Arjantin ve Türkiye’de hemen hemen eşzamanlı gerçekleştirilen askeri darbelerin sorumlularıyla yine hemen hemen eşzamanlı olarak hesap (!) soruluyor. Oradaki generallerin yargılanması oldu bitti. Onlar da artık moruklamıştı, hepsi hastaydı; bazıları öldü, bazıları cezaevinde, bazıları da cezaevine giremeyecek kadar yaşlı diye dışarıda.
Bugünlerde ise Arjantin’in dünya yargısız infaz literatürüne armağan ettiği solcuları havadan okyanusa atarak köpekbalıklarına yem edenler yargılanıyor.
Sanık sandalyesindekiler 68 kişi. 66 asker ve 2 sivil. Sanıklar 789 kişiyi öldürmekle suçlanıyor. 800 görgü tanığı konuşacak. Aralarında denize atılıp kıyıya canlı ulaşan ya da kurtarılan insanlar da var.
Ölüm uçuşlarının gerçekleştirildiği askeri okulun komutanı Jorge Acosta ve sarışın ölüm meleği olarak tanınan Alfredo Astiz davanın baş sanıkları. Her ikisi de şu anda darbe ana davasından aldıkları müebbet hapis cezalarını çekiyor.
Davada yargılanacak olan askerlerin büyük bir bölümü ise daha önce hiç hakim karşısına çıkmadı. İşkence suçuna karşı açılan bu dava Arjantin’de alt düzeydeki askeri yetkililere karşı açılmış en büyük dava konumunda. Nasıl sonuçlanacağı da merak ediliyor.
Bugüne kadar görülen birçok insan hakları davasında savaş ve darbe dönemlerinde “emir altında suç işlemek” diye bir kavram yaratıldığından orta ve alt kademede görev yapan askerleri yargılamak pek kolay olmuyordu.
Ancak İspanyol ve Arjantin mahkemeleri bu savunmaları hiç dikkate almadı. İspanya’da ölüm uçuşlarında pilot olarak görev yapan Adolfo Sclingo adlı bir eski asker 640 sene hapis cezasına çarptırıldı.
Geçtiğimiz Ekim ayında Arjantin’de görülen davada ise solculara işkenceden sorumlu tutulan 14 orta kademedeki asker 18 sene ile müebbet arasında hapis cezalarına çarptırıldı.
Arjantin’de bunlar olurken Türkiye’de 12 Eylül darbecileri hastane yataklarında yargılanıyor, müdahil avukatlar sanıklar uyuyor diye şikayetçi, işkencecilerden henüz tutuklanan olmadı hatta komisyon karşısına çıkıp pişkin pişkin “işkence yoktu” diyenler ortada geziyor.
Memlekette bir sürü ileri zekalı insan da iki sanıklı darbe davasıyla Türkiye’nin kirli darbe geçmişiyle hesaplaşabileceğini düşünüyor.
Peki cezaevlerinde, karakollarda işkence yapan, insanları öldüren asker ve polisler, sıkıyönetim mahkemelerinde hukuksuz bir şekilde insanları idama mahkum eden yargıçlar, talimatla çalışan savcılar ne olacak? Dönemin sıkıyönetim valileri, komutanları yargılanabilecek mi?
Arjantin’deki gibi “bana öldür diye emir verdiler, öldürdüm” diye mahkeme karşısına dikildiği zaman, “hiçbir emir sana insan olduğunu unutturmaz, bu suçu sen işledin” diyen yargıçlar çıkabilecek mi? Yoksa iki ihtiyar generali hastanede rahatsız etmenin adını darbeyle hesaplaşma mı koyacaklar?