
Almanya devletinin mülteci haklarını yok saymasına karşı itiraz ve direniş devam ediyor. Mülteci eylemleri, ülkenin dört bir yanında, çeşitli dönemlerde yoğunlaşan bir tempoyla devam ediyor. Bu eylemlerin en önemlilerinden ikisi ise başkent Berlin'deki "Oranienplatz Direnişi" ve Strasbourg'tan Brüksel'e yürüyüştü. Berlin'deki Orianienplatz'daki eylem ile Gerhart-Hauptmann Okulu'ndaki işgal hala devam ediyor. Bu gösterilerde öne çıkan eylemcilerden biri de Türkiyeli mülteci Turgay Ulu. Ulu, 15 yılını Türkiye hapishanelerinde geçirmiş bir politik mülteci. Gazeteci ve yazar olan Ulu'nun, Türkiye'de onaylanmış ömür boyu hapis cezası var. Gazetemize direnişlerinin geldiği noktayı anlatan Ulu, Berlin'deki mülteci eylemlerinin bitirildiğine dair iddiaların direnişi kırmak için bilinçli olarak yayıldığını vurguladı.
'Garanti verilmeden çözülmez'
Berlin'deki eylemin iddiaların aksine devam ettiğini vurgulayan Ulu, yetkililerle yaptıkları görüşmeleri şöyle anlattı: "Yaklaşık 1,5 ay önce Senato'dan teklif aldık. Senato adına Dilek Kolay, bize bir çözüm önerdi. Senato, Lampedusa Adası'ndan gelenler için 6 aylık geçiçi oturum vereceğini, mülteci kampında kalanların ise Berlin'e sevk edileceğini söyledi; ancak bu teklifleriyle ilgili bize herhangi bir garanti vermedi. 6 aylık geçici oturumlar bittiğinde, İtalya'dan gelen insanların sınırdışı edilmesi gündeme gelecek. Çünkü Dublin yasasına göre, mülteci ilk iltica başvurusunda bulunduğu AB ülkesine gönderiliyor. Mülteci kamplarında kalanların Berlin'e sevk edilmesi noktasında da bir garanti vermediler. Sadece bu konuda yardımcı olacakları sözünü verdiler. Biz ise garanti verilmeksizin bu işin çözülemeyeceğini açıkladık."
'Eylem alanları yıkılmak isteniyor'
Alman polisinin mülteciler tarafından işgal edilerek eylem alanına dönüştürülen mekanları yıkmak istediğini aktaran Ulu, "Yıkma işlemini de mültecilere yaptırmak istiyorlar. Bir grup mülteci arkadaş bunu kabul etti ve imza attı; ancak delegasyon komitesinden çoğunluk olarak bu kandırmacayı kabul etmediğimizi söyledik" dedi.
'Devlet direnişi bitirme derdinde'
Senato'nun kandırma politikası sonucunda mülteciler arasında "direnişi durdurma" ve "devam etme" yönünde iki eğilim ortaya çıktığını belirten Ulu, mültecilerin kandırılmak istediğini belirtti: "Her direnişte direniş kırıcılar ortaya çıkar; bizim direnişte de bu oldu. Kimileri devletin oyununa gelebilirler; ama direniş bitmez. Devlet sorunu çözmek değil; sadece direnişi bitirmek istiyor. Sorun devam ettiği için, direniş de bir biçimde kendi yolunu bulup ilerleyecektir. Bazı arkadaşlarımız yasaları tam bilmedikleri için devletin şekere bulanmış hapını yutuyor; ancak biz hapı yutmuyoruz."
'Destek büyüyerek sürüyor'
Kendilerine her kesimden yoğun bir desteğin olduğunu da hatırlatan Ulu, "Strasbourg'tan 600 kilometrelik yürüyüşü başlatırken 11 kişi olarak yola çıktık; ama şimdi sayımız, sadece sokakta olanları hesaba katarsak bile 500'ü geçmiş durumda. Diğer yandan yerellerde de birçok eylem ve etkinlikler düzenliyoruz" bilgisini verdi.
