Rojava Devrimi başladığından beri “Biz Kuzey Suriye’de Kuzey Irak’taki bir durumun oluşmasına kesinlikle müsaade etmeyiz” diyen Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, bunun gereklerini yapmaya devam ediyor. Kürtlerin üzerine çeteleri salan,  barbar çetelere karşı mücadele eden YPG’yi ve Demokratik Özerklik ile boğazlaşmanın önüne geçmeye çalışan PYD’yi terörist ilan eden Türk Cumhurbaşkanı, Kobanê işgal edilip büyük bir katliamla karşı karşıyayken sevinç içindeyken DAİŞ’in işgalindeki Girê Sipî’yi (Tel Ebyad) özgürleştirme operasyonunun yasını tutmaya başladı. Destekledikleri artık alenileşen çetelerin kaçışı hızlanırken kameraların karşısına çıkan Türk Cumhurbaşkanı, bir kez daha yalana başvurarak Kürt düşmanlığını kustu.

7 Haziran seçiminden yaklaşık dört gün sonra ATO Congresium’da düzenlenen Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet törenini bahane ederek kamera karşısına çıkan Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimin ortaya çıkardığı ve başkanlık hayallerini donduran sonuçlara dayalı yumuşak mesajlar vermeye çalıştı. Ancak Erdoğan’ın asıl meramı kısa sürede anlaşıldı. Erdoğan, Batı basını ve BM Güvenlik Konseyi’ni eleştirirken Kürt düşmanlığını dizginleyemedi. Erdoğan, “İşte buyurun, bakın sınırımızda Tel Abyad’da, Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran batı, ne yazık ki onların yerine terör örgütü PYD ve PKK’yı yerleştiriyor. Buna biz nasıl olumlu bakabiliriz? Bu batıya biz nasıl samimi olarak bakabiliriz.”


Tel Abyad dediği neresi?

Türk Cumhurbaşkanı’nın yasını tutmaya başladığı ve Tel Abyad dediği yer Girê Sipî adllı Rojava kenti. BAAS rejiminin Arap Kemeri politikasıyla Araplaştırmak için Arap nüfusu yerleştirdiği, DAİŞ‘in de iki yıldan fazladır işgal edip Kürtsüzleştirdiği bir kent. Girê Sipî, Kobanê ve Serêkaniyê arasında, Urfa’nın Akçakale İlçesi ile sınır ve sınır kapısı da açık. DAİŞ‘in Akçakale üzerinden Raqqa’ya kadar uzanan ikmal hattı; Sarêkaniyê, Hesekê ve Kobanê’ye yönelik saldırıların temel üslerinden biri. YPG/YPJ savaşçıları ile bünyelerindeki Arap ve Süryani birliklerin, ABD öncülügündeki Uluslararası Koalisyon’un hava desteğiyle 37 gün önce başlattığı Rûbar Qamişlo Hamlesi, Girê Sipî’ye (Erdoğan’ın deyimiyle Tel Abyad) dayandı. YPG savaşçıları, dün Girê Sipî’nin doğu cephesindeki son bariye olan Silûk kasabasına girdi. YPG savaşçıları Silûk’a girerken Erdoğan da feryada başladı.


Kobanê düşmedi

Erdoğan, aynı saiklerle cumhurbaşkanı seçildikten sonraki ilk gezisini 7 Ekim’de Antep’in Islahiye İlçesi’ndene yapmış ve Çadırkent Konaklama Tesisleri’nde kalan Suriyeli sığınmacılara hitap etmişti. 7 Ekim tarihi, Türk devletinin desteği ve teşvikiyle Kobanê’yi işgal edip Kürtsüzleştirmek için üç koldan başlattığı saldırılar sonucu Kobanê’ye girmek üzere olduğu tarihti. Bütün dünya canlı yayınlarda, Türk devletinin tavrını da YPG/YPJ savaşçılarının hafif silahlarla tanklara karşı direnişini de gördüğü tarihti. Kuzey Kürdistan halkının serhildana kalktığı ve ABD’nin harekete geçmek zorunda kalacağı tarihti. İşte böyle bir dönemde Türk Cumhurbaşkanı, Kobanê’nin düşeceğini hesaplayarak sevincini saklamamıştı. Hava desteğini engellemek isteyen Erdoğan, havadan bombalamanın işe yaramayacağını savunarak, dayattığı şartları hatırlatıp “Şu anda Ayn El Arab da diğer adıyla Kobani de düştü, düşüyor… Türkiye, kendisine yönelik her türlü tehdit karşısında muteyakkızdır, hazırlıklıdır, donanımlıdır.”


