Artık 7 Haziran’da yapılacak genel seçim sürecine resmen de girildi. Fiilen zaten aylar öncesinden girilmişti. 7 Nisan’da partiler aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na verdiler. O günden beri partilerin meclis grubu olarak gösterdikleri adayların niteliği tartışılıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse her partinin kendi çizgisinde çok ciddi bir liste belirleme çalışması yaptığı gözüküyor. Tüm bunlara rağmen, yine de HDP listesinin diğerlerine göre farkı açıkça görülüyor. HDP meclis grubu olarak hazırladığı listeyi “Halkların ve İnançların Listesi” olarak kamuoyuna sunmuş bulunuyor.

AKP listesinde yakınlıkların ve arkadaşlıkların etkili olduğu gözüküyor. CHP’nin ise aday listesini tamamen HDP listesine karşı olarak hazırlamaya çalıştığı anlaşılıyor. Nitekim ilk sıralara kontenjandan kadınların yerleştirilmiş olması bunu ifade ediyor. Öyle ki, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun önüne bile bir kadın aday yerleştirilmiş bulunuyor. MHP listesinde ise eski cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun varlığı dikkat çekiyor. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin cumhurbaşkanı seçiminde CHP seçmenine bir MHP’liye oy verdirmiş olduğu ortaya çıkıyor. Peki bu yönetim şimdi CHP seçmeninden kendisi için nasıl oy isteyecek? CHP’lilikle MHP’lilik bu kadar mı farksız hale geldi?


HDP listesi 

demokratik birliği gösteriyor

Tüm bunlara rağmen, kuşkusuz HDP aday listesi her bakımdan farklılık oluşturuyor ve dikkat çekiyor. Her şeyden önce, en çok kadın aday HDP listesinde var. Hem de önemli bir kısmı liste başı ve kesin seçilebilecek yerlerden aday gösterilmiş. Seçimden sonra oluşacak HDP Meclis Grubu’nda erkek ile kadın eşit düzeyde yer alacak. 550 adaydan 268’i kadın aday oluyor. Yani yüzde elli oranından ancak iki puan aşağıda. Bu oran diğer partilerle karşılaştırılmayacak kadar fazla. Açıkça görülüyor ki, HDP gerçekten de bir kadın partisi ve HDP aday listesi de bir kadın listesi konumundadır.

HDP aday listesindeki kadın etkinliğinden sonra göze çarpan dinlerin, mezheplerin, ulusal kimliklerin ve sınıfsal özelliklerin farklılığı ve etkinliği oluyor. Çok açık ki, listesinde en çok Alevi aday gösteren, en çok Hıristiyan aday gösteren, en çok Ermeni, Süryani, Arap, Çerkez, Roman aday gösteren, en çok işçi ve memur aday gösteren HDP oluyor. Listesinde en çok genç adaya HDP yer vermiş bulunuyor. En çok farklı grup, parti ve düşünsel eğilim HDP listesinde yer alıyor. HDP aday listesi gerçekten de bir halklar ve inançlar listesi konumundadır. Türkiye toplumunun tüm farklılıklarının HDP aday listesinde gerçek bir demokratik birlik oluşturduğu tartışmasızdır. 

7 Haziran genel seçimi için HDP’nin sunduğu aday listesinin gerçek bir halklar ve inançlar listesi olduğu, kadınlar ve gençler listesi olduğu açıktır. Yani Türkiye toplumunu en çok kucaklayan liste HDP aday listesidir. Dolayısıyla toplumun çok farklı kesimlerinden oy alacak parti HDP olacaktır. Bu çerçevede HDP’nin yüzde on seçim barajını rahatlıkla aşacağı, hatta Türkiye siyaseti üzerinde etkili olacak bir çıkış yapacağı değerlendirilmektedir. Nitekim AKP’nin alternatifi olarak HDP görülmekte ve 7 Haziran seçiminin AKP ile HDP arasında geçeceği ifade edilmektedir.

Bu çerçevede resmi seçim çalışması ve mücadelesi başlamış bulunmaktadır. Önümüzdeki iki ay boyunca bütün partiler çok yoğun bir seçim kampanyası yürütecek, kıyasıya bir seçim yarışı ve mücadelesi içinde olacaktır. AKP’nin büyük maddi gücü yanında devletin tüm imkanlarını da seçimi kazanma yönünde seferber edeceği, hatta bu doğrultuda her türlü hileye bile başvurabileceği açıktır. CHP ile MHP de on üç yıldır AKP’ye yönelik oluşan tepkiyi oya çevirmeye çalışacaktır.


Avrupa’daki oylar belirleyici 

Bu noktada gözler gerçekten de HDP üzerindedir ve en etkili seçim kampanyasını HDP’nin yürüteceği herkes tarafından ifade edilmektedir. Çünkü Türkiye halklarına yalansız, hilesiz, aldatmasız gidecek ve gerçekleri söyleyecek tek parti HDP’dir. Her seçmene yüz yüze ulaşma ilkesi temelinde çalışarak tek tek oyları toplayıp başarıya ulaşmayı hedefleyecek tek parti HDP’dir. Dolayısıyla tüm HDP seçmeni seferber olarak “Herkesin yeni bir oy kazanması” hedefi doğrultusunda çalışacaktır.

