“Terör-merör meselesi” değil bu...
Bilmem “PKK, KCK meselesi” hiç değil... Düpedüz “düş” düşmanlığı...
Kızının ve arkadaşlarının fotoğraflarını taşıdı diye tutuklanan ancak hala salıverilmeyen anne ve öğrenciler...
JİTEM Karargahında kafatası yığınları; “usulen” sorgulanmış, işkence edilmiş, öldürülmüş sonra da gizlice gömülmüş Kürtler...
Terörün ekonomik kaynaklarını kurutma” adı altında yürütülen “ekonomik terör...” Artan ev baskınları...
Gizlice gömülen cenazeler; çıplak, parçalanmış bedenler...
Kelepçe bırakılan BDP il binaları; avuçlarına mermi bırakılan Vekiller...
Uzayıp giden isim listeleri, tutuklamalar...
Karartılan deliller, silinen kayıtlar, aklanan gerçek suçlular...
“Savcı sorgusundan hakim önüne çıkana kadar artan “suç” (!) sayıları...
Katledilenler ve katledeni alkışlayanlar...
Ölüler hakkında “arama kararı” çıkaranlar; evlerinde ölü bulunanlar...
Ve ölmeyince yargılanmaktan kurtulmayan Roboski köylüleri; “sınırı yasadışı yollarla ihlal etmiş“ yoksullar... Hayatta kalarak “devleti mağdur edenler...” İçişleri Bakanı Şahin’in söylemiyle “on para etmez insanlar...”
Sonra;
Artan şüpheli asker ölümleri...
“Asimetrik darbe mağdurları” yalanı arkasına gizlenmiş gerçek darbeciler; siyasal linç operatörleri...
Ve seçilmişler açısından da en büyük cezaevi olan Türkiye’nin problemli idarecileri; yani, “ilköğretim öğrencilerine umre turu” yaptıran sahte müslümanlar, dergahlar, tarikatlar, sarıklılar, sarıksızlar...
***
Ve dedi ki, insan hakları dersi veren, ancak insan duygusundan yoksun Prof. Çeçen, tam da motive olmuşken iktidar, “Kürtlere karşı insan hakları sözleşmesi iptal edilsin, savaş hukuku uygulansın.”
Durmasın...
Devam etsin...
“40-50 kişilik guruplara füze atılsın, halk sürgün edilsin, Kürtlere doğun kontrolü Uygulansın...”
Kısırlaştırılsın...
Kurutulsun...
Küle dönsün...
Darbeci Evren’e rahmet okutulsun...
Ama... Aması çoktur zülmün. Arkası da kendi gibi karanlıktır, kısırdır.
***
Ve gün gelir halkları karanlığa gömenler, kurduğu tuzaklara kendileri düşer, ateş kendilerini yakar. Bu nedenle ışığa/aydınlığa ihyiyaç duyar olurlar. Zira tarih, “bugün” den ibaret değildir. Zalimlerin en büyük yanılgısı “yarın”ı, “bugün”de bitirebilecekleri fikridir.
AKP’nin de en büyük yanılgısı bu olmuştur.
Oysa tüm bir tarihi, “geçmiş”i ve “geleceği”, “bugün”e sığdırmak, ona mahküm etmek; “şimdi” ile tanımlamak ya da “şimdi” yi “gelecek”le özdeş saymak olası değildir, olmayacaktır.
Kürtler de her halk ve toplum gibi kendi tarihini yapacak; “Hakimsiz ve hekimsiz yerde durulmaz” dense de kendi mekanında ve kendi “zaman”ında yaşayacaktır.
Çok istiyor olsanız da Kürtleri “Bir Köroğlu, bir Ayvaz” hallerde göremeyeceksiniz!
delil-karakocan@hotmail.com