24’üncü dönem meclisi, kendisine kurucu meclis görevi yüklesin istiyoruz. Demokratik, cinsiyet özgürlükçü ve eşitlikçi anayasayı yapma görevini yüklenecek olan bu meclis, Kürtlerin siyasal statüsü kadar Demokratik Cumhuriyet’in parametrelerini de enine boyuna tartışmalı, bunun çözüm projelerini toplumla buluşturmalıdır. Demokratik Özerklik bu kapsamda ve içerikte görülmelidir.
Özerkliğin temel boyutları
Demokratik Özerklik; günümüz küresel dünyasındaki değişim, bilimsel ve teknolojik alanındaki devasa gelişmeler ve nihayetinde halkların devrimci mücadelelerinin yol açtığı gelişmelerden beslenen siyasal bir projedir. Gerek Birleşmiş Milletler’in ilgili sözleşmelerinde, gerekse başta Avrupa Birliği olmak üzere ulusüstü birliklerin ilgili sözleşmelerinden referans alan Demokratik Özerklik, sekiz temel alan (boyut) üzerinden yükselir:
Siyasal boyutu: Devletin ademi-merkeziyetçi ilke çerçevesinde küçültülmesdir. Yetkilerinin bir kısmını bölgesel yönetimlere devretmesidir. Bölgesel yönetimin, devraldığı bu yetkilerini halkların, kimliklerin ve kültürlerin özgücüne, özyeterliliğine dayalı demokratik örgütlülüğü merkezi yapı ile hukukunu ve ilişkisinin oluşturmasıdır.
Sosyal boyutu: Cinsiyet özgürlükçü paradigma ekseninde toplumun yaşayageldiği toplumsal sorunlarını kendi öz yönetim organlarıyla çözüme kavuşturmasıdır.
Kültürel boyutu: Kültürlerin, dinlerin ve inançların eşit merkezli kendilerini yönetmesidir.
Ekolojik boyutu: İnsanın topluma olduğu kadar doğaya olan yabancılaşmasını gidermeyi, doğal toplum mücadelesini yürütmeyi hedefler. Nükleer santral ve HES’ ler yerine rüzgar, güneş ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı savunur.
Ekonomik boyutu: Tekel ve tröstlerin yüksek kar hırsı yerine toplumun ve yaşamın yeniden üretimini savunur. Kooperatifler, üretim ve tüketim birlikleri ile üretim ve tüketim konseyleri üzerinden komünal değerlerin üretilmesi ve eşitlikçi paylaşımını hedefler.
Diplomasi boyutu: Bölgesel yönetimin diğer özerk bölgelerle merkez arasındaki ilişkisini olduğu kadar diğer halklar ve ülkelerle olacak olan ilişkisini kapsar.
Hukuki boyutu: BM sözleşmeleri, AB ve diğer tüm uluslararası sözleşmelerin evrensel hukuku ekseninde bölgenin kendi anayasasını oluşturması, bu anayasanın merkezi anayasa ile olan ilişkisini ifade eder.
Meşru savunma boyutu: Toplumun ve yerelin dilini, kültürünü, kimliğini, doğasını ve geleceğini koruma ve kollama hakkını ifade eder.
İnşanın zemini
Özel olarak devlet ile Kürtlerin, bir bütün olarak merkez ile çevrenin ya da başka bir ifade ile toplum ile devlet arasındaki çelişkinin ve mücadelesinin cereyan ettiği zemin üzerinde inşa edilecektir. Bu zeminde doğal toplum espirisi temelli olacaktır.
Devletin yanıbaşında toplumun kendi özgücüne ve öz yeterliliğine dayalı demokratik örgütlülüğünün meşruiyeti üzerinde inşa edilecektir. Toplumla buluşup pratikleştiği oranda da devletle hukuku da o oranda şekillenecek ve devletinde hem değişimine hem de dönüşümüne yol açacaktır.
Öncelikle demokratik ortak vatanda Demokratik Cumhuriyet stratejisine bağlı kalınarak toplumun tüm mağdurları, ezilenleri, yoksulları, inkar edilenleri ve ötekileştirilenleriyle birlikte demokratik ulus mücadelesi yürütülerek gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Bu nedenle demokratik ulus kongresi tüm Türkiye’de hayata geçirilecek toplumun demokratik örgütlülüğü sağlanacaktır. Bu arada kimlikler, inançlar, dinler, emekçiler, kadınlar, gençler ve dezavantajlı grupların merkez ile olacak olan hukuk arayışı da devam edecektir. Devlet, ademi- merkeziyetçi zihniyete gelir, kendisini dönüştürüp demokratikleşir, merkezi koordinasyon görevi ile demokratik anayasanın kapsayıcılığında tüm toplumu ve bileşenlerini kapsayacağı duruma gelirse sorun yoktur. Ama eğer tekçi, merkeziyetçi ve otoriter olma ısrarına devam ederse toplum kendi demokratik örgütlülüğünü gerçekleştirerek devleti değişim zeminine çekerek onu da demokrasiye duyarlı hale getirir. Devlet + Demokrasi mücadelesi hiyerarşi ve tahaakküm ortadan kalkıncaya, devlet gerçek anlamda sönümleninceye dek sürer.
* BDP Mûş Milletvekili, Gimgim Eski Belediye Başkanı