Sadece son 10 gün içinde 44 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Bu zamana kadar katledilen kadınların birçoğunun katilleri hak ettikleri cezaları almazken, birçoğuna da indirim maddeleri uygulandı.
Son günlerde kadın cinayetlerinin tavan yaptığı Türkiye'de, yargının kadın katillerine karşı tutumunu ve verdiği cezaları Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyesi Avukat İpek Bozkurt değerlendirdi.
'Davutoğlu içi boş beyanda bulundu'
Davutoğlu'nun "seferberlik başlatıyoruz" sözlerinden sonra kadın cinayetlerinin sürdüğüne dikkat çeken Av. Bozkurt, adım atılmadığı için bu tür beyanların içinin boş olduğunu söyledi. Özgecan Aslan cinayetinden sonra da iktidarın ve Adalet Bakanlığı'nın kadın cinayetlerini önlemek için herhangi bir girişimde bulunmadığının altını çizen Bozkurt, hukuk sistemindeki eksiklikler hakkında bu zamana kadar herhangi bir çalışma yapmadığını vurguladı.
Her nedense katiller hep hasta
Bozkurt, bu zamana kadar görülen davalarda en sık görülen sorunun neredeyse tüm katillerin 'haksız tahrik' indiriminden yararlanmak için verdiği beyanatlar olduğunu söyledi. Bozkurt, sanıkların verdiği beyanlarda hep, "kadınları çok sevdiklerini ama kadınların hep sinirli, hep kıskanç ve sürekli katillerin 'erkekliklerini' yaralayacak konuşmalar yaptığı" suçlamalarında bulunduğunu ve bu yüzden tahrik sonucu cinayeti işlediklerini dile getirdiklerine işaret etti. Bozkurt, bu durumu şu sözlerle ifade etti: "Görülen davalarda katillerin daima hastalıkları var. Ya tansiyon ya da şeker hastaları... Mahkemelerin artık 'klişe' sayılan haksız tahrik sebeplerine indirim vermesi ve kendi takdirinde olan iyi hal indirimini uygulaması nedeniyle cezaların miktarı çok düşüyor. Caydırıcı ceza olmayışı da bir sonraki kadın cinayetinin yolunu açıyor."
Bu tür davaların yıllarca devam edebildiğine dikkat çeken Bozkurt, bu davalarda soruşturma makamının ve kolluktaki araştırmaların çok daha detaylı olarak yapılması gerektiğini altını çizdi.
Davaların takibi önemli
Ayrıca kadına karşı şiddet ve kadın cinayeti davalarını kalabalık örgütlü gruplar halinde takip etmenin de büyük anlam taşıdığını belirten Bozkurt, erkek egemen toplumda erkek adaleti uygulayan mahkemelere, savcılara, kadınların yalnız olmadığını hissettirmek için dava takiplerinin çok önemli olduğunu kaydetti.
Siyasetçilerin mesajları direkt etkiliyor
Bozkurt, siyasetçilerin sarf ettikleri söylemlerin kadın cinayetlerine etkisi üzerinde de durdu. "Siyasetin dili, tüm topluma sirayet ediyor" diyen Bozkurt, şöyle devam etti: "O nedenle politikacıların ağzından çıkan şey, sadece politik beyanlar değil, aslında düşündükleri fikirlerin kelimelerine yansımasıdır. Bilinen bir siyasetçi topluma "kadın ile erkek eşit değildir, kadının görevi analıktır" diye mesaj verince, bu beyanatın etkisi dalga dalga topluma yayılıyor. Örneğin, bir kadın çalışmak veya boşanmak isteyince, erkeğin bilinçaltında siyasetçilerin söylemi yer ediniyor. Eşine şiddet uygulamak, onu öldürmek için aslında makul bir sebebi olduğunu düşünüyor. En tepedeki siyasetçinin kullandığı dil, bir kadının darp edilen bedeninde karşılık buluyor bir şekilde. İşte biz bu nedenle kadın cinayetleri politiktir diyoruz. Bir erkek, eşini, sevgilisini veya tanımadığı bir kadını öldürdüğü zaman hukuk sisteminin kendisini koruyacağını hissediyor, cezasında indirim olacağını biliyor; "Eşim analık yapmak istemiyordu; demek ki cezalandırmakta haklıyım" demenin takdir göreceğini biliyor. İşte bizler erkeklerin bu yanlış bildikleri konularda caydırıcı cezalar alması için mücadele veriyoruz."
DİHA/ANKARA