
Fransa Parlamentosu'nda dün "Ortadoğu'da kriz, Kürtler ve DAİŞ'e karşı direniş" başlıklı konferans düzenlendi. Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK), Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Fransa Demokratik Kürt Konseyi'nin ortak organize ettiği konferansa; Avrupa Parlamentosu Milletvekili Marie Christine Vergiat, Milletvekili Cecile Duflot, Avukat Vinginie Düşen, Yazar Patrice Franceschi, Barış Hareketi Başkanı Yves Jean Gallas, Sosyalist Parti Sarcelles Milletvekili François Pupponi, Sol Parti Ile De France Bölgesi Belediye Meclis üyesi Eric Coquerel, Gazeteci Guillaume Perrier ile KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ve HDP Milletvekili Garo Paylan katıldı.
Şengal operasyonuna denk geldi
Konferansın açılış konuşması yapan Fransa Demokratik Kürt Konseyi Eşbaşkanı Cemile Renkliçay, Silvan'da özyönetim için verilen direnişe ve Şengal'in DAİŞ'ten kurtarılması harekatının başlatılmasına atıfta bulunarak, böylesi önemli bir süreçte yapılan konferansın Kürdistan ile bölgedeki demokrasi mücadelesine katkı sunmasını temenni etti. Renkliçay'ın konuşmasının ardından "Kürdistan, Bahar Rüyası" adlı film gösterildi.
Rojava'da demokrasi inşa ediliyor
Ardından ise konferansın oturumları başladı. "Ortadoğu krizi" başlıklı birinci oturumun moderatörlüğünü Barış Hareketi Başkanı Yves Jean Gallas yaptı. Rojava'da iki yıl boyunca kalmış Fransız yazar Patrice Franceschi de konuşmacılardandı. Rojava'ya sayısız kez gittiğini aktaran Franceschi, "Üç yıldan beri Rojava'daki Kürt dostlarımız birçok savaşı kazanarak insanların barış ortamında yaşamasını sağladı. Gençler kendi kültürleri ve dilleriyle yaşamaya başladı. Rojava'da barış ve demokrasi ortamının inşası için alınan yolu kendi gözlerimle gördüm. Demokratik ortam Kürt bölgesinde kazanılmıştır. Bu askeri alanda da kazanılmıştır denilebilir" şeklinde konuştu.
Şimdi değilse ne zaman?
Fransız kadınların ve halkın Rojava'da DAİŞ'e karşı mücadele eden cesur kadınların yanında olması gerektiğini vurguyan Franceschi, "Bunu şimdi yapmazsanız ne zaman onların yanında olacaksınız" sorusunu yöneltti.
Hükümete çağrı
DAİŞ'e karşı uluslararası koalisyonda yer alan ve Irak'ta hava operasyonları düzenleyen Fransız hükümetine de seslenen Patrice Franceschi, "Fransa'nın Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de siyasi ve askeri açıdan Kürtlerin yanında olması gerekiyor. Artık eyleme geçme zamanı diyorum" dedi.
Öncelik DAİŞ'le mücadele olmalı
Sol Parti Ile De France Bölgesi Belediye Meclis Üyesi Eric Coquerel ise Fransa hükümetinin Ortadoğu ve DAİŞ'le mücadele politikasını değerlendirdi. "Ülkemiz DAİŞ'e karşı çıkmaktansa Esad'dan kurtulmayı hedefledi" diyen Coquerel, devamla François Hollande hükümetine şu eleştirileri yöneltti: "Esad'ı hedefleyenler DAİŞ'e dokunmayarak onu büyüttü. Buradan çok sayıda genç gidip bu örgütlere katılırken hiçbir önlem alınmaması da bu politikanın sonucu. Aynı zamanda ABD'nin, El Kaide'in Suriye'deki uzantılarının desteklediğini de biliyoruz."
DAİŞ'i gücünü kıran Kürtlerdir
Fransa'nın Suriye'deki muhalif güçleri hiçe saydığını vurgulayan Eric Coquerel, "Bu güçlerin talepleri Cenevre'de de dikkate alınmadı" dedi.Rojavalı Kürtlerin DAİŞ'e karşı verdiği mücadeleye de değinen Fransız siyasetçi, "DAİŞ'e karşı mücadeleyi düşündüğümüzde ilk akla gelen Kürtlerdir. Fransa demokrasi değerleri üzerine hareket ettiğini belirtiyor ama Kürtleri görmüyor. Oysa bölgede DAİŞ'in gücünü kıran sadece Kürtlerdir" tespitini yaptı.
