
Frankfurt’ta 1 Kasım Uluslararası Kobanê Günü eyleminde yasaklı bayrakları taşıdığı gerekçesiyle verilen para cezasına itiraz eden Doris Seekamp hakkında dava açıldı. Duruşma, 8 Ağustos’ta Frankfurt’ta görülecek. İlginç olan davaya konu olan eylemin YPG ve YPJ sembollerini yasaklayan Almanya İçişleri Bakanlığı’nın 2 Mart genelgesi öncesinde yapılmış olması.
Almanya İçişleri Bakanlığı, 2 Mart 2017 günü eyaletlere gönderdiği bir genelge ile aralarında PYD, YPG, YPJ, PJAK, YXK’nin de bulunduğu çok sayıda Kürt parti ve kuruluşun bayrak ve flamalarının yasaklanmasını talep etmişti.
Bakanlık, bu durumu 1993 yılından itibaren Almanya’da yürürlükte olan PKK yasağının ‘güncellenmesi’ olarak açıklamıştı. Sol Parti’nin önergesine Nisan ayında verilen cevapla yasağı „Kürtler bu bayraklarla PKK propagandası yapıyor“ diyerek savunan Bakanlık, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’yı ’terör örgütlerinin destekçisi olmakla’ suçlamasıyla bir alakasının olmadığını öne sürmüştü.
Bakanlık, „YPG Almanya’nın iç güvenliğini tehdit etmiyor“ dese de, bu bayrağı taşıdığı için sadece Kürtler değil kendi vatandaşlarını da yargılamaya devam ediyor.
Kobanê Günü’nde davalık oldu
DAİŞ’e karşı savaşta en büyük mücadeleyi veren PYD ile YPG/YPJ ile dayanışmak için dünyanın her yerinde eş zamanlı eylem ve etkinliklerin düzenlendiği Uluslararası Kobanê gününde yasaklı sembolleri taşıdığı gerekçesiyle iki Alman davalık oldu.
Almanya’nın Frankfurt kentinde bulunan Paulsplatz’da 1 Kasım 2016’da düzenlenen eyleme yaklaşık 300 kişi katılmış, yüzü aşkın PYD/YPG/YPJ flama ve bayrak taşınmıştı. O gün çok sayıda kişinin elindeki sembollere el konulurken, eyleme katılan Doris ve Kora isimli iki Alman aktivist hakkında „toplanma yasasını“ ihlal gerekçesiyle dava açıldı.
Doris Seekamp hakkında açılan davanın duruşması 8 Ağustos saat 09.30’da „Amtsgericht Frankfurt a.M., Hammelgasse 1, Raum 15 E.“ adresinde görülecek. Dava izleyiciye açık, isteyen takip edebilir.
‘Kararname yoktu, uydurmuşlar’
Gazetemize konuşan Doris Seekamp, hakkında açılan davaya konu olan eylemin İçişleri Bakanlığı’nın 2 Mart genelgesi öncesinde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, „Frankfurt güvenlik birimleri eylemde PYD, YPG/YPJ bayraklarının kaldırılmaması koşuluyla izin vermiş. Açılan davanın bakanlığın çıkardığı genelgeyle doğrudan ilişkisi olmamakla birlikte onun öncülerinden biri olarak değerlendirilebilir. Yani polis ya da herkimse bunu kendi uydurmuş, kararname yoktu o zaman“ diye belirtti. Frankfurt’ta 1 Mayıs’ta taşınan bir pankartta YPG ve YPJ sembolleri nedeniyle açılan soruşturmanın „herhangi bir suç unsuru bulunmadığı„ için düşürüldüğünü hatırlatan Seekamp, „Bizim için açılan davada durum farklı görünüyor“ diye konuştu.
Polisin tasarrufunda mı!
Şu ana kadar bu davada Bakanlık kararıyla ilişki kurulmadığını belirten Seekamp, „Güvenlik birimlerinin bu eylemle ilgili bir tasarrufu olduğu ve benim buna ayrıkı hareket ettiğim söylendi. Yani bu tasarrufa karşı aykırılığın aynı zamanda toplanma hakkına aykırı hareket etme anlamına geldiği söylendi“ dedi. „Tabii güvenlik birimlerinin bu tasarrufunun bir zemini olabilir mi, bu ayrı bir soru“ diyen Seekamp, şuanda idari mahkemede devam eden bir davaya işaret ederek şöyle konuştu: „Orada bu tasarrufun hukuka uygunluğu kontrol ediliyor. Henüz bu davada bir sonuca varılmamış. Bu mahkemeden çıkacak sonuç ile aynı zamanda, açılan davaların suç davası mı yoksa para cezası davası olarak mi görüleceği de belirlenecek.“
Dava açılmasını göze aldım
Eylem esnasında polislerin sembollerin gösterilmesinin yasak olduğu yönünde anons yaptığını söyleyen Seekamp, „Ben de elbette bilinçli olarak bunu göze aldım. Bu sadece bir dayanışma eylemi değil benim kendi çıkarımdır da; Polis ve ya güvenlik birimlerinin hangi sembolleri gösterilebileceğini hangilerinin gösterilemeyeceğini belirleyememeli“ ifadelerini kullandı.
