
Minbic kuşatması ve Şehba hareketi, DAİŞ başta olmak üzere Türkiye merkezli Suriye Ulusal Koalisyonu’na (SUK) bağlı Sultan Murat Tugayı, Ehrar El Şam, El Nusra, Nureddin Zengi, Ceyş-ul İslam, Feylek El Şam’ın başını çektiği onlarca çete oluşumunu yeni arayışlara itti. Kısa bir süre öncesine kadar DAİŞ ile Ezaz-Marê hattında Türkiye topçu desteğiyle savaşan SUK çeteleri, DAİŞ yerine Efrîn’in Cindires ilçesine bağlı köylere saldırmaya başladı. Bölgede önemli bir güç olan DAİŞ ise direnmeden özelikle Ezaz-Marê arasındaki bağlantı köylerini SUK çetelerine bıraktı ve Marê üzerindeki kuşatmayı kaldırdı. Türkiye öncülüğünde DAİŞ’in Ezaz’ın 25 kilometre doğusuna düşen El Rai’ye (Çobanbey) kadarki köyleri SUK çetelerine bırakacağı belirtiliyor. Bunun karşılığında Minbic’i önemli oranda yitiren DAİŞ’in, Türkiye’den sağlayacağı lojistik destekle El Bab kentinde savaşması planlanıyor.
Aşama aşama çöktü
“Uçuşa yasak bölge”, “tampon bölge”, “güvenli bölge”, “Marê hattı”, “sınırda güvenli bölge”, “Fırat’ın ötesi kırmızı çizgi” politikaları ile YPG’nin de içinde bulunduğu QSD’ye yasaklar koyan Türkiye ise arayışlarının sonuna yaklaştı. Özelikle “Stratejik Derinlik” politikası ile Suriye’de başarısız kalan Ahmet Davutoğlu da görevden alındı. Tasarlanan hiçbir politik sonuca ulaşamayan Türkiye’nin, Minbic ve arkasından gelecek Bab’ın özgürlüğü ile Suriye sahasına havlu atacağı kaydediliyor. Çünkü Halep-Şam yolu kapanacak olan Türkiye’nin Katar, Arabistan başta olmak üzere Ortadoğu ve Afrika’ya açılan ticaret yolları da özgürlük güçlerinin eline geçecek.
KDP-MİT ortak yapımı olan Abdulaziz Temo’nun başkanlığında Riha’da (Urfa) Valiliğin evsahipliğinde ve polis korumasında yapılan toplantı da Türkiye’nin havlu atmaya hazırlandığı Suriye sahasına ilişkin son hamleleri. Sahada hiçbir ağırlığı ve karşılığı olmayan bu grupların toplantısında çıkan sonuçlara bakıldığında ise oluşturulan ‘Suriye Kürtleri Derneği’nin SUK çeteleri ile hareket eden ENKS’nin durumunu aşamayacağı açıkça görülüyor.
ABD ve Rusya federasyona gelecek
Güney Kürdistan’dan Akdeniz’e koridor açmak isteyen ABD’nin, giderek tek adam diktatöryasına dönüşen Türkiye ile işbirliği yapmayacağı açık. Yine BAAS rejimi üzerinden Suriye sahasına giren Rusya, Ortadoğu siyasetinde kendine bağlı bir yönetim arayışını sürdürecek. Bu devletlerin arayışlarının karşılığının da kendi kaderlerini Kuzey Suriye Federasyonu ilanıyla belirleyen Suriye halklarının olacağı görülüyor. Hem demokratik ulus projesi hem de seküler duruşuyla federasyon, ABD ve Rusya’yı rahatsız etmeyeceğe benziyor.
DAİŞ ve SUK önemlerini yitirecek
Tüm bu hesaplar yapılırken Bab, Cerablus, Ezaz ve Marê’den de halkların, QSD’ye kendilerini çetelerden kurtarmaya yönelik çağrılar yaptığı biliniyor. Bab’ın özgürleşmesi durumunda tek kamburu olarak Ezaz-Cerablus hattı kalacak olan Kuzey Suriye Federasyonu’nun askeri güçlerinin, bu hattaki çağrılara cevap vereceğini kestirmek zor değil. Bu bölgede Cerablus’ta kalacak ve örgütle bağlantısı kesilmiş olacak olan DAİŞ‘in, özgürlük güçlerinin karşısında durması imkansız gibi. Yine Ezaz-Marê hattında kalacak olan SUK çetelerinin, Türkiye açısından önemlerini yitirecekleri ve dağılacakları öngörülüyor.
Siyasi iktidarın iflası
Girê Spî’nin (Til Ebyad) bir yıl önceki özgürlüğü ile DAİŞ ilişkileri ciddi anlamda tıkanan Türkiye, Şehba bölgesine yüklenmiş ve “kırmızı çizgiler” çekerek sonuç alacağını, çeteler üzerinden Halep-Şam bağlantısı ve Ortadoğu ticaret yollarını elinde tutabileceğini varsaymıştı. Ancak Ahmet Davutoğlu’nun başını da yiyen bu politikanın çöktüğü ve giderek Türkiye siyasi iktidarının sonunu getireceği görülüyor.
ERDOÐAN ALTAN / DİHA/MINBIC