DAİŞ'in güçlenmesinden Türkiye sorumlu
Avrupa Parlamentosu Sol Grup Milletvekili Marie Christine Vergiat ise uluslararası güçlerin sorumluluğu ve krizden çıkma stratejileri üzerine bir konuşma yaptı. Erdoğan ve AKP liderliğindeki Türkiye'nin DAİŞ'in güçlenmesinde önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Marie Christine Vergiat, "Erdoğan DAİŞ'e karşı mücadele edeceğini söyledi ancak sadece Kürtlere karşı mücadele ediyor" dedi.
Barış görüşmelerini Erdoğan durdurdu
İmralı'daki barış görüşmelerinin de bizzat Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından durdurulduğunu vurgulayan Vergiat, "Kamuoyuna yalan söyleniyor. 7 Haziran seçimlerinden sonra barış görüşmeleri durdurulmuş gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Oysa barış görüşmeleri Nisan ayında durduruldu. Müzakereleri yürüten Sayın Öcalan da halen tecritte" diye konuştu.
AKP korku duvarı yaratmak istiyor
1 Kasım seçimlerinde Kuzey Kürdistan'a gözlemci olarak gittiği bilgisini veren Fransız milletvekili, "Diyarbakır Sur'da yaşananları gördüm. Korku duvarı yaratılmak isteniyor. Ancak tüm bunlara rağmen HDP'nin aldığı milletvekili sayısı büyük bir başarıdır" dedi.
PKK 'terör listesi'nden çıkarılmalı
Marie Christine Vergiat, PKK'nin Avrupa Birliği 'terör örgütleri listesi'nden derhal çıkarılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Vergiat, önümüzdeki günlerde Avrupa'da 150 parlamenterin PKK yasağının kaldırılması için bir deklarasyon yayınlayacağını da duyurdu.
Üç fidan unutulmadı
Konferansın öğleden sonraki oturumunun açılış konuşmasını yapan Sosyalist Parti Sarcelles Milletvekili François Pupponi ise Paris'te katledilen Kürt kadın devrimciler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i andı.
Kürt güçleri tanınmalı
Konuşmacılardan Gazeteci Guillaume Perrier de DAİŞ'e karşı mücadele eden Kürt güçlerinin Avrupa ve uluslararası güçler tarafından tanınmamasının sorun olduğunu ifade etti. "Kürt güçleri DAİŞ karşısında asıl ve temel güçtür" diyen Perrier, sözlerine şöyle devam etti: "Rojava'da üç kanton var, yakında belki dördüncüsü de olacak. Buralarda DAİŞ'e karşı büyük bir direniş var. Türkiye ise bu bölgede tampon bölge oluşturmaya çalışıyor. Ankara bir koridor oluşturmaya çalışıyor. Türk sınırından petrol ile DAİŞ'e silah ve lojistik destek gidiyor.
Bu nedenle bu sınır büyük bir öneme sahip."
Fransa Kürtleri
kriminalize ediyor
Fransa'nın PKK yasağına dayanarak Kürtleri kriminalize ettiğine dikkat çeken Paris Barosu avukatlarından Virginie Düşen ise "2001'den itibaren PKK terör örgütleri listesine alındı. Bunun birinci dereceden mağduru ise Kürtler oldu. Fransa, PKK yasağına dayanarak Kürtleri kriminalize ediyor. 21 operasyon yapıldı, 256 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bunlar tutuklu kaldı. Bu kişilerin birçok hakkı ellerinden alındı. Hapis cezası uygulandı ve halen cezaevinde olan Kürt gençleri var. Kürt kurumları hakkında davalar açıldı. Dernek hesapları kontrol altına alındı. Bütün bunlar ise PKK'ye yardım gerekçesiyle yapıldı" dedi.
Düşen bu kriminalizasyon politikalarının da Türkiye ile yapılan anlaşmalar ve kurulan kirli ilişkiler sonucu ortaya çıktığını dile getirdi.
