19 Şubat’ta Hanau’da ırkçı saldırıda hayatını kaybedenler, Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Başbakan Angela Merkel’in katıldığı törende anıldı. Ferhat Unvar’ın annesi Serpil Temiz, Merkel’e bir mektup vererek bu saldırının üzerinin örtülmemesini istedi.
DÎLAN KARACADAĞ / HANAU
Irkçı saldırıyla Hanau’da katledilenler resmi bir törenle anıldı. Katledilen 23 yaşındaki Ferhat Unvar’ın annesi Serpil Temiz, Almanya başbakanı Angela Merkel’e bir mektup vererek, davanın üstü örtülmemesini istedi.
Almanya’nın Hanau kentinde 19 Şubat’ta ırkçı saldırıda hayatını kaybedenler resmi bir törenle anıldı. Salonda yaklaşık 500 kişinin katıldığı törende Almanya Cumhurbaşkanı Franz-Walter Steinmeier, Başbakan Angela Merkel, Hanau Belediye Başkanı Claus Kaminsky, Hessen Eyaleti Başbakanı Volker Bouffier, öldürülenlerin yakınları, siyasetçiler, sivil toplum örgütü temsilcileri hazır bulundu.
Katledilenler anısına anıt
Anma töreninin açılış konuşmasını yapan Hanau Belediye Başkanı Claus Kaminsky, katledilenlerin anısına bir anıt yapacağının sözünü vererek şu sözlere yer verdi: “Kentimizin farklı insanların birlikte yaşamasına dair yüzyıllara dayanan büyük geleneği vardı. Bu insanların tamamı şehrimizi şekillendirmiş ve bu şehre aittir ve bu nedenle şehrimizi, ülkemizi ırkçı siyah-beyaz sloganlarla zehirleyenlere bir çift sözüm var; Hanau renkliydi, Hanau renkli ve Hanau renkli kalacak.” Kamisky, katledilenlerin isimlerinin unutulmaması için anısına bir anıt dikileceğinin sözünü verdi.
Koçak: Bu sessizliğe nasıl alışırım?
Hanau Congress Park’ta düzenlenen anma töreninde dükkanı (Kiosk) hedef alınan Kemal Koçak, katledilen Said Nesar Hashemi’min kızkardeşi Saida Hashemi ve katledilen Hamza Kurtovic’in kız kardeşi Ajla Kurtovic konuştu. Katledilenlerin çoğunu yakından tanıyan Kemal Koçak, “Düşünün, bir mekanda yemek yiyorsunuz; biri geliyor, sizin farklı olduğunuzdan rahatsız olduğu için canınızı alıyor. Bunu nasıl anlayabilir insan?” diye konuştu. Hanau’da doğup büyüdüğünü belirten Koçak, “Burası benim memleketim. Ancak itiraf etmeliyim ki 19 Şubat’tan çocuklarımla dışarıda rahat dolaşamıyorum. Evimde dahi korkar oldum. Dükkanıma ateş açıldı, hedef alındım, evime kadar gelmeyeceğinden nasıl emin olabilirim” dedi. Dükkanının esnaf dükkanından çok bir nevi buluşma yeri gibi olduğunu belirten Koçak, “Bazı arkadaşlarım sadece selam vermeye gelir, bazısı çayımı içmeye. Bu gençleri bir daha göremeyeceğim. Bu sessizliğe nasıl alışacağım, bilmiyorum” dedi.
Kurtovic: Nefretten arının
Katledilen Bosnalı Hamza Kurtovic’in kız kardeşi Ajla Kurtovic ise şu sözlere yer verdi: “İçimde herhangi bir nefret beslemiyorum. Çünkü nefret, katil ve ırkçılık, birbirine yakın iki duygu. Irkçı saldırıya sürükleyen duygu da nefrettir. Bu yüzden herkesten ricam, nefret ile aranıza mesafe koyun.”
Hashemi: Irkçılığa yer yok
Afgan Said Nesar Hashemi’nin kızkardeşi Saida Hashemi de “Bizler burada doğduk, Alman vatandaşıyız. Bize yabancıymışız gibi davranamazlar. Hanau çok çeşitli bir kent. Her inançtan her ırktan insanların bir arada yaşadığı bir kent. Burada ırkçılığa yer yok. Irkçılara yer olmamalı. Özellikle güvenlik yetkililerinin gerekli önemlerini almasını rica ediyorum” diye konuştu.
Steinmeier: Onlar yabancı değildi
Törende konuşan Almanya Cumhurbaşkanı Franz-Walter Steinmeier, “Bu saldırı, hepimize yapılan bir saldırıydı. Katledilenlerin hiç biri de yabancı değildi. Kendilerini en güvenli hissettikleri bir yerde katledildiler. Ülkemizde ırkçılık var ama biz bu ırkçılığa ve düşmanlığa karşı birlikte duruyoruz, birlikte mücadele ediyoruz çünkü birlikte yaşamak istiyoruz” dedi. Steinmeier, katledilen 9 kişinin hayatına ilişkin kısa notlar paylaştı; aile yapıları, meslekleri, sevdikleri müzik ve kişilik özelliklerini paylaşarak, “Hepsi birbirinden farklı, birbirinden değerliydi. Bundan böyle herkesin güvende ve barış içinde yaşaması için mücadele etmeliyiz. Bu sorumluluğu sadece siyasetçiler değil herkes taşımalı” sözlerine yer verdi.
