'Terör tehdidi, Euro 2016 ve grevler..." Fransa gündeminde son ayların en önde duran gündemleri arasında. Son bir aydır Paris'te 20 binin üzerinde asker ve polis günlük olarak sokaklarda görev yapıyor. Çalışma yasasına karşı toplumsal muhalefet büyüdükçe, hükümetin günlük, "terör tehdidi" var açıklaması beraberinde geliyor. Hükümet her ağzını açtığında polisin sokakta ve eylemlerde güç kullanımı, müdahalesi giderek sertleşti. Derken, Cezayir savaşından bu yana sendikal eylem yasağı olmayan ülkede bir ilk yaşanıyor; Paris Valiliği Çalışma Yasası tasarısına karşı yapılmak istenen 23 Haziran eylemini yasakladığını duyurdu. Toplumsal muhalefetin tepkisi büyüdükçe hükümet bu konuda geri adım atma yolunu seçti. Ama bu gelişme Fransa'da giderek daralan demokrasi sınırlarının yeni bir işaretiydi.
Fransa’da 1962 yılından bugüne kadar sendikaların yürüyüş ve grev yapma, protesto hakkı engellenmemişti. Çünkü gösteri ve protesto hakkı Fransız Anayasası'nda yer almasa da İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde bir temel hak olarak bulunuyor. Aynı zamanda Ceza Konunu'nun 431 maddesinde, “ifade özgürlüğünün, çalışma, bir araya gelme, toplantı ve eylem yapma özgürlüğünün önüne geçerse cezalandırılacaktır” ifadeleri yer alıyor. Buna göre Fransa'da gösteri yapmak isteyen birey, kurum ve organizasyonlar, 3 gün öncesinden bulunduğu bölgenin valilik ya da ilgili belediyesine eylem ya da protestonun yapılacağı yeri, saati, tarih ve organize eden kişilerin isimlerini, etkinliğe katılabilecek tahmini insan sayısını bildirmek zorunda.
Söz konusu gösteri talebi ancak yapılmak istenen yer konusunda daha önceden, yol yapımı, özel bir gösterim, turizm açısından sakıncalı vb durumlar dahilinde ancak mekan değişikliğine gidilerek farklı bir meydan ya da sokağa taşınarak izin verilmek zorunda. İnsan Hakları Beyannamesi'de gösteri hakkının engellenmesi ve iptal hakkı konusunda ancak, “yetkililer kamu düzeninin tehdit altında olduğunu düşündüklerinde" tanıyor. Bu durumda ise organize eden kişi veya kurumlar, İdari Mahkemeye başvurma hakkına sahipler. İdari Mahkeme kararı beklenmeden eylemin gerçekleşmesi durumunda ise eylemden sorumlu bireylere, bir yıl hapis ve 7 bin 500 Euro para cezası verilirken katılımcılara ise 11 Euro para cezası talep ediliyor.
13 Kasım günü Paris'te yaşanan 130 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıların ardından Fransa'da yeni bir dönem başladı. Önce Olağanüstü hal ilan edildi. Hatta bir ay boyunca güvenlik gerekçe gösterilerek gösteriler yasaklandı. COP 21-İklim Zirvesi karşıtı çevrecilerin bir yıldır organizesini yaptığı gösteriler, bu kapsama alınarak yasaklanmıştı. Yine de yasağı delip sokağa çıkan göstericilere, sınırsız şiddet kullanılmış ve 131 kişiye bir ay boyunca ev-hapsi uygulaması getirilmişti. Devamında Çalışma Yasası'na karşı geliştirilen Gece Ayakta eylemlerine benzer yasaklar geldi. Toplumsal tepkilerin yükselmesinin ardından yasakların sınırları belli saatler arasına çekildi. Bu  kez aylardır ayakta olan sendikaların eylemlerine dönük yasak geldi. Dün yasak çevrecileri ve Gece Ayakta hareketine uygulandığında susan sendikalar, sıra kendilerine geldiğinde "demokrasi, özgürlükler" sorununu hatırladı. Oysa çoktan Fransa'da demokrasi ve özgürlüklerin yapısı değişmiş, sınırları daralmıştı. Unutulan, 13 Kasım Fransa'nın yeni 11 Eylül'üydü!