Sorunların kaynağı tekçi anlayış
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar da Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin demokrasiden uzaklaştıkça Kürtler üzerindeki baskılarını arttırdığına vurgu yaptı. Ortadoğu'da sorunların büyük ölçüde tekçi yaklaşım ve ulus devlet uygulamalarından kaynaklandığını söyleyen Aydar, "Yaklaşık 100 yıldır bu bölgede bir etnik kimliğe veya bir dini inanca dayalı ulus devletler inşa edilmektedir. Bunlar sorunları çözme kabiliyeti bir yana kendileri sorunların kaynağını oluşturmaktadırlar. 22 ulus devleti olmasına rağmen Arap aleminin dünya kadar sorunu var. O ülkelerdeki rejimler halka yük olmuş durumdadırlar. Bölgede Selefi grupların taban bulmaları ve gelişmeleri büyük ölçüde bu ulus devletlerin uygulamalarından kaynaklanmaktadır" dedi.
Aydar DAİŞ’in de bu rejimlerin ürünü olduğuna dikkat çekti. Bu zihniyetin bugün Suriye'de başta Kürtler olmak üzere DAİŞ ve benzeri oluşumlarla halkları yok etmeyi amaçladığını söyledi.
Çözüm Rojava modelinde
"Kürt sorununun çözümü demokratik ulus çözümünden geçer" diyen Aydar, çözüm projelerini şöyle özetledi: "Rojava’da ortaya konulan deneyim, bir demokratik ulus çözüm modelidir ve öğreticidir. Bu model giderek tüm Suriye’yi ve bölgeyi etkilemektedir. Savaş şartlarının ağır etkilerine, başta Türkiye ve desteklediği DAİŞ gibi selefi güçlerin saldırılarına rağmen bir çözüm modeli olarak gelişmektedir. Diğer bölgelerin aksine, Rojava da farklı kimlikler, farklı kültürler ve farklı inançlar bir arada ve eşit haklar temelinde birlikte yaşıyorlar. Karşı tarafta kadın bir mal bir meta gibi alınıp satılıyorken, Rojava'da kadın eşbaşkandır, yöneticidir, irade sahibidir, tüm dünyanın takdir ettiği bir şekilde halkları koruyan öz savunma savaşçısıdır ve demokratik toplumun inşasında öncü rol oynamaktadır" ifadelerini kullandı. Aydar, Ortadoğu'nun yıkımlardan, savaşlardan kurtuluşunun tek yolunun demokratik, toplumsal bir çözüm projesinin olduğunu söyledi.
Çözüm Demokratik Özerklik'te
PYD Eşbaşkanı Salih Muslim de konferansın konukları arasındaydı. Eşitsizliğe, tekçiliğe ve savaşa karşı PYD olarak 21. yüzyıl gerçekleri ışığında çözümü Demokratik Özerklik'te bulduklarını ifade eden Muslim, "Bunu parti projesi olarak 2007'de yaptığımız 3. kongremizde kararlaştırdık. Ancak Suriye'deki Baas rejimiyle hep mücadele içinde olduğumuzdan geniş çapta uygulama fırsat bulamadık. 2011'den sonra bu projenin Rojava'da uygulama koşulları oluştu ve zamanla da uygulamaya koyduk" dedi.
En ufak birime kadar örgütlenme
Asırlardır milliyetçilikle zehirlenen beyinlerin, Demokratik Özerklik sistemini kabul etmesinin zor olduğunu bildiklerini belirten Muslim, "Demokratik Özerklik radikal demokrasi demektir. Toplum yaşamının her yanını sosyal, ekonomi, siyasal, kültürel, güvenlik ve hatta savunmaya varıncaya kadar radikal demokrasiye dayanarak örgütlemek demektir. Toplumun en ufak birimine kadar örgütlemek demektir" dedi.
Rojava modeli tüm Suriye'de uygulanmalı
PYD Eşbaşkanı iç savaşın bitmesi ve sorunların çözümü için şu anda Rojava'da uygulamaya konulan Demokratik Özerklik'in bütün Suriye'de uygulanması gerektiğini söyledi. Muslim son olarak "Kürt sorunu her parçada çözülür ve Kürtlerin bulunduğu ülkeler demoraktikleşir. Halklar kardeşlik ve demokrasi içerisinde beraber yaşar. Böylece de Demokratik Ortadoğu Federasyonu Paradigması gerçekleşir" dedi.
Haber yayına hazırlandığı sırada konferans HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan'ın konuşması ile devam ediyordu.
SELMA AKKAYA/PARİS