaltında avukat bulundurma hakkı dahi bulunmuyordu. Uzun tutukluluk ve sorgu süreçleri, imzaya tabi tutulma gibi cezanın tutukluluk dışında da devam ettirildiği bu 5 yıllık süreçte 47 kişi, ETA suçlamasıyla, 261 kişi ise PKK suçlamasıyla sorgudan geçirildi. Tutuklanan Kürt politikacılarının hukuk savaşı sonrasında gözaltında avukat bulundurma hakkı ancak 4 yıl önce elde edilebildi. Mevcut yasa kapsamında halen 9 dava dosyası ve  4 Kürt tutuklu bulunuyor.

Yasada ifadeler muğlak

Yeni yasa ise DAİŞ'e katılımları önleme, DAİŞ'in Fransa'ya dönük tehditlerini önlemek olarak yorumlanıyor. Ama yasada söz konusu maddelerin açılımında bu yönlü net bir belirleme yok. Bu durumda 'terör' kapsamında alınan herkes için yasa geçerli olmuş olacak. Yasanın son yılları kapsaması durumunda ise yargılanan Kürt politikacılara sınırdışı da dahil yeni yaptırımların yolu gözüküyor.  Yasa tasarısı Mayıs ayından bugüne gündemdeydi. Başta yasanın mağduru olan kurumlar söz konusu yasaya dönük bir muhalefet geliştiremedi. Yasa tasarısı olarak 18 Eylül'de Ulusal Meclis sıralarına geldiğinde ise özellikle "sansür"ün yasa gerektirmeden pratikleştirilmesi boyutuyla tartışmaya neden oldu. Sol muhalefet olarak tanımlanan Yeşiller ve Komünist Parti milletvekilleri yasayı bu yönde tartıştı.  Yaşanan tartışmaların yetersizliğiyle yasa oy çokluğuyla kabul edildi. Gelinen aşamada yeni ETA, Tamil halkının Fransa'daki örgütlenmeleri, Kürt politikacıları ve kurumları, Türkiyeli sol örgütlerin faaliyetleri yeni yasa kapsamında yargılanacaklar. Söz konusu kurum ve bireylere getirilen suçlamalar kapsamında aynı içerikte internet siteleri, facebook adresleri anında sansürlenebilecek. Bütün bunların kılıfı ise DAİŞ'in Eyfel ve metro istasyonlarına dönük tehditleri olarak gösterildi.



SELMA AKKAYA/PARİS