Direnişin hem öncüsü hem de öznesi olan Kobanêli kadınlardan YPJ’li Amara Kobanê, DAİŞ şahsında somutlaşan köleci iktidar zihniyetini Kobanê’de yenilgiye uğratacaklarını söyledi. Kobanê, tüm dünya kadınlarını da kendilerine dayatılan köleliğe karşı başkaldırmaya çağırdı.
“YPJ kadını yok sayan sisteme karşı bir başkaldırıdır” diyen Kobanê, YPJ’nin Rojavalı kadınlar için ne anlam ifade ettiği, direnişte kadının rolünün ne olduğu ve çetelere karşı verilen mücadele hamlesinin son durumuna ilişkin DİHA’nın sorularını yanıtladı.

Ne zaman YPJ’ye katıldınız ve bu kararı alma nedeninizi bizimle paylaşır mısınız?

Rojava Devrimi başladığı zaman YPJ’ye katıldım. Savaşın ilk gününden bu yana da direnişte yer alıyorum. Kadını yok sayan, dört duvar arasına mahkum eden ve haklarını elinden alan sisteme karşı, bir başkaldırı olarak YPJ’ye katıldım ve özgür bir yaşamı seçtim.

Aldığınız bu karar o günün şartlarında aileniz ve çevreniz tarafından nasıl karşılandı?

O güne kadar sadece kadın savunma birliklerini duyumdan ibaret olarak bilen Kobanê halkı, kadınların mevzi tuttuğunu, özgün eylemler yaptığını, irade olduğunu görünce şaşırmıştı. Ancak daha sonra bu şaşkınlık yerini büyük bir inanç ve umuda bıraktı. Sadece kadınlar değil, aynı zamanda erkekler arasında da kadına biçilen klasik algılar yıkıldı. Nitekim bu gerçeği gören bazı aileler kızlarını bizzat kendileri YPJ’ye katıyordu.

Kobanê direnişinde yer alan Kürt kadın savaşçılar dünya kamuoyu tarafından yoğun ilgiyle takip ediliyor. Özellikle Arîn Mîrkan’ın fedai eylemi geniş yankı buldu. Kobanêli kadınların bu kararlığını neye bağlamak gerekiyor?

İnsan cevherini görebileceği bir ortam bulamayınca, içindeki potansiyelin farkında olamıyor. Bu mücadeleye katılan her arkadaş kendi gerçeğiyle yüzleşme fırsatı bulup irade olduğunun farkında oldu. Arîn Mîrkan arkadaş direnişin sembol ismi oldu ama Heval Arîn gibi onlarca arkadaş teslimiyeti kabul etmeyerek sonuna kadar köleciliğe karşı savaştı. Kürt kadınları, yıllardır iktidar ve köleliğe karşı direniş içinde oldu. DAİŞ, saldırılarla bizi teslim almayı ve köleliğe mahkum etmeyi planladı. Ama biz teslimiyeti reddettik ve bu zihniyete karşı sonuna kadar savaşacağız.

Kobanê sokaklarında dolaşırken DAİŞ’in işgal ettiği bir evdeki duvara işlenmiş kadın portresini kurşunladığını gördük. Özellikle kadına olan bu tahammülsüzlüğünün nedeni nedir sizce?

Köhnemiş bir zihniyetle zehirlenen DAİŞ üyeleri, YPJ’li kadınların direnişi karşısında şaşkındır. Çünkü onlara göre kadınlar sadece erkeğin özel mülkiyeti ve kölesidir. Şengal’de Kürt kadınlarına bu kadar vahşice saldırmasının nedeni Kürt kadının örgütlülüğüyle tüm Ortadoğu toplumuna örnek olmasıydı. Köle olarak gördükleri kadının irade olmasına tahammül edemiyorlar. DAİŞ üyelerinin YPJ’li savaşçıların eliyle ölmek istememesinin nedeni biraz buradan kaynaklanıyor. Çünkü kadın onlara göre güç ve irade değildir. Aslında bu DAİŞ’e özgü bir durum değil. İktidar hastalığına bulaşmış tüm yapılar kadını özgürleşen bir halkla savaşmaktan korkuyor. Önder Apo’nun felsefesine bağlı kalarak, ideallerimizi gerçekleştirmek ve toplumu değiştirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Dünyanın farklı bölgelerinde mücadele veren kadın hareketlerine bir mesajınız var mı?

Nerede olursa olsun savunma gücü olamayan kadın mücadeleleri eksik kalacaktır. En demokratik ve eşitlikçi olduğunu iddia eden devletlerde bile erkek iktidarı vardır ve kadına biçilen rol köleliktir. Daha önce dünyanın farklı bölgelerinde kadın özgürlük mücadeleleri oldu. Ama siyasal mücadele sürecinde kazanımlarını savunacak örgütlü bir güç oluşturmayıp dağılma sürecine girdiler. Biz kadın özgürlük mücadelesinin kazanımlarını savunmak için kadın ordusunu inşa ettik. Savunması olmayan her güç tehlike altındadır. Onun için tüm dünya kadınlarına kendilerine dayatılan köleliğe karşı başkaldırmaya çağırıyoruz.
Düşmanın “Kürt kadını benim için helaldir” sözü bile tüm dünya kadının yaşamına son veriyorum, demektir. Kürt kadını Rojava Devrimi içerisinde kendisini örgütlemese, irade olup kendi ordusunu kurmasaydı bu alçakça zihniyete karşı direnemezdi. Sadece kendisini değil, toplumunu ve değerlerini korumak için tüm Kürt kadınlarının örgütlenmesi gerekiyor. Biz herkes silah kuşansın demiyoruz. Ama kendi yaşamını savunsun ve kendisini eğitip güç olsun diyoruz.

Direniş 4’üncü ayında ve çetelere karşı başlatmış olduğunuz operasyonlar devam ediyor. Bize son gelişmelere ilişkin bilgi verir misiniz?

DAİŞ Kobanê’ye saldırdığında bir çok kesim Kobanê düşer sandı. Cerablus ve Minbic’tan farklı olarak Kobanê sadece Kürt halkının yaşadığı bir şehir. Onun için çok küçümsendi buradaki halk ve direnemeyeceklerini düşündüler. Ama YPG/YPJ savaşçıları bu beklenti içinde olanları yanılttı ve direnişiyle halka umut verdi. Sonuna kadar direnmekte kararlı olduğumuzu gören halk, savaşçılardan güç aldı ve kenti terk etmek zorunda kalanlar da dönmeye başladı. DAİŞ‘i bitirmeye kararlıyız, çünkü bunlar sadece Kobanê halkı için değil tüm insanlık için tehlikedir.


ÇAÐDAŞ KAPLAN/MEHMET ZEKİ ÇİÇEK/DİHA/KOBANÊ