Fransa Gündemi


Krizde olduğunu son dört yıldır tekrarlayan Fransız otomotiv devi Peugeot Citroen’in en üst yöneticisi “emekli olacağım” diye görevinden ayrılırken 21 milyon Euroluk emeklilik ikramiyesini almayacağını açıkladı. Philippe Varin görevde olduğu süre içerisinde yıllık maaşı 1.3 milyon Euro idi. Son dört yılda on bin işçinin işine son veren Varin’in emekli olma talebi cumhurbaşkanı Hollande tarafından olumlu bir karar olarak değerlendirildi. Fransa’da siyasi ve ekonomik çalkantının doruğa çıktığı bir dönemde böylesi bir emeklilik kararının normal olmadığı çok açık. Fransa’da ırkçılığın giderek tırmandığı, işten atmalar, kamu kuruluşlarında bütçelerin düşürülmesi tartışmaları iç-içe sürerken geçtiğimiz hafta üç ayrı silahlı saldırıya karışan zanlı yakalandı.
Liberation gazetesinin Paris’te bulunan binasına giren silahlı saldırgan, haber merkezinde etrafa ateş açarak bir foto-muhabirini yaralamıştı. Saldırganın av tüfeğiyle rastgele ateş ettiği ve gazete çalışanlarından bir foto-muhabirin sırtından ağır yaralandığı haberinin hemen ardından, daha önce BFMTV ve bu olaylardan sonra Societe Generale bankasının La Defance bölgesinde bulunan şubesine de aynı kişi tarafından saldırı gerçekleştirildiği açıklandı. Olayların birbiriyle bağlantıları, sokak kameraları, çevrede bulunan esnafların kamera kayıtlarından 24 saat geçmeden tespit edildi. Ülkede bulunan tüm gazete ve televizyon binalarının etrafında polis olağan-üstü bir güvenlik önlemi alırken, saldırganın yakalandığı basına duyuruldu.
Paris banliyölerinden Bois-Colombes’daki bir otoparkta yakalanan, isminin Abdülhakim Dekar olduğu belirlenen saldırganın, intihar etmek için çok sayıda ilaç aldığı ve hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Daha sonra hastaneden gözaltı merkezine götürülen Dekar, gözaltı süreci boyunca konuşmadı. Ardından tutuklandı. Araba içerisinde yakalandığında bıraktığı intihar mektubunda, “banliyölerin aşağılanması, kendisinin daha önce adının karıştığı bir olayda medya tarafından teşhir edildiği, ırkçılık ve faşizm” gibi kavramlara yer verdiği savcılık tarafından açıklandı.
Savcılık açıklamasıyla, Dekar’ın 94 yılında 3’ü polis 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan ve kamuoyunda Rey-Mauphin adıyla bilinen olayda Audry Maupin ve Florence Rey’le işbirliği yapmaktan 1998’de 4 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ortaya çıktı. O dönem, daha önce Cezayir ordusunda görev yapan Dekar, hakkındaki suçlamaları reddederek Cezayir gizli servisi adına çalıştığını iddia ettiği, ididası ise haberlerin içerisinde kaynayıp gitti.
Dekar suskunluğunu korumaya devam ediyor. Gazetelere yansıyan bilgiler ise olayın basit bir şekilde “Dekar’ın bir önceki tutuklaması sürecinde basının rolü konusundaki inancı nedeniyle kinlenme-si” vb gibi bir tez ortaya atan basın-yayın organları ve yetkili ağızların aksine daha karmaşık olduğu gözüküyor. Dekar, cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonra Büyük Biritanya yani İngiltere’ye gidiyor. İngiltere, en basit bir suça sahip bireyler konusunda bile sınırdışı kararları alırken, 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir olayda hem de Cezayir gizli servisi adına çalıştığını açıklayan birini neden konuk etti? Ne oldu da Dekar, yıllar sonra basına olan kinini hatırlayıp, Paris’in medya binalarına saldırmak için kısa bir süre önce dönmeye karar veriyor! Ya da şöyle sormak daha doğru olacak, Dekar’ın bireysel bir eylem gerçekleştirdiği bütün bu argümanlardan sonra düşünülebilinir mi? Tüm bunlar üzerine Citroen Patronu neden emekliye gönderildi desek!