
Uluslararası Özgür Kadın Vakfı, Kürt Kadın Hareketi Uluslararası Temsilciliği, Kürdistan İnformasyon Bürosu UIKI ONLUS ve Demokratik Hukukçular Birliği'nin ortak organizesiyle 9. kez organize edilen kadın kırımı konferansın ev sahipliğini Casa İnternatizonale Delle Donne yaptı.
Diferenze Donna, Sinistra Anti Kapitalista), Ya Basta, Donne Nero, Donna Lisa Derneği, Movimento Feminista Proleteria Rivolizionario, Un ponte per, Alpi Liberi, Filistin Forumu, Eva Luna, Trama di Terre, Dalia Teatro, CİPAX, Rete di Komunisti, Cobas, PYS Onlus gibi İtalya'daki feminist çevreler, kadın örgütleri ve insan hakları savunucularının katıldığı konferansı, İtalyan basını da izledi.
Bir an önce harekete geçilmeli
Konferansın açılış konuşmasını Casa İnternazionale Delle Donne Başkanı Francesca Koch yaptı. 'Kürt kadınlarının Kobanê'deki direnişi, bize partizan direnişlerimizi hatırlattı' diyen Koch, bu buluşmayı kendileri açısından önemli bir tecrübe ve kaynak olarak gördüklerini ifade etti.
Konferansa İtalyan Parlamentosu Başkanı Laura Boldrini de destek mesajı gönderdi. Boldrini'nin mesajında 'Suriye ve Irak'ta bitmek bilmeyen travmaların sonlanması için bir an önce harekete geçilmeli. Oradaki esasta insan haklarına karşı bir saldırı gerçekleşmiştir. Kobanê'de olduğu gibi kadınlar bir kez daha yaşanan savaşın en büyük mağdurudur' ifadeleri yer aldı.
Kürt kadınlar kesin kopuşu gerçekleştirdi
Mesajlar ardından 'Dünyanın yüzünü gülümseten kadınlar kırıma uğruyor' başlığıyla sabah oturumu yapıldı. İlk sunumu Uluslararası Öcalan'a Özgürlük, Kürdistan'a Barış İnisiyatifi Temsilcisi Havin Güneşer yaptı. Kürt Kadın Hareketinin gelişimi seyrini tarih ve olgulara göre aktaran Güneşer, konuşmasında Kürt Kadın Hareketinin kapitalist moderniteden kesin kopuşu gerçekleştirdiğini, bunun en somut ifadesinin de bugün Kürdistan'ın her parçasında ve Avrupa'da ulaştığı örgütlülük olduğunu belirtti.
Kürt Kadın Hareketi Uluslarası Temsilciliği adına söz alan Nursel Kılıç ise konuşmasına Kürdistan'ın her parçasında direnen kadınları selamlayarak başladı. Kılıç, kadın hareketinin büyümesine paralel olarak erkek egemen sistemin de saldırılarını yoğunlaştırdığını belirterek, Paris Katliamı'nı örnek verdi. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in yaşamlarını kısaca özetleyen Kılıç, katliamın sorumlularından mutlaka hesap soracaklarını belirtti. Kadın kırımının bir insanlık suçu olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, bunun gerçekleşmesinin tek yolunun uluslarası dayanışma olduğunu söyledi.
Basın direnişi maniple ediyor
Daha sonra Corriera Della Sera gazetesinden Floriana Bulfon söz aldı. Kobanê'deki izlenimlerini aktaran Bulfon, sınırda haber yaptığı esnada Kobanêli 12 yaşlarında bir çocuğun kendisine nereden geldiğini sorduğunu, İtalya'dan geldiğini söyleyince çocuğun 'ha başkanımızı esir alan ülkeden mi geliyorsunuz' dediğini anlattı. Kobanê'den döndükten sonra da oradaki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini aktaran Bulfon, basının Kobanê direnişini maniple eden tavrını eleştirdi.
YPJ'ye cinsiyetçi yaklaşım var
Cambridge Üniversitesi'nde Kürt kadın hareketi üzerine bir tez hazırlayan Dılar Dirik ise 'Kapitalist modernitenin vurucu gücü IŞİD ve demokratik modernitenin inşacısı kadınlar' başlıklı bir sunum yaptı. Birbirine zıt bu iki güç arasında bir karşılaştırma yapan Dirik, DAİŞ gibi gerici bir güç karşısında YPJ'nin varlığının yeterli ve objektif bir biçimde dışarıya yansımadığını aktardı. Dirik, YPJ savaşçılarının dünya basınında yer alma biçiminde de cinsiyetçi bir yaklaşım olduğunu, YPJ'nin Kürt kadın hareketinin gelişiminden kopuk ele alınamayacağını söyledi.
Tek bir insan kalsa bile Kobanê düşmeyecek
Konferansın öğleden sonraki oturumunda ise bir başka salonda İtalya'nın NATO'dan çıkması talebiyle konferans düzenleyen savaş karşıtları da destek mesajı sundu. Daha sonra DAİŞ'in Şengal'de gerçekleştirdiği katliam ve Êzîdîlerin yaşadıklarını konu alan İtalyanca sinevizyon izlendi.
