
AKP Hükümeti’nin askere “dokunulmazlık zırhı” getirmek için Meclis’e sunduğu “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasın Dair Kanun Tasarı“ önceki gün Meclis’e sunuldu. Bugünden itibaren Savunma Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak düzenleme askerlere daha önce ellerinden alınan birçok yetkiyi geri veriyor. Söz konusu önergeyle savaşta yetki askere veriliyor. Sayısız savaş ve insanlık suçuna imza atan askerler de yargılamadan kurtulacak.
Kürt illeri TSK’ya teslim
Operasyon yetkisinin askere devredildiği, valinin devre dışı bırakıldığı, yargı denetiminin kaldırıldığı, tasarıyla gelen başlıca değişiklikler şöyle:
Operasyon kararı:
Halihazırda kapsamlı bir iç güvenlik operasyonunun direktifi, Başbakan tarafından veriliyor, Genelkurmay Başkanı bu direktif doğrultusunda operasyonları yönlendiriyordu. Yeni düzenleme, direktifin Bakanlar Kurulu’nca verilmesini öngörüyor.
Operasyon yetkisi:
Sıkıyönetim dönemleri dışında, şehir merkezlerinde operasyonlar polis ve jandarma tarafından yapılmaktaydı. AKP hükümetleri döneminde polisin görev alanı genişletildi ve geçmişte jandarmanın sorumluluğunda olan birçok alan polise devredildi. Ancak, Sur, Nusaybin, Cizre gibi kent merkezlerinde yürütülen operasyonlarda asker açısından bir ‘yetki’ tartışması başladı. Yeni düzenlemeyle asker, validen izin almadan, birlik komutanının yazılı emri ile “konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlara” operasyon yapabilecek. Kürt illerine düzenlenen operasyonlarla ilçelerdeki yönetimi askere bırakan hükümet, arama ve operasyonlarda yargı iznine de gerek bırakmıyor. Operasyon için mahkeme izni, sonraki 24 saat içinde alınabilecek.
Yeni düzenlemeye göre birlikler, Genelkurmay Başkanlığı’nın talimatı ile hareket edecek. Asker ve polisin müşterek operasyonlarında komuta, en yüksek rütbeli subayda olacak. Valilerin görevi ise gözetim ve koordinasyon ile sınırlı kalacak.
Askerlerin yargılanması:
Haziran 2009’da Meclis’ten geçen ve 9 Temmuz 2009 günü yürürlüğe giren yasa ile askerlerin örgütlü suçlar kapsamında sivil mahkemelerde yargılanmasının önü açılmış, bu değişiklik sayesinde çok sayıda ordu mensubu Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda sivil mahkemelerce yargılanmıştı. Yeni düzenleme ile askerlerin görev sırasında işledikleri belirtilen suçlar “askeri suç” kapsamına alınacak ve yeniden askeri mahkemelerde yargılanacak. TCK’da yer alan ceza ertelemesi ve hükmün geri bırakılması uygulaması, artık askerler için de geçerli olacak.
Yargılama izni:
Meclis’e gelen torba yasa tasarısı, bundan sonra ‘terörle mücadele’ adı altında gerçekleştirilen operasyonlara katılan askerler ile ilgili doğrudan soruşturma açılmasını ve yargılamasını izne bağlıyor. Tasarıya göre; Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının soruşturulması Başbakan iznine bağlanacak. Diğer personel için ise Savunma Bakanı’nın; Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanları için de İçişleri Bakanı’nın izni alınması gerekecek. Er-erbaş ayrımı da gözetilmeyecek.
AKP gururla kaldırmıştı
Kürt il ve ilçelerine yönelik savaşta zaten fiili olarak uygulamaya konulan protokol, 2010 yılında AKP tarafından “Cuntacıların darbe planlarına dayanak yapılıyor. Balyoz darbe planında da EMASYA kullanıldı“ denilerek kaldırılmıştı. 7 Temmuz 1997’de İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında imzalanan protokola 4 Şubat 2010’da son verilmişti. EMASYA Protokolü, şehirlerde valinin izni olmadan askerin harekete geçmesini öngörüyordu. Çözüm sürecinde imzalanan yeni protokol ile emir komuta ilişkilerinde yetkili isim il valisi olarak belirlendi. Şimdi ise tekrar başa dönülüyor.
