Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Roboski Köyü'nde 34 Kürt köylüsünün öldürüldüğü katliamın ardından savcıların olay yerini havadan incelediği ve bombardımanın yaşadığı yeri hiç görmedikleri ortaya çıktı.
Roboski katliamının gerçekleştiği 28 Aralık'tan bu yana Türk devletinin Uludere'yle tek ilişkisi hala İnsansız Hava Araçları’ndan (Heron) Ankara’ya akan görüntülerle sınırlı. Genelkurmay Başkanlığı görüntüleri Başbakan Erdoğan dışında kimseye izletmedi, savcılara da göndermedi. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Salı günkü Grup toplantısında AKP'nin katliamın üstünü örtme çabasına dikkat çekerek, "432 saattir 4 saatlik Heron görüntüsünü izleyemediler ya da izlediler de açıklayamıyorlar" diyerek tepki göstermişti. Derin sessizliğe gömülen AKP Hükümeti, katliamın üstünü acılı ailelere tazminat vererek örtmeye çalışırken, bu kez savcıların katliam bölgesini ‘kuşbakışı’ ile izlediği ortaya çıktı. Roboski’de 34 kişinin yaşamını yitirdiği katliamla ilgili göstermelik soruşturmada, köylünün infiali ve ‘‘terör bölgesi’’ olduğu iddiasıyla savcıların olay yerini havadan helikopterle gezdiği ve hiçbir şey göremediğini tutanak ile kayda geçirdikleri öğrenildi.

Gerekçe: Halk toplanmış
Olay Yeri İnceleme-Havadan Keşif Tutanağı'na göre, savcılar katliamın yaşandığı yere “halkın toplanması ve terör bölgesi” olması nedeniyle ayak basmadı, askeri helikopterle katliam bölgesine “kuş bakışı” keşif yaptı. Cumhuriyet Savcıları Ali Türk, Muhammet Sağlam ve fotoğraf çekmesi için görevlendirilen polis Hasan Hüseyin Ekici’den oluşan heyetin hazırladığı tutanakta, “Helikopter hareket halinde iken söz konusu yerlerin tamamının kamera ile görüntülenerek kaydedildiği, patlayıcı madde isabet eden yerlerde ve dağın diğer yerlerinde helikopter içinde bulunmamız nedeniyle çıplak gözle ölü hayvan yada insanın görünmediği, yine çıplak gözle insan ve hayvan geçtiğine dair iz görülmediği” ifadeleri yer aldı.

Tutanak hayal ürünü

29 Aralık 2011 tarihli Olay Yeri İnceleme-Havadan Keşif Tutanağı’nda şu değerlendirmeler yer aldı: “Olay yerinin Irak ülkesi sınırları içerisinde Kuraniş olarak adlandırılan yerde bulunan yüksek bir dağın yamaçları ve zirvesi olduğu, dağın tamamının karla kaplı olduğu ve dağın yamaç ve zirvelerinde 4 adet bomba patladığını gösterir büyük siyahlık bölgenin bulunduğu, sözkonusu bölgelerin tamamen açık olan yerler olduğu ve görüşü zorlaştıracak hiçbir engelin bulunmadığı, helikopter hareket halinde iken söz konusu yerlerin tamamının kamera ile görüntülenerek kaydedildiği, patlayıcı madde isabet eden yerlerde ve dağın diğer yerlerinde helikopter içinde bulunmamız nedeniyle çıplak gözle ölü hayvan yada insanın görünmediği, yine çıplak gözle insan ve hayvan geçtiğine dair iz görülmediği, bu tespitlerin kaydedilen kamera görüntülerinden tespit edilebileceğinin değerlendirildiği anlaşılmakla, olayların yatışması ve güvenliğin sağlandığı yakın bir günde olay yeri incelemesi yaptırılmasına ve olay yeri görüntülerinin uzman bilirkişilere incelettirilmesine karar verilerek işbu olay yeri inceleme tutanağı hep birlikte imza altına alındı.”

Delilleri asker topladı

Daha sonra da olay yerinde inceleme yapılmadığı, bölgedeki "delil" niteliğindeki bomba parçalarının askerler tarafından toplanarak savcılığa ulaştırıldığı anlaşıldı.

HABER MERKEZİ




Nasıl vicdanınız bu kadar rahat?


Şükran Encü, henüz 14 yaşında. Katliamda ağabeyi Celal ile kuzeni Ferhat'ı kaybetti. "Sabaha kadar ağabeyimin yolunu gözlüyorum" diyen küçük Şükran, eline aldığı kalem ile küçük yüreğinden geçen büyük öfkeyi ve acıyı satırlara döktü.

Geceleri rahat uyuyormusunuz?

Şükran'ın mektubunu her satırı duygu yüklü. Mektubun tamamı şöyle;  "Ben Şükran Encü (14), AK Parti'nin yaptığı katliamda abim Celal Encü ve halamın oğlu Serhat Encü'yu kaybettim. Diğer 9 kişi de benim yakın akrabalarımdı. Buradan insanlıktan nasibini almamış eli kanlı katillere sesleniyorum; Ey katiller! Siz hiç insanlıktan nasibinizi almadınız mı? Sizi hiç sevgi bağlarında dolaşmadınız mı? Akrabalarınızla arkadaşlarınızla gerçekleştirdiğiniz katliamdan da belli oluyor ki, siz hiç sevgi nedir tatmamışsınız. Abimleri öldürdünüz. Paramparça ettiniz, bombaladınız ve yaktınız. O da yetmedi kimyasal silahlara başvurdunuz. Son kez gözlerini görüp vedalaşmamıza bile izin vermediniz. 35 kişiyi katletmek az mı geldi size caniler? Kalkıp kalanları da hapishaneye attınız. Şunu asla ve asla unutmayın. Siz abimleri katlettiğinizi örtmeye çalıştıkça biz bir tokat gibi yüzünüze vurmaya hazır bulunacağız. Geceleri gözünüze nasıl uyku giriyor çok merak ediyorum. Siz öldürdüğünüz, katlettiğiniz 35 kişinin ailelerinin gözüne sabaha kadar uyku girmediğini bile bile nasıl rahat girebiliyorsunuz yatağınıza? Nasıl vicdanınız bu kadar rahat?
Ben geceleri sabaha kadar abimin yolunu gözlüyorum. Gelecek çay içecek, yemek yiyecek diye bekliyorum. Ama gelmiyor. Aldınız benden abimi. Sizler bize tazminat vererek, bizi iş sahibi yaparak bizim yaralarımızı saramazsınız. Bizim gözyaşımızı dindire"


 DİHA/ŞIRNAK