
Kürt halkı bir kez daha tarihine yakışır bir Newroz kutluyor. Dört parça Kürdistan ve yurt dışında milyonlarca insan çağın Dehaqlarına karşı dimdik ayakta olmakla yetinmiyor, çağın belası DAİŞ ve arkasındaki gerici zihniyete karşı mücadelede Çağdaş Kawaların yolunda zafere ulaşmanın haklı gururunu yaşıyor.
DAİŞ’a karşı insanlığın vicdanını ayaklandıran tarihi direnişin beşinci yılında adeta bir halklar şölenine dönüşen Kobanê Newrozu’ndayız. Kürt, Arap, Çerkez, Ermeni on binlerce insan kendi ulusal renkleriyle Newroz alanını karnaval havasına bürümüş. Çocuk, yaşlı, kadın erkek herkesin gözlerinde ışıltı, yüzünde hakkedilmiş bir mutluluk ve gurur…
Konuşmacılar İmralı tecridine dikkat çekiyor, Leyla Güven öncülüğünde gelişen muhteşem direnişi selamlıyor, Kürt halkının önder Apo’ya uygulanan tecridi mutlaka kıracağını, DAİŞ’a diz çöktürüldüğü gibi ruh ikizi ve ideolojik müttefiki AKP/Erdoğan’a da diz çöktürüleceğini belirtiyor, DAİŞ’ın uluslararası yargılaması için mutlaka Kobanê’de mahkeme kurulması talebini haykırıyor.
Ama yine de bu Newroz’u geçmiş yıllardakinden farklı kılan başka şeyler var. Bunu her karede sezmek mümkün.
Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ebid Hamid El-Mehbaş işte bu farkı özetleyen şu cümleleri sarfediyor:
“9 yıldır süren Suriye iç savaşında artık halkları bir arada tutacak hiçbir şey kalmamışken, bu Newroz tüm Suriye halklarını bir araya getirebilecek yegâne umuda, kardeşlik köprüsüne ve özgürlüğün ilham kaynağına dönüştü. DAİŞ’ın ilk kırıldığı yer olan Kobanê’de Newrozu coşkuyla kutlarken yüreğimizdeki Efrîn yarasını unutmuş değiliz. Ancak bu mücadelede dün kazanan bugün de kazanıyor, yarın da kazanacaktır!”
Bu sözler bir anlamda Suriye’de gerçek demokratik siyasal çözümün doğru adresini işaret ederken, bir yandan da savaş naralarıyla halkları korkutacağını zanneden zavallı Baas rejiminin tehditlerine de açık bir cevaba dönüşüyor.
Evet; koltuk değnekleri olmaksızın ayakta duramayan Suriye Baas rejimi son dönemlerde TC’nin İdlib, Ezaz, Bab, Cerablus ve Efrîn’deki işgalciliğini görmezden gelerek DAİŞ’ı bitiren QSD’yi hedef alan gereksiz açıklamalar yapıyor. Bunda en büyük desteğini Rusya, İran ve Suriye’de işgalci olan TC’den alıyor.
Kuzey Suriye yönetimi ve QSD komutanları diyaloga şans tanımak için kamuoyuna açıklamasa da Reqa ve çevresinde son 3 ayda gerçekleşen patlamaların ve suikast girişimlerinin yüzde sekseninde, Baas rejiminin ve TC/MİT’in parmağı var.
Dün Ankara’da gerçekleşen ve 4.5 saat süren Türk Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının neredeyse tümünün Suriye’ye ve Kürt düşmanlığına ayrılmış olması da bu gizli ittifaka işaret ediyor.
Newroz arefesinde gerçekleşen MGK sonuç bildirisinde yer alan şu ifadelerin satır araları önemli:
“Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü çerçevesinde tüm terör örgütlerinden temizlenmesi, ülkeye huzur ve barış ortamı getirilmesi için Türkiye'nin gösterdiği gayretlerine kararlılıkla devam edeceği ve güney sınırları boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridoruna asla izin vermeyeceği…”
"Suriye halkına hitap edecek bir anayasanın hazırlanarak hür ve demokratik seçimlerin gerçekleştirilmesi yönündeki beklenti ve katkılarımız dile getirilmiş, Suriye'nin kuzeyinde oluşturulacak güvenli bölgenin terör örgütlerinin değil, iki ülke halkının güvenliğini temin edecek bir uygulama olması halinde kabul edilebileceği, Münbiç ve Fırat'ın doğusunun terör örgütlerinden temizlenmeden bölgede istikrarın sağlanmasının ve göç hareketliliğinin durdurulmasının mümkün olmayacağı…"
Bu ifadeler Suriye topraklarının bir bölümünde işgalini sürdüren ve Baas rejimiyle gizlice görüşmelerini sürdüren TC yönetimine ait.
Durum bununla da sınırlı değil tabii.
DAİŞ’ın QSD eliyle bitirilmesinden korkunç rahatsızlık duyan ve 31 Mart yerel seçimleri öncesi kaybetmeye başladığını gören AKP/MHP faşist ittifakı, bizzat Erdoğan’la Kürt halkına ve değerlerine pervasızca saldırırken kendisini de bekleyen kaçınılmaz sonu engellemek için Süleymanşah Türbesi üzerinden yeni bir provokasyon tezgahlıyor.
Çok sağlam kaynaklardan edindiğim bilgiler göre; 2015’te ittifakla sınırdaki Aşmê Köyüne taşınan türbeyi TC, özel bir nokta operasyonu ile eski yerine taşımak için gizli planlar yaptı ve artık bunu gerçekleştirmek için en uygun zamanı kolluyor.
Elbette bu provokasyonun amacı Süleymanşah’ın türbesi değil. Bu bahaneyle Karakozak köprüsü üzerinde hakimiyet kurup Minbic ile Kobanê, Minbic ile Kuzey-Doğu Suriye arasındaki irtibatı kesmek. Bunu oldu-bittiye getirmeyi başarırsa, yerel seçimler öncesinde ırkçılık pompaladığı kitleyi yeniden konsolide edip oy devşirecek AKP/MHP.
Son MGK bildirisi tezgahlanan bu yeni provokasyonun gizlenmiş ifadesidir.
Ebid Hamid El-Mehbaş’ın sözleri bu nedenle gerçekten Suriye iç savaşının özeti niteliğinde. Newroz halkına dönüşen Kürtlerin direnişi ve onur mücadelesi birleştiricidir.
Suriye halklarını bir arada tutacak hiçbir şey kalmamışken Kürtler öncülüğünde bu Newroz şimdi tüm Suriye halklarını demokratik temelde bir arada tutacak yegane özgürlük umudu ve gücüne dönüşmüştür. Tıpkı 2631 yıl önce Dehaq’a karşı mücadelede halkları birleştiren Kawa gibi…
“Tarihin günümüzde gizli olduğu” tespiti bugün Suriye’deki reel durumla bir kez daha doğrulanıyor.