Nusaybin etkili oldu
9 Eylül 2015 günü yapılan güvenlik zirvesinden çıkan karara göre artık “Sıcak operasyon ve sıcak takip yapıldığı süreçte ‘vur’ emri bölgedeki askeri yetkililere geçti”. Ancak Nisan ayı başında Nusaybin’de bu uygulama değiştirildi. Yetki askere devredildi. Bu karar alındığında Nusaybin’de sokağa çıkma yasağı yaklaşık birinci ayını doldurmuştu. 50’li kadar özel harekatçı ölmüştü, 100’ün üzerinde özel harekatçı da yaralanmıştı.
Söz konusu tasarıyla Kürt kentlerine savaş açan ve askeri şehirlere salan Türk devleti, daha fazla yetkiyle donatacağı TSK’yı ‘yargılanmayacaksın’ mesajı da vererek pervasızca teşvik ediyor.
AKP’nin aklı başına gelmiş!
2010 yılında askeri vesayeti kaldırdığı iddiasıyla EMASYA Protokolü’nü kaldıran AKP’nin şefi Erdoğan ‘’Böyle protokol olamaz, olmayacak. Bu işi bitireceğiz” demişti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün de “Hiçbir zaman 1990’lara ve onun hukuk düzenine dönülmez. EMASYA’nın geri gelmesi mümkün değil” açıklamasında bulunmuştu.
Geçmişte EMASYA Protokolü’nü hazırlayan ve Genelkurmay adına imza atan ve “darbeci” olduğu gerekçesiyle tutuklanan emekli general Çetin Doğan ise gelinen noktadan memnun. Doğan, “zorunlu olarak geri adım attılar” dedikleri hükümet için “Umarım akılları başına gelmiştir” dedi.
Öcalan uyarmıştı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, AKP’nin takiyye yaptığını, kendi derin devleti ve Gladio’sunu kurduğunu, askerle mücadele değil işbirliği yaptığını söylemişti.
Öcalan, protokolün iptal edilmesinden hemen sonra 13 Mayıs 2010 tarihinde avukatları ile yaptığı görüşmede, Gladio’nun Türkiye’deki yapılanmasının Tansu Çiller döneminde özerk bir yapıya dönüştürüldüğünü hatırlatarak şu açıklamada bulunmuştu: “O dönem Güreş’e karşı çok büyük rahatsızlıklar da vardı. ‘98’de bizim gerçekten artık yenildiğimizi düşünüyorlardı. O dönem Çevik Bir’in Gladio’nun adamı olduğundan şüphem yok artık. Özkök ve Kıvrıkoğlu ordu içinde daha olumlu bakıyorlardı sorunun çözümüne. Bu Gladio daha sonra Ecevit’i de tasfiye etti. Daha sonra o 2002-2004 döneminde bizi parçalama politikasını yürüttüler. Bizi tasfiye edeceklerini düşünüyorlardı, AKP onlar bunu bekliyordu. Bugün de dördüncü aşama yaşanmaktadır. Bu, en tehlikeli olan aşamadır. AKP ile Gladio, Kürtlere karşı mücadeleyi birlikte yürütüyorlar. Eskiden Gladio-JİTEM Kürtlere karşı cinayet işliyorlardı, AKP’yle Gladio’nun anlaşmasından sonra cinayet işlenecekse bu, AKP’nin izniyle ve bilgisi dahilinde ancak gerçekleşir.”
AKP kendi Gladiosu’nu kurdu
Öcalan, 3 Ocak 2011 tarihinde yine avukatları ile yaptığı bir başka görüşmede ise, “Bu dönemde AKP ile Gladio’nun uzlaştığından bahsediyorum, Kürtlere karşı tabi ki. Yeni dönemde AKP’den habersiz bir şey olmaz, gerçekleşmez” diyerek özellikle çözüm sürecinde yaşanabilecek provokasyonlara dikkat çekmişti.