Yasağı kabul etmiyoruz
Hakkında önce para cezası kesildiğini buna itiraz edince otomatik olarak davanın Sulh Ceza Mahkemesi’ne intikal ettiğini kaydeden Seekamp, „Biz bunu kabul etmeyeceğimizi, bu sembollerin eylem ve gösterilerde kullanılabileceğini göstermek istiyoruz“ diye konuştu.
LAGG’ın soruşturması emsal
Seekamp’ın dikkat çektiği 1 Mayıs’ta açılan pankart nedeniyle ise Almanya’da 50 yıllık bir geçmişi olan LAGG isimli derneğin başkanı soruşturmalık olmuştu. 1 Mayıs 2017’de üzerinde YPG/YPJ bayraklarının yer aldığı „Êzîdîleri DAİŞ’ten kurtaran Kürt savunma güçleri YPG/YPJ’ye teşekkür ediyoruz“ yazılı pankarta polis tarafından el konulmuş, ardından pankartta imzası bulunan Yaşam ve Çalışma Derneği Gallus ve Grisheim Derneği’nin (LAGG) Başkanı ve Frankfurt-Kobanê Derneğinin kurucularından Lothar Reininger hakkında soruşturma başlatılmıştı. Frankfurt savcılığı tarafından „….“ suçlamasıyla açılan soruşturma „herhangi bir suç unsuru bulunamadığı“ belirtilerek düşürüldü. Bu örneğin yeni soruşturmalar ve davalar için emsal olabileceği düşünülüyor.
Erdoğan’a karşı diz çökmeyin
Hakkında soruşturma açılan Yaşam ve Çalışma Derneği Gallus ve Grisheim Derneği-LAGG Başkanı Lothar Reininger ise Alman hükümetine tepkili. Sadece Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘terör örgütü’ olarak görülen YPG ve YPJ’nin DAİŞ’e karşı mücadele veren QSD’nin en güçlü bileşeni olduğunu hatırlatan Reininger, “Başbakan Merkel bile Ağustos 2014’te Şengal’de Êzîdîleri kurtaranlara teşekkür etmişti. Şimdi ise o kurtarıcıların amblemlerini yasaklıyor. Alman hükümetinin Erdoğan’a diz çökmesini dayanılmaz buluyoruz” diyerek tepki göstermişti.
Almanlara gözdağı mı!
Frankfurt’taki Kobanê eyleminin organizatörü Frankfurt Kobanê Dostluk Derneği’nden Mehmet Ataç ise Rojava’yla dayanışma içinde olan Almanların soruşturulması ya da haklarında dava açılmasının dayanışmayı engellemek için olduğu görüşünde. Ataç, „Eylemi organize eden ben de dahil hiç kimseye dava açılmadı. Hatta eylem sonrası el konulan bayrakları da geri aldım. Bu uygulama ‘Acaba Rojava’yla dayanışma gösteren Almanlar hedef mi seçiliyor’ sorusunu gündeme getiriyor“ dedi.
Soykırımın temsilcisi misiniz?
İçişleri Bakanlığı’nın yasak kararı 18 Mart’ta Frankfurt’ta gerçekleştirilen on binlerin katıldığı Newroz kutlamasında yasaklanan bayrak ve flamalar taşınarak protesto edilmişti. Ankara’nın hedef göstermesi ve Türkiye’nin bastırması sonucu Frankfurt polisi, yasaklı simgeleri taşıyanlar hakkında soruşturma açılacağını duyurmuştu. Şimdiye kadar açılmış bir soruşturma söz konusu değil. Eylemin organizatörü NAV-DEM Eşbaşkanı Ayten Kaplan, „Bu belgenin yasal ve hukuksal mevzuatı yok ve uygulamada de keyfi olduğunu görüyoruz. Yasakçı zihniyet ve Kürtleri kriminalize etme girişiminden başka bir şey değil“ dedi. Başta Federal Parlamento olmak üzere eyaletler nezdinde yapılan tüm görüşmelerde bu konuya dikkat çekeceklerinin altını çizen Kaplan, „Almanya, Türkiye’nin Kürtlere karşı yürüttüğü soykırımın temsilciliğini mi yapıyor yoksa tüm göçmenlere aynı mesafede de mi duruyor“ diye sordu.
HABER MERKEZİ