Türkiye’de böyle bir seçim mücadelesine girilirken, bu süreç Avrupa’daki Türkiyeliler arasında çoktan başlamış bulunmaktadır. Özellikle AKP’nin Avrupa’dan oy almayı çok fazla önemsediği gözlenmektedir. Çünkü Avrupa’dan alınacak oy oranının seçimde başarılı olma üzerinde çok ciddi etkide bulunacağı değerlendirilmektedir. Yurtdışından, yani Avrupa’dan alınacak oyların sonuç üzerinde ne etkisi olacak dememek gerekir. Geçmişte bu etkiyi bildiği için, şimdi AKP yurtdışından oy alabilmek amacıyla tüm gücünü seferber etmiş bulunmaktadır.

Bir de Türkiye’de seçim kampanyası başlarken, aynı zamanda Avrupa’da da oy kullanımı başlamış olmaktadır. Yani Avrupa’da oy kullanımı sadece bir gün ve o da 7 Haziran değildir. Tersine Avrupa’da oy kullanımı çok önceden başlamakta ve bir ay gibi uzun bir süre devam etmektedir. Avrupa’da oy kullanımının Mayıs ayı içinde olacak. Ayrıca söz konusu oy kullanımı sınırlarda, gümrük kapılarında ve elçiliklerde yapılabilmektedir.

Burada şu hususları belirtmek de yararlı olur. 7 Haziran genel seçimleri sadece yeni iktidarı belirlemeyecek, bir referandum niteliğinde olacak ve 7 Haziran’dan sonraki siyasal gidişatı belirleyecektir. Dolayısıyla demokratik devrim niteliğinde bir mücadele olacaktır. Bu nedenle 7 Haziran’da oy vermek, en ciddi bir demokratik eylemi gerçekleştirmek demektir. O halde 7 Haziran seçiminde oy vermek hem bir hak ve hem de bir görevdir. Bu gerçeği herkesten çok da tüm ezilenler bilmeli ve söz konusu demokrasi görevlerine sahip çıkmalıdır.

HDP işte bu gerçeği değerlendirerek bir ay öncesinden ciddi bir seçim çalışmasını Avrupa’da başlatmış bulunmaktadır. AKP’yi ve aynı zamanda CHP ve MHP’yi Türkiye’de yenilgiye uğratacağı gibi, Avrupa’da yenilgiye uğratmayı da hedeflemektedir. Demokratik güçler ilk defa Türkiye’deki bir seçimde Avrupa oylarının öneminin farkına varmış durumdadır. Bu nedenle de HDP çatısı altında birleşerek seferberlik düzeyinde bir seçim çalışması başlatmış bulunmaktadır. Hem de ülkedeki genel oy oranını bir-iki puan yükseltmek gibi ciddi bir hedef doğrultusunda.

Avrupa kitlesi 

HDP’nin zaferine kilitlenmeli 


Dolayısıyla HDP Avrupa örgütü, şimdi farklı Avrupa ülkelerinde yaşayan tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını Mayıs ayı boyunca yaşanacak seçimlerde oy kullanmaya çağırmaktadır. Avrupa’da yaşayan tüm Kürtleri, Türkleri, Ermenileri, Süryanileri, Arapları, Alevileri ve Sünnileri, kadınları ve gençleri, tüm emekçileri mutlaka oy kullanarak 7 Haziran’da yaşanacak demokratik zafere katkı sunmaya çağırmaktadır. 

Oy kullanmakla, seçimle bir şey olmaz dememek gerekir. 7 Haziran seçimi devrim niteliğindedir. Yine “Bir oyla ne olur, seçim mi kazanılır” dememek gerekir. Atalarımız ve analarımız ne demişler? Damlaya damlaya göl olur, damla büyür sel olur! Avrupa’dan HDP listesine verilecek her oy, buradaki damla niteliğindedir. Tek tek verilecek oylar toplanıp gölü, büyüyen göl de devrim selini yaratır. Bu da 7 Haziran’da HDP’yi ve onun şahsında hepimizi büyük bir demokrasi zaferine götürür.

Bunun için her demokrat ve yurtseverin uyanık olması ve aktif davranması gerekir. Bir defa, hiçbir gerekçeyle oy kullanmamak gibi bir tutum içine girmemeli, her koşulda mutlaka kendi oyunu kullanmalıdır. Bu elbette önemlidir, ama yetmez. Bununla birlikte çevresinde yaşayan ve oy kullanma hakkı olan herkesin oy kullanmasını mutlaka sağlamak için tam bir seferberlik düzeyinde çalışmalıdır. Bu konuda yaşanan bilgi yetersizliklerini gidermek için de HDP’nin seçim bürolarından gereken bilgiyi edinmelidir. Bu durumda oy kullanmak herhangi bir zorluk içermez.

7 Haziran genel seçimleri Kürtler ve tüm demokratik güçler açısından hayati öneme sahiptir. 7 Haziran seçiminde demokratik zafer kazanabilmek için de Avrupa’daki yurtsever ve demokratik güçlerin vereceği oyların belirleyici etkisi olacaktır. Bu nedenle “Oy kullanmasam da olur” dememek gerekir. Unutmayalım, damlaya damlaya göl olur, damla büyür sel olur! O halde 7 Haziran’ın devrimci-demokratik selinin bir damlası da sen ol!