Türk devlet stratejisi

Türk Cumhurbaşkanı’nın dile getirdikleri, Türk devlet politikasının sonucu. Türk devleti, Güney Kürdistan’da fırsatı kaçırdığını düşünüyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak Anayası ve uluslarararı güvence kazandıktan sonra ekonomik ilişkilerle nüfuz alanına almaya çalışan Türk devleti, mevcut statüyü kabullenmek zorunda kaldı. Bunun için Rojava’da (Batı Kürdistan’da) benzer bir statünün oluşmasını istemiyor. Bu politikasını görüştüğü İmralı Heyeti’ne “Bi, Kuzey Suriye’de Kuzey Irak’taki gibi bir durumun oluşmasına asla müsaade etmeyeceğiz” dedi ve bunu bir süre sonra alenileştirdi. Bu politikanın gereği olarak Türk devleti, hem Suriye muhalefetini dizayn etmeye çalışıyor hem de İsali Cephe, Fetih Ordusu, El Nusra Cephesi ve DAİŞ ile bileşenleri gibi çetelere her türlü desteği sunuyor. Batı dünyasının baskısı sonucu DAİŞ’e doğrudan destekten sakınan Türk devleti gizli gayretlerinin yanı sıra ‘muhaliflere’ perdesiyle açık nakliyatlar bile yapıyor. ABD ve AB devletleri PYD ve YPG’yi meşru kabul ederek görüşüp desteklerken Türk devleti ‘terörist’ ilan etmiş durumda.


Cumhuriyet’in haberi

Bir süredir Türk devletinin çetelere yönelik desteğinin belgelerini yayınlayan Cumhuriyet gazetesi dün de Erdem Gül imzasıyla ve ‘Kirli operasyon’ manşetiyle yeni bilgi ve belgelere yer verdi. Cumhuriyet, Türk devletinin çete bayrağı dalgalanan Atme kampından yaptığı çete üyelesi ve silah transferini belgeleyen görüntüleri paylaştı. 

İfadelerinde çete üyelerini aldıkları Reyhanlı’daki çete bayraklı kampları gösteren, ardından da Akçakale’den Suriye’ye nasıl geçtiklerini anlatan şoförler, kendilerini “Bizim bir suçumuz yok, devlet işi yapıyorduk” diye savundu.

Adana Narkotik Şube polisleri, uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığına yönelik isimsiz bir ihbar üzerine 10 Ocak günü İncirlik otobanında iki otobüsü durdurdu. Yapılan aramalarda uyuşturucuya rastlanmazken otobüslerden birinin bagajında battaniyeye sarılı halde kutular içinde mermi ele geçirildi.

Bunun üzerine otobüsler, detaylı arama yapılması için Adana Özel Harekât Şubesi’nin garajına çekilirken şoförler Şahin Güvenmez ve Esat Lütfi Er de gözaltına alındı. Şoförler sorgularında otobüslerin MİT tarafından kiralandığını, silah ve mühimmatıyla birlikte cihatçıların (çete üyeleri) taşınmasında görev aldıklarını anlattı. Şoförler cihatçıları Reyhanlı’da Suriye sınırının sıfır noktasında bulunan Bükülmez Köyü’nün karşısında bulunan ve bazı çete gruplarının barındığı Atme kampından aldıklarını söyledi.

Otobüslerde bulunan mermilerin unutulmuş olabileceğini söyleyen şoförlerin ifadelerine göre MİT’in organizasyonu ve refakatiyle silah ve mühimmatıyla birlikte Türkiye topraklarından geçirilen cihatçılar, yine bir başka sınır noktası olan Urfa Akçakale’ye götürüldükten sonra Tel Abyad’a geçiş yaptı.

 

Şoförler gösterdi

Bu ifadelerin ardından çete üyelerini aldıkları kampa götürülen şoförler, çete üyelerini ve mühimmatı nasıl aldıklarını anlattı. Daha sonra da Akçakale Sınır Kapısı’na getirilen şoförler bu kez sınırı nasıl geçtiklerini soruşturmayı yürüten yetkililere gösterdi. Cumhuriyet, şoförlere yaptırılan yer göstermelere ait görüntüleri de yayınladı. 


 ANKARA




Ankara ‘güvenlik’ için toplandı


Türk Başbakan Davutoğlu başkanlığındaki Özel Güvenlik Toplantısı, dün Çankaya Köşkü’nde yapıldı.

Davutoğlu’nun Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’i kabulünün ardından Özel Güvenlik Toplantısı‘na geçildi.

Başbakan Davutoğlu başkanlığında Çankaya Köşkü’nde saat 12.45’te başlayan toplantıya, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Yalçın Akdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Başbakanlık Müsteşarı Kemal Madenoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz ve Başbakanlık Dışişleri Başdanışmanı Kemal Ökem katıldı.