
Türkiye’de siyaset tıkandıkça darbe söylentileri ve senaryoları da artıyor. Bütün bu çalkantılara savaş senaryoları da eşlik ediyor.
Demokratik yapının gelişmediği, siyasi yolların zorbalıkla kapatıldığı toplumlarda darbeler kaçınılmazdır. Bu nedenle darbe girişimleri olmasa da darbe söylentileri olur ve bunlar inandırıcı olur. En azından topluma bir korku verir.
Eskiden bu konularda tecrübeli olan başkent gazetecileri vardı. Bu gazeteciler genelkurmay kulislerinden kulaklarına üflenenleri çok mühim analizler gibi köşelerinde yazar ve memleketin siyasetini etkilemeye çalışırlardı.
En önemli şifre “Genç askerler rahatsız” sözleriydi. Genç askerler dediklerine bakıp da yüzbaşılar, binbaşılar, yarbaylar, albaylar falan sanmayın. Genelkurmay başkanının arkasında terfi sırası gelmiş olan, en fazla bir devre geriden gelen diğer orgenerallerin kod adı “Genç askerler”di. Bu “Genç askerler” icap ettiğinde güvenilir gazetecileri çağırıp ağırlar ve siyasi iktidara karşı itirazlarını gündeme getirir, iktidarı ikaz ederdi. Böyle dedikodular ayyuka çıkmaya başladığında gözler geceleri genelkurmaya çevrilirdi. Bu gazeteciler de “Dün akşam genelkurmayın bütün ışıkları sabaha kadar yandı” falan türünden gözdağı haberleri yazardı.
Ama geçmişte bu haberleri iktidara muhalif olan gazeteciler yazardı. Erdoğan devrinde her şey gibi bu da tersyüz oldu. Muhalif gazetelerde hiçbir darbe iddiası ve beklentisi yok iken Erdoğan’a en yakın gazeteciler böyle iddiaları ortaya atıyor. Sonra gene Erdoğan ve çevresindekiler bu dedikodulara sarılarak esip gürlüyor ve kahramanlık gösterileri yapıyor. Buradan kalkıp bütün muhaliflere gözdağı veriyor. Onları fetöcü-darbeci vb. suçlamalarla tehdit ederek korkutmaya çalışıyor. Kendi çevresinde olup da dağılma eğiliminde olanları da darbe korkusuyla etrafında tutmaya çalışıyor. AKP çevresindekiler uzun süredir halkı “Kemalistler darbe yapacak, İmam Hatipler kapatılacak, başörtüsü yasaklanacak, vb.” söylentilerle korkutup etrafında tutmaya çalışıyor. Kendi içindeki muhalifleri korkutmak vazgeçirmek, korkutamazsa da susturup sindirmek istiyor.
Erdoğan ve etrafında toplanmış olan darbeci, işgalci halk düşmanı çete iktidarını sürdürebilmek için her türlü yönteme muhtaç haldedir. İçeride sürdürdüğü hukuk dışı dikta iyice zorlanmaktadır. Ama direnişi ezebilmek için şimdi de savaşa umut bağlamışlardır. Erdoğan ve etrafındaki savaş cephesi uzun süredir her yerde savaş politikasına yönelmiştir. Kürtlerle savaş politikasının doğal sonucu bu politikasını desteklemeyen herkesle savaşa dönmüştür. Açık bir savaş olmasa da her an olabilecekmiş gibi bir gerginlik politikası izlenmektedir. Böylece her türlü muhalefet kolayca bastırılmaktadır. Savaş şartlarında bunun bedeli gene emekçilere ödetilmektedir. İş, ekmek deyip muhalefet ettiğiniz an cevabı hazırdır: Siz bir mermi kaç lira biliyor musunuz?
Yakın zamana kadar Rusya desteğiyle Amerika’ya posta atıp kabadayılık yapan Erdoğan şimdi de Amerika desteğiyle Rusya’ya posta atmaktadır. Adeta iki kutup arasında twist yapmaktadır. Düne kadar S-400’lerin peşindeydi şimdi yeniden Patriot siparişi veriyor. Dün NATO’dan çıkabiliriz derken bugün NATO’dan güvence bekliyor.
Kürtlerle sürdürdüğü acımasız imha savaşına bölgede Libya’dan Mısır’a, Suriye’ye, Irak’a kadar bütün Müslüman devletlerle girdiği savaşlar eşlik ediyor. İran ile olan çelişkileri de her an açık savaşa dönüşebilir.
Bu şartlarda Erdoğan diktasının umudu gelecek asker tabutlarındadır.
Asker tabutlarının gelmesini istemeyenler asker taburlarının gitmesini durdurmalıdır.
Yoksa işimiz de, aşımız da, kanımız da insanlık dışı bir diktatörlük macerası yüzünden dökülüp gidecektir.