Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), cumhurbaşkanlığı seçimleri ile içerisinde bulunduğumuz sürece ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. DBP Eşbaşkanları Emine Ayna ve Kamuran Yüksek, Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet yürüten Sümerpark Ortak Yaşam Alanı’nda bulunan Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde önceki gün yaptıkları toplantıya, DBP yöneticiler de katıldı. Toplantıda konuşan DBP Eşbaşkan Kamuran Yüksek, Türkiye tarihinde ilk kez halkın oylarıyla belirlenecek olan cumhurbaşkanlığının önemli bir husus olduğuna vurgu yaparak henüz Türkiye Cumhuriyeti’nin otoriter, antidemokratik yapısının, karakterinin aşılmadığını dile getirdi. Türkiye’yi neyin beklediği konusunda bir muammanın olduğunu, cumhurbaşkanlığı seçimlerini beklediklerini ifade eden Yüksek, çok ilginç bir tablo ile karşı karşıya olunduğunu söyledi. Bu konuda yaklaşımlarının bilindiğini dile getiren Yüksek, yetkilerin sadece merkezi sistemde toplanmasını öngören değil, bu yetkilerin toplum adına yerellere devredilmesini hedefleyen ve bunun mücadelesini veren bir parti olduklarını kaydetti. Türkiye’nin geleceği açısından önemli gördükleri cumhurbaşkanlığı seçiminin kendi içerisinde taşıdığı handikap ve belirsizlikler ile birlikte Türkiye’nin rotasını seçimler ile birlikte çizebilmesi gerektiğini dile getiren Yüksek, bundan sonra nasıl bir rejim, demokrasi, ülke ve gelecek istediğinin tartışılması ve geleceği tayin edecek bir şekilde katılım sağlanması gerektiğini kaydetti.


Mücadelenin geldiği aşama

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çok önemli bir durumun söz konusu olduğunu ve bunun da ilk kez bir Kürt adayının seçimlere girmesi olduğunu aktaran Yüksek, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın HDK bileşenlerinin ortak adayı olarak seçimlere girdiğini hatırlattı. Bunun Türkiye siyasi tarihi açısından çok önemli bir husus olduğunun altını çizen Yüksek, “Bu durum bütün Kürtlerin önemsemesi gereken tarihsel bir durumdur” dedi. Daha önce belli mercilere gelen, aday olan Kürtlerin kimliklerinden bağımsız olduğunu söyleyen Yüksek, bunların Kürt olduğunu inkar ettikleri takdirde seçilebildiklerine ve sistem içerisinde yer alabildiklerine işaret etti. Kürt mücadelesinin geldiği aşama itibariyle bugün bir Kürt’ün gururla kimliğini taşıyarak şimdi cumhurbaşkanı olmak üzere yarıştığını dile getirdi. Yüksek, “Umuyoruz Türkiye’nin geleceği açısından kazanacaktır” diyerek tüm Kürt halkına ve yapılanmalarına kendi kimliklerine ve gerçekliklerine, özgürlük, onur ve geçmişlerine sahip çıkmak adına Demirtaş’ın desteklenmesi çağrısında bulundu.

Bu oy beni temsil ediyor

Parti olarak tarihsel bir sonucun çıkması için örgütsel güçlerinin tamamını seferber ederek bu sürece dahil olduklarını kaydeden Yüksek, özellikle metropoller başta olmak üzere tüm Kürtlerin “bu oy beni temsil ediyor” diyerek sandık başına gitmesi ve Demirtaş’ı desteklemesi gerektiğini söyledi. Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan ile CHP ve MHP’nin ortak adayı İhsanoğlu’nun izlemiş oldukları siyasi çizginin arasında hiçbir fark olmadığını belirten Yüksek, “Her ikisini temel noktaları devletçi ve muhafazakar olmaları ve mezhepçi bir siyaset yürütmeye çalışmalarıdır” dedi. 


Demokratik toplumcu çizgi
Türkiye’nin geleceğinin demokratik toplumcu bir çizgide olduğunu belirten Yüksek, ortak adaylarının Türkiye’nin ötekilerin tamamının ortak temsilcisi olduğunu ifade etti. Devletin zulmüne ve baskısına maruz kalmış, rejim tarafından dıştalanmış, ötekileştirilmiş, ayrıştırılmış, ezilmiş bütün kesimlerin ortak adayının Demirtaş olduğunu söyleyen Yüksek, “Artık bu devletçi tekçi siyaset tarzlardan kurtulmak lazım. Yeni bir gelecek yaratmak gerekiyor” dedi.
Yüksek, bu süre içerisinde yoğun bir programlarını söz konusu olduğunu ifade ederek, “Kürdistan illerinde biz DBP olarak ek programlar ile seçimlerde ortak adayımızın kazanabilmesi için çok yoğun bir çalışma süreci içerisinde olacağız. Halkımızın da buna destek ve katılım sağlamasını bekliyoruz” diye konuştu.

DİHA/AMED