Bouffier: Bir daha yaşanmasın
Hessen Eyaleti Başbakanı Volker Bouffier, kimsenin korkmaması için her şeyi yapacaklarının sözünü verdi. Bouffier, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Toplumda ayrılığa fırsat vermeyecek her birimiz bunun için mücadele edeceğiz. Irkçılığa, nefrete ve ayrımcılığa Hessen eyaletinde ve Hanau’da yer yoktur. Almanya’da kimsenin korku içinde yaşamaması gerekiyor. Hanau’da yaşanılanları, çok iğrenç bir saldırı olarak hatırlayacağız. Saldırıya uğrayan kurban yakınları hayatlarında bir daha böyle acı yaşamalarını diliyorum.”
Temiz’in konuşmasına izin verilmedi
Ferhat Unvar’ın annesi Serpil Temiz’in konuşmasına izin verilmedi. Serpil Temiz, kendisine önce bir konuşma yapabileceği belirtildiğini ancak daha sonra kendisine hiçbir aile yakının konuşmayacağı aktarıldığını belirterek, “Benim bugün konuşmama izin vermemelerinin gerekçesini zamanın kısıtlı olmasıyla belirtildi. Ancak bunun doğru olmadığını biliyorum. Konuşmam engellendi. Bu yüzden Başbakan Merkel’e bu davanın peşini bırakmayacağımı ve daha önce yaptıkları gibi üzerinin örtülmemesini istediğimi belirttim” diye konuştu. Kimseye minnet etmeyeceğini ve bu katliamın güvenlik makamlarının ihmalkarlığı sonucunda gerçekleşebildiğine dikkat çeken Temiz, “Eğer bu davanın üzeri örtülürse oğlumu ikinci kez öldürmüş olacaklar” dedi.
Merkel’e mektup
Tören devam ederken yerinden kalkarak Merkel’in yanına gidip, “Ben Ferhat Unvar’ın annesiyim. Sizi bir mektup yazdım lütfen dikkate alın” diyerek mektubu takdim eden Temiz, tören bitişinde masasına gelen Merkel’e, “Benim üç çocuğum daha var. Onların güvende olduğundan emin olmalıyım. Bu yüzden bu olayın açığa kavuşmasını istiyorum. Dava ne durumda, hangi bulgular açığa çıktı gibi detaylardan haberdar olmak istiyorum. Dolayısıyla sizin de bu davanın üzeri örtülmemesi için takipçisi olmanızı istiyorum” dedi.
Merkel ise kendisine davayı Federal Başsavcılık’ın devraldığını dava süreci boyunca zor da olsa sabırlı olmalarını istedi. Korkuyla yaşamak zorunda bırakıldıklarına dikkat çeken Temiz, “En küçük oğlum sürekli olarak neden diye soruyor. Ona cevap veremiyorum. Zanlı ile aynı mahallede yaşıyoruz. Zanlı, böyle bir eyleme dönük isteğini hiç gizlemedi, bir katliam yapma niyetini sosyal medyada açıkladı, mektubundaki ırkçı düşünce dünyasını ilgili makamlara bildirdi. Size, ırkçılığa karşı artık bir tepki göstermenizi istiyoruz” diye konuştu.
Törenin yapıldığı salonda 500 kişi yer alırken, dışarıda töreni binlerce kişi dev ekrandan canlı izledi.
Merkel’e yazılan mektup
23 yaşında ırkçı saldırıyla katledilen Ferhat Unvar’ın annesi Serpil Temiz, Almanya Başbakanı Angela Merkel’e Almanca bir mektup yazdı. Mektubun çevirisi şu şekilde:
“Sayın Başbakan Dr. Merkel, Size, 19 Şubatta öldürülen Ferhat’ın annesi olarak yazıyorum. Diğer sekiz genç insan gibi Ferhat da 19 Şubat’ta öldürüldü. Zanlı, böyle bir eyleme dönük isteğini hiç gizlemedi. Bir katliam yapma niyetini sosyal medyada açıkladı; mektubundaki ırkçı düşünce dünyasını ilgili makamlara bildirdi. Daha önceleri de olduğu gibi garip biçimde bu amacı ciddiye alınmadı. Bu korkunç eylem başbakan olarak sizi, ırkçılığa karşı artık bir tepki gösterme noktasına getirmeli ve toplum ırkçılığa karşı uyanık hale gelmeli. Bu, soruşturma yürüten kurumların körlüğü için de geçerli. Bu son değildi ve eğer birşeyler değişmezse korkarım ki son da olmayacak. O yüzden öldürülen Ferhat’ın ailesi olarak sizlerden taleplerimiz var.
Bu eylemin tamamen aydınlatılmasını istiyorum. NSU-Komplex olayındaki/karmaşıklığı hataların yapılamaması gerekir. Aile üyelerine olayın aydınlatılacağına dair sözler verilmişti, fakat bu sözler tutulmadı. Bu bir yana, yıllarca aile üyeleri zanlı muamelesi gördü. Eğer olay tamamiyle aydınlatılmazsa oğlum ikinci kez öldürülmüş olur. O yüzden sizden ricam, endişelerimizin ciddiye alındığını ve bu olayın ciddiyetle takip edileceğini garanti eden resmi bir yetkili tanımlayınız. Mağdurların aileleri, artık geri döndürülemez kayıpları yaşamları boyunca desteğe ihtiyaç duyacaktır. Aile yakınlarının yaşam şansları daha da kötüleşmemeli. Alman hükümetini bu parçalanmış yaralı yaşamda bizleri yalnız bırakmamasını rica ediyorum. Mağdur yakınlarının üye ve kurucu aktör olduğu ve devlet tarafından desteklenen bir vakfın kurulmasını istiyorum. Bu vakıf ırkçılık ve nefrete karşı toplumsal aydınlatma çalışmaları yürütsün, bu ülkenin tüm insanlarının birlikte yaşamına katkı sunsun. Hanau mağdurları hiç unutulmamalı. İsimleri okullarda öğrenilmeli, sokaklarda görünür olmalı.
Saygılarımla ve büyük üzüntülerimle…”