ALİ GÜLER/CANNES

71’ncisi Uluslararası Cannes Film Festivali’nde Eva Husson’un DAİŞ’e karşı savaşan Kürt kadınlarını anlatan “Güneş’in Kızları” filmi gösterildi. Oyuncularının yanı sıra, yönetmen ve ekibinin tamamı kadın olan filmin Cannes’da büyük beğeni topladı.

“Varlığınızın kendisi bir zaferdir. Zulme direnmenin kendisi bir zaferdir. Savaşmak bir zaferdir. Öldürdükleri tek şey korkumuz. Ele geçirilen her bir kadınla, yeni bir savaşçı doğdu…"

Bu sözler, DAİŞ çetelerine karşı savaşan Kürt kadınların mücadelesini konu alan “Güneş’in Kızları” (Girls of the Sun) filmde geçen bir sahneden.

71'ncisi Uluslararası Cannes Film Festivali’nde Eva Husson'un DAİŞ'e karşı savaşan Kürt kadınlarını anlatan "Güneş'in Kızları" filminin gösterimi yapıldı.

“Altın Palmiye” için yarışan 21 film arasında yer alan ve büyük bir merakla beklenen filme ilgi yoğundu.

Toplam 1 saat 55 dakika olan film DAİŞ'in 2014 yılında Şengal'e saldırmasında yaptığı katliamlar ve bunlara karşı Kürt kadınlarının mücadelesini ve savaşını konu alıyor.

Yönetmen Eva Husson filminin merkezine DAİŞ tarafından esir alınmış ve sonra özgürlüğüne kavuşan Êzîdî Bahar’ı yerleştiriyor.

Gerçeğin bir parçası

Dram, aksiyon ve gerilim bir sahneleriyle başlayan film, Fransız bir gazeteciyi canlandıran Emmanuelle Bercot (Mathilde) gözüyle anlatılıyor.

Filmin senaryosunu da yönetmen Husson kendisi kaleme almış. Zaten yönetmen, ”Ben zulüm, katliam ve esir alınan kadınların haberinden etkilenerek, böyle bir senaryo yazdım” diyerek, filmin gerçeğin bir parçası olduğunu söylüyor.

Filmin başrol oyuncusu olan Bahar karakterini daha önce Bahman Ghobadi filmlerinde tanıdığımız sürgündeki İranlı oyuncu Golshifteh Farahani canlandırıyor.

Film, Fransız gazeteci Mathilde’nin bir helikopter ile Şengal dağlarına gidişiyle başlıyor. Gazeteciyi kadın savaşçılar karşılıyor, diyaloglardan daha önce Kobanê’de bulunduğu ve oradaki bazı kadın savaşçıları tanıdığı da yapılan diyaloglardan zaten anlaşılıyor.

Bahar sert, sinirli ve disiplinli bir karakter. Mathilde ise her şeyi öğrenmek isteyen bir gazeteci. Her ikisinin ortak noktası kadın ve anne olmaları. Bahar Fransa’a okumuş, Şengal’e ailesini ziyaret ederken DAİŞ saldırısında, eşini kaybetmiş, oğlu esir düşmüş, tecavüze uğramış daha sonra özgürlüğüne kavuşmuş bir kadın savaşçı.

Mathilde ise savaş muhabirliği yapan eşini savaşta kaybetmiş, Fransa’da yalnız olan çocuğunun merakı içerisinde olan bir kadın.

Özgürlük tutkusu

Film sadece kadınların DAİŞ’e karışı savaşını irdelenmiyor. Aynı zamanda Şengal’de kadınların mücadeleci ve özgürlüğe olan tutuklarına da vurgu yapıyor.

Özellikle Şengal’deki bazı savaşçı erkeklerin ortak mücadeleye gelmemeleri ve hep uluslararası koalisyon uçaklarını beklemeleri de filmde dikkat çeken sahnelerdi.

Filmde, Kürtçenin Soranice lehçelerinde söylenen şarkılar, çekilen halaylarla Kürt gerillaların yaşamına da gönderme yapılıyor.

Film, Kürt kadın savaşçıların tünel yollarını kullanarak, DAİŞ elamanlarının bulunduğu merkeze baskın yapan sahnelerle son buluyor. Bu baskında bazı kadın savaşçılar yaşamını yitirirken şehir çatışmalarında koalisyon uçaklarının bombalamaları sonucunda gazeteci Mathilde de yaralanıyor.

Filmin sonunda ise kurtarılan yüzler çocuk arasında Bahar’ın çocuğu da var.

Oldukça başarılı olan filmde YJA-Star gerillaların üniformalarının kullanılması da dikkat çekiciydi.

Film Cannes’da gazeteciler ve film eleştirmenlerince büyük beğeni topladı.

Tüm ekip kadın

Oyuncularının yanı sıra, yönetmen ve ekibinin tamamı kadın olan filmin başrol oyuncuları ise Golshifteh Farahani ve Emmanuelle Bercot’un yanı sıra Ezîdî oyuncu Zübeyde Bulut ise Lamia rolüyle yer alıyor.

Bu yıl Cannes’da yarışan 3 kadın yönetmenin filminden biri olan “Güneş’in Kızları”, festivalde mutlaka bir ödül ile döneceğine benziyor.

Daha önce Cannes’da ödül alan Emmanuelle Bercot ve Golshifteh Farahani de  “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne adaylar arasında görülüyor.

Kadın çıkışı 

DAİŞ’e karşı mücadele eden Kürt kadınlarının anlatıldığı Güneş'in Kızları filminin Cennes Film Festivali'ndeki galası ayrımcılığa karşı kadın dayanışmasına da sahne oldu.

Güneş'n Kızları'nın galası aynı zamanda kadınların festivaldeki 'kadınlar sadece kırmızı halıda mı yürüyor' eleştirilerine yanıt oldu. Filmi galasında festivalin bu yılki kadın jüri başkanı Catte Blanchett, Kristen Stewart, Claudia Cardinale,, Marion Cotillard, Léa Seydoux,Selma Hayek, Eva Husson, Golshifteh Farahani ve Emmanuelle Berco olmak üzere toplam 82 kadın, ayrımcılık ve haksızlığa karşı kırmızı halıda yürüdü.

Kadınlar, 71 yıllık Cannes festivali tarihi boyunca şimdiye kadar toplam 82 kadın yönetmenin filmini gösterilmesine tepki gösterdi. Bu yürüyüşün direnişçi Kürt kadınlarını anlatan filmin galasında yapılması da festival kulislerinde, kadına yönelik yapılan ayrımcılığın yanı sıra Kürt kadın mücadelesine olan destek mesajı olarak algılandı.