'Toplum mültecilerden bihaber'
Toplumun mültecilerin sorunlarını yapılan eylemlerle öğrendiği tespitini yapan Turgay Ulu, bu konudaki gözlemlerini şöyle aktardı: "Eylemler sırasında toplumla iletişim kurduk ve gördük ki, insanlar eyalet dışına çıkma yasağını, kupon uygulamalarını, mülteci kamplarındaki kötü koşulları tam olarak bilmiyor. Dolayısıyla yeterli bir empati de kuramıyor. Diğer yandan toplumun bir kesimi de mültecilerin kendi yaşamlarına zarar verdiğini düşünüyor. Ancak bu insanların neden yaşadıkları yerleri terk edip buraya geldiğine pek kafa yormuyor."
'Ayna görevi görüyoruz'
"Fakat biz uzun soluklu sokak direnişiyle bu gerçekleri toplumun gözünün içine sokmayı başardık" diyen Türkiyeli aktivist, "Şehirlerin dışına kurulmuş, toplumun görüş alanının dışındaki izolasyon kamplarında yaşanan sorunları başkentin göbeğine taşıdık ve herkesin görebileceği bir biçimde perdeyi açtık. Şimdi toplum bu sorunları tartışmak zorunda kalıyor. Artık izolasyon kamplarında yaşananlar görmezden gelinemiyor. Çünkü biz ayna görevi görüyoruz. Devlet de işte bu nedenle bu direniş mekanlarını yıkmak istiyor" görüşünde
'Karşıtlık direnişi büyütür'
Taleplerini "Sınırdışı uygulamaları, serbest dolaşım yasağı, sınırlardaki 'fronteks'ler, Dublin 2 ve 3 yönetmelikleri, kupon uygulaması kaldırılsın. Mülteciliğe yol açan kolonyalist savaşlar durdurulsun" şeklinde özetleyen Ulu, ancak Avrupa genelinde bu taleplerin tam tersi gelişmeler yaşandığına dikkat çekiyor: "Avrupa'da kapitalizmin ekonomik krizinden dolayı ırkçı partiler yükselişe geçiyor. Yeni ırkçı ve sömürgeci yasalar çıkarılmaya hazırlanılıyor. Mayıs'ta Avrupa Parlamentosu seçimleri, Haziran'da AB üyesi ülkelerin içişleri bakanları toplantıları var. Yeni sınırlar, yeni yasaklar planlanıyor."
'Komün yaşamı oluşturuyoruz'
"Yasak, sömürü ve saldırılar arttıkça buna karşı direnişler de boyutlanarak devam edecektir" diyen Ulu, "tecrübeyle sabittir" manasına gelebilecek şu sözleri sarf ediyor: "Şimdiye kadar bize uygulanan tüm yasak ve izolasyonu direnişle kırdık. Sokaklarda kendimizi özgürleştirdik. Bir çok kazanımımız oldu. Bazı mülteci kamplarını kapattırdık. Bazı eyaletlerde kupon uygulamasına son verdik. Kimi sınırdışı kararlarını durdurduk. Bunun yanında çok sayıda ceza da aldık. Ama dayatmalara boyun eğmedik. Sokaklarda alternatif bir hayat arayışına çıktık. Farklı dil ve kültürden insanlar olarak bir araya geldik. Sınıflı ve sömürücü toplum modeline karşı bir komün yaşamı deniyoruz."
Büyük yürüyüşe davet
Almanya'daki direnişi Avrupa çapına yaymak için harekete geçtiklerini belirten siyasi mülteci Turgay Ulu, Mayıs sonunda Avrupa'nın dört bir yanından aktivistlerin katılımıyla Strasbourg'tan Brüksel'e kadar 30 gün boyunca yürüyerek, sorunlarını ve taleplerini gündeme taşıyacaklarını ifade ederken, kamuoyona da çağrı yaptı: "İletişime geçelim ve alternatif hayat arayışımızı sürdürelim. Sömürgecilerin bize çizdiği izolasyon koşullarında korkarak yaşamak kaderimiz olamaz. Onların çizdiği sınırların dışına taşabiliriz. Buna sayımız da, gücümüz de yeter. Irkçı ve kolonyalist yasaları değiştirebiliriz."
ÇETİN DEMİRBİLEK/BERLİN