Sosyolog Alessia Montuori'nin moderatörlülüğünü yaptığı oturumda ilk olarak Rojava Halk Meclisi Eşbaşkanı Sinem Muhammed konuştu. Rojava'daki demokratik özerklik sistemini anlatan Muhammed, Batılı basının 'Kobanê düştü düşecek' mantığıyla hareket etmesini eleştirdi. Orada yaşananların objektif olarak aktartılması gerektiğini belirten Muhammed, Arîn Mîrkan'ın eyleminden bahsetti ve 'Kobanê'de tek bir insan kalsa bile Kobanê düşmeyecek' dedi.
BM nezdinde çalışma yürütülmeli
Konferansın diğer konuşmacısı CEDAW üyesi Bianca Pomeranzi ise Temmuz ayında Suriye'de kadın hakları ihlallerine dönük bir araştırma yaptıklarını, ancak konferansta dinledikleri ayrıntıların araştırma sonuçlarında yer almadığı için araştırmanın ayaklarının havada kaldığını belirtti. Pomeranzi, Kürt kadınlarının CEDAW'a resmi başvuru yapmaları halinde komite olarak harekete geçebileceklerini söyledi.
Konferansın organizesinde yer alan Demokratik Hukukçular Birliği üyesi Av. Barbara Spinelli de konuşmasında Şengal'de yaşananları 'feminicid bu kez jenoside dönüştü' sözleriyle yorumladı. Êzîdî kadınlar için BM nezdinde çalışmalar yürütülmesi gerektiğini, her kurumun ve her kadının harekete geçmesi durumunda bu hedeflerini gerçekleştireceklerini söyledi.
Harekete geçme çağrısı
Konferansın kapanış konuşmasını yapan Uluslararası Özgür Kadın Vakfı Temsilcisi Gülcan Karadeniz de uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekerek, Kobanê'nin savunulması için İtalyan kadın örgütleri ve kurumlarına harekete geçme çağrısını yaptı.
Konferans, İtalyanların da eşlik ettiği 'jin jiyan azadî' sloganlarıyla sona erdi.
ZİLAN DİYAR/ROMA
İtalyan yetkililerle görüşme
KNK Dışişlişkiler Komisyonu üyesi Özlem Tanrıkulu, Uluslarası Kadın Hareketi Temsilcisi Nursel Kılıç ve Rojava kantonları Avrupa Temsilcisi Sinem Muhammed'den oluşan Kürt kadın heyeti, Kobanê'ye koridor açılması talebiyle İtalya Senatosu'nda bir dizi görüşme gerçekleştirdi.
Heyeti İtalya Senato Başkan Yardımcısı Valeria Fedeli ve Senato İnsan Hakları Komisyon başkanı Luigi Manconi karşıladı. Görüşmeyi parlamentonun resmi basın masası da izledi.
Talepler iletildi
Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin temel gündemi, Kobane’de DAİŞ’in gerçekleştirdiği saldırılar ve Kürt kadınlarının direnişi idi. Heyet, senato üyelerine Kobanê’de yaşanan katliama ilişkin ayrıntılı bilgi vererek İtalyan hükümetinin bu konuda daha etkin rol almasını istedi ve somut adımlar atılmazsa Şengal’deki gibi bir katliamın yaşanabileceğini belirtti. DAİŞ’in saldırılarının ve dünyanın bunun karşısındaki tavırsızlığın temel nedeninin Rojava’daki demokratik özerk sistemi olduğunu belirten heyet üyeleri, bu saldırıların durdurulmasının Rojava’daki alternatif sistemin uluslararası toplum tarafından tanınmasından geçtiğine dikkat çekti. Heyet, senato üyelerine Kobane’ye acil insani yardım koridorunun açılması, Suriye savaşı boyunca yaşanan iç göç nedeniyle kantonlarda açılan mülteci kamplarının uluslararası toplum güvencesinde çalışmasının sağlanması ve insani desteğin uluslararası kurumlar düzeyinde Rojava’ya ulaştırılması talebinde bulundu.
Heyetin taleplerini dinleyen senato üyeleri de Kobane’de yaşananları yakından takip ettiklerini, Rojava’daki kantonları demokratik bir sistem olarak kabul ettiklerini ifade ederek, sözkonusu talepleri tartışacaklarını belirttiler. Görüşmenin ayrıntılarına senatonun resmi sitesinde de yer verildi.
Heyet üyelerine İtalyan senatosunun resmi plaketi hediye edildi.
Arîn Mîrkan'ın eylemi konuşuldu
Heyet ikinci görüşmesini de Demokrat Partisi Milletvekili Rosa Calipari'nin çağrısı üzerine parlamento dışilişkiler komisyonu ve güvenlik komitesi üyeleriyle yaptı. Heyet bu görüşmede de komite üyelerini Kobane’deki son gelişmeler hakkında bilgilendirdi. Rojava ve Kobanê’ye ilişkin somut taleplerini burada da tekrarlayan heyet üyelerine, komisyon üyeleri de Kobanê’de yaşananları dikkate aldıklarını, insanlığın çok dramatik bir durumla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Görüşmede Komisyon Başkanı Fabrizio Cichitto, Arîn Mîrkan’ın eylemi üzerine konuştu. Cichitto, bir kadının halkını kuşatmadan kurtarmak için tek çareyi bombayı kendisinde patlatmak olarak görmesinin Kobanê’de yaşanan ağır saldırıları anlatmak için yeterli olduğunu belirtti. Mîrkan’ın eylemini anlamlı bulduğunu söyleyen Cichitto, İtalyan basınının eylemi bir kamikaze eylemi gibi göstermesini de eleştirdi.