
Bayık, gazetemizin bugünkü sayısında yer alan Kürt makalesinde (Makalenin tamamı Kurdî 2. sayfada) Türkiye demokratik seferberliğine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Türkiye’nin AKP-MHP eksenli faşist blokuna ve demokrasi düşmanlığına karşı bir demokrasi bloku ve bu yönlü bir seferberlik; AKP faşizmine karşı Türkiye’yi demokratikleştirme seferberliği gerektiğini kaydeden Bayık, “Faşist cephe azami müştereklerde birleşirken demokrasi güçleri derhal asgari müştereklerde birleşmelidir. Demokrasi ve adil barış programı etrafında toplanmalıdırlar” dedi.
Korkacak Kürt yok
Erdoğan ve Davutoğlu’nun kirli savaş bataklığında debelendiklerini, suçlarından korktuklarını ifade eden Bayık, “Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun bağırmasıyla korkacak Kürt kalmamıştır. AKP iktidarının zalim olduğu doğrudur. Zalimliğini sivilleri öldürerek ve şehirleri yıkarak göstermiştir. Ama bu, Kürtleri korkutmaktan çok öfkesini arttırıyor. AKP iktidarı bu öfke karşısında yenilecek ve kaybedecektir” diye yazdı.
Avrupa’daki katliamlardan sorumlu
AKP’nin PKK’yi sürekli hedef göstererek DAİŞ ile suç ortaklığını da gözden kaçırmak istediğini; ancak içine girdiği kirli ilişkiden kurtulmasının söz konusu olmadığını belirten Bayık, şöyle devam etti: “AKP hükümetinin beslediği ve büyüttüğü DAİŞ bir daha Avrupa’ya saldırdı. Bir daha vurgulayalım, bu katliamlardan katliamı yapanlar kadar AKP hükümeti de sorumludur. En başta da Saray Gladiosu ve Tayyip Erdoğan sorumludur. Tayyip Erdoğan’ın ‘sır küpüm’ dediği Hakan Fidan sorumludur. Erdoğan, Avrupa’yı ve ABD’yi kendi politikalarına çekmek için El Nusra ve DAİŞ’i bir siyasi enstrüman olarak kullanmıştır. DAİŞ, El Nusra ve Ehrar El Şam içinde MİT etkindir. Birçok eylem MİT’in dolaylı ya da dolayısız yönlendirmesiyle gerçekleştirilmektedir.
AKP’den hesap sorulmalı
İstanbul ve Belçika saldırılarının hesabı başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP hükümetinden sorulmalıdır. Ahmet Davutoğlu CHP’nin kendisine yaptığı eleştiriler karşısında “Avrupa’da muhalefet bu konularda hükümeti mi suçluyor” diyerek kendini temize çıkarmaya çalışıyor. Avrupa ile kendilerini kıyaslamaları bir demagojidir; suçunu örtmek içindir. Avrupa’daki iktidarlar DAİŞ’i besleyip büyütmedi. Bilinçli ve planlı olarak DAİŞ’in destekçisi olmadı. AKP iktidarı gibi politikalarıyla, istihbarat örgütleriyle açıktan açığa DAİŞ’i palazlandırmadı. Tabii ki DAİŞ’i besleyen ve palazlandıran AKP iktidarından hesap sorulacaktır.
Kürt halkına karşı açılan savaştan da, bu kirli savaşın sonuçlarından da AKP hükümeti sorumludur. İmralı’daki görüşmeleri kesen, Türkiye için umut yaratan Dolmabahçe Mutabakatını reddeden, Kürt Halk Önderi üzerinde ağır tecrit uygulayan; 7 Haziran seçimlerini yok sayarak Türkiye’de demokrasi ve demokratik çözüm seçeneğini ortadan kaldırıp savaş seçeneğini Türkiye’nin önüne koyan Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir. Tabii ki AKP hükümeti içte ve dışta yürüttüğü savaş politikalarından ve yarattığı sonuçlardan dolayı hesap verecektir.
Suçlu cezasız kalmamalı
Eğer Avrupa’daki DAİŞ eylemlerinden Tayyip Erdoğan ve AKP sorumlu tutulmazsa bu, suçlunun cezasız kalması anlamına gelir. Ya da suçluyu başka yerde aramak olur. DAİŞ’i besleyen AKP hükümeti ve müttefikleri olduğu görülmezse DAİŞ katliamlarının mağdurları karşısında herkes suçlu durumuna düşer.
HABER MERKEZİ