Türkiye’deki iki hegemonik gücü, “Birincisi CHP’nin başını çektiği laik-cumhuriyetçi hegemonya. İkincisi ise AKP’nin başını çektiği Türkçü-İslamcı hegemonya” diye tarif eden Öcalan, yanıldığını kabul ederek şu değerlendirmeyi yapmıştı: “Ben Ergenekon davasıyla içeri alınanların daha çok çözüm karşıtı, savaş kışkırtıcılığı yapanlar olduğunu sanıyordum. Ancak ondan sonraki siyasi gelişmeler dikkatle incelendiğinde amacın çözüm karşıtı güçlerin tasfiyesi olmadığı görülüyor. Daha ziyade deşifre olmuş, bilinen kesimler tasfiye edildi. Ama AKP, dışarıda olup da deşifre olmamış çözüm karşıtı güçlerle anlaşıp kendi Gladio’sunu-hegemonik gücünü inşa etmenin adımlarını atıyor. Aslında AKP, Ergenekon konusunda kamuoyunu aldatıyor. Görüntüde çözüm karşıtlarını tasfiye ediyor gibi görünse de, özünde çözüm karşıtlarıyla anlaşmıştır. Bütün bunların bu amaçla olduğunu düşünüyorum. Geçmişte farklı düşünüyordum şimdi böyle düşünüyorum. Hatta AKP ile ordu arasındaki anlaşmanın temeli 2007’de Büyükanıt ve Erdoğan’ın Dolmabahçe toplantısında atılmıştır. Öyle sanıldığı gibi AKP’nin orduyu tasfiye etmesi değil burada bir anlaşma vardır. Bu anlaşma sonucunda günümüze kadar gelen adımlar atıldı.”
ANKARA
‘Korkmayın vurun’ yasası
Kürdistan kentlerinde bugüne kadar yüzlerce sivil fütursuzca katledilmesine rağmen tek bir görevlinin cezalandırılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, Meclis’e sunulan tasarının cezasızlık politikasına yasal kılıf olacağı aşikar.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı imzalı 30 Temmuz 2015 tarihli “Hizmete Özel” ibareli belgeyle “Savcının karşısına çıkmaktan korkmayın” denilerek, askere açık açık silah kullanmaları talimatı verilmişti. “Kara Kuvvetleri Komutanlığı 172. Zırhlı Tugay Komutan Yardımcılığı 3. Tank Tabur Komutanlığı” imzalı, ‘84933840-3000-350-15’ seri numaralı ‘Askerin Silah Kullanma Yetkileri Personel’in Müteyakkız Bulunması’ başlıklı belgede, askeri personel “cezasızlık” vaadi ile doğrudan silah kullanmaya yönlendiriliyordu. “Savcının karşısına çıkmak korkusuyla silahını kullanmaktan çekinen personelin yapmış olduğu davranışın sonucunun çok ağır olabileceği” uyarısı yapılan belgede, “Hain bir saldırı sonucu tabuta girmek yerine savcının karşısına çıkmanın tercih edileceği”, “devletin zor durumda olduğunun sürekli akılda tutulması” telkinlerinde bulunulmuştu.
Devlet yetkililerden söz konusu belgeyle ilgili herhangi bir yalanlama gelmezken, HDP Milletvekili Ferhat Encü’nün dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na cevaplaması talebiyle söz konusu belgeyle ilgili önerge ise aylardır yanıtsız.
TSK ile AKP’nin darbe anlaşması
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş hükümetin ‘askere dokunulmazlık zırhı’ içeren kanun teklifine ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Ordunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile işbirliğine gittiğini söyleyen Beştaş, “Darbe mekaniğini tetikleyen bu işbirliğinin bedelini AKP dahil tüm Türkiye ödeyecek” diye konuştu. Meclis’in yetkisini askere devrettiğini ifade eden Beştaş, yargı döneminin bittiğini ve askerin siyasette belirleyici rolde olacağını kaydetti. Beştaş, “Bu yasa ile AKP-Saray iktidarı halk iradesinden vazgeçmiş tankın gücüne teslim olmuştur” dedi.
Fiili duruma yasal zemin
“Bu aslında şu anda devam eden fiili durumun yasal zemininin oluşturulmasıdır” diyen Beştaş şöyle konuştu: “Şu anda TSK mensupları, emniyet mensuplarının yetkili olduğu alanlarda görev yapmaktadır. Bu tabloda siyaset, parlamento yetkisini askere devrediyor. Askerler, iç harekatlara katılabilecek. Yargı denetimi daraltılmıyor, kalkıyor. Asker siyasette artık belirleyici bir rolde olacak. Bu durum Türk Silahlı Kuvvetleri ile hükümetin darbe konusunda anlaşmasıdır. Bu bir darbe anlaşmasıdır. AKP iktidarı askere elini vermişti, şimdi kolu da gidiyor, yakında bütün gövdesi gidecek. Halkın seçtiği milletvekillerine dokunulacak ama askere dokunulamayacak, gözaltına alınamayacak, soruşturma yapılamayacak, bunların hepsinin izin altına alınması sağlanacak.”
Beştaş, “Karanlık günlerin ciddi habercisi olan bir tasarı olarak önümüzde duruyor” dediği tasarının daha çok tartışılacağını sözlerine ekledi.