Yerküremizde bugün yaşanan çok önemli tarihsel olayların, değil haberleri ve yazıları, fotoğrafları bile ırkçı Türk kafasını kıpırdatmaya yetmiyor. “O bayraklar inmeli” buyurmuş baş diplomat Osmanlı. Türk basını ondan geri kalır mı? “İşgal diyor kimileri de”.
Oysa biz öyle bakmıyoruz. Suriye’nin işgali altındaki Kürdistan topraklarında halkın yönetime el koyması, doğu Kürdistan’da yaşayan Kürtlerin bir kısmının, kendi topraklarına geri dönmesi her demokrat insanda olduğu gibi bende de büyük bir sevinç yarattı.
12 Eylül faşist askeri darbeden sonra, mayın tarlalarından geçerek, 1981 Haziran ayında, benimde içinde olduğum TKEP grubunu kucaklayan Suriyeli Kürtlerin özgürlük hayallerinin gerçek olması İzmirli bir Türk olarak beni ülkemizin Kürtleri kadar sevindirdi. Değerli Y.Özgür Politika okuyucuları burada birkaç önemli şeyin altını çizmeme izin verin.
Birincisi: Kürtlere bayram sevincini çok gören, bayrağını dalgalandırmasını hazmedemeyen, özgür yaşama arzusunu kursağında bırakmak isteyen, kalbinde en güzel yere koyduğu ulusal önderi Sayın Öcalan’ın resmini devlet binalarına asmalarına alerji duyan, taşlaşmış ırkçı Türk kafatasını çağdaş dünyamızda modern bir insanın taşıyamayacağı bir kafa olduğuna inanıyorum.
İkincisi: yaşadığımız günlerin Kürtleri özgür ve demokratik geleceğin kucağına doğru götüren günler olduğunu görüyor ve müthiş bir heyecan duyuyorum. Otuz yıldır her gün hiç korkmadan, eşsiz bir fedakarlık örneği miras bırakarak canlarını feda etmiş Kürt halkının en güzel kızları ve oğulları bedenlerinizi armağan ettiğiniz bu topraklarda yeni bir devlet doğuyor. Sizler bu günleri yaşayamadınız ama bizlere bu günleri siz yaşattınız. Meydanlarda elbette sizin bayraklarınız dalgalanacak. O bayrağı dalgalandıran sizin devrimci rüzgarınızdır. Devlet binalarında elbette sizin ve kurucu önderinizin resimleri boy gösterecek. Bayrağınızı ve sizleri gördüğünde uykuları kaçan, ırkçı, inkarcı Türk yöneticileri ve akıncı boylarının korkusu, kendi işgal ettiği topraklarda benzer sahnelerin yaşanacağı yılların yakın olduğunu düşünmeleridir.
Üçüncüsü: bütün kalbimle inanıyorum. Sadece Türkiye’nin değil, bütün Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde önder güç Kürtler olacaktır ve elbette bundan övünmeye hakları vardır. Biz bir avuç Türk demokrat olarak bu gelişmeyi hayranlıkla izliyoruz. Irkçı Türk basını bütün Türkiye demek değildir. Barış isteyen Türkler, Kürt kardeşlerinin sevincini paylaşmak istiyor. Hiçbir şey özgür yaşamaktan daha kıymetli değildir. Sizi buraya ulaşmaktan hiçbir güç alıkoyamayacaktır.
Dördüncüsü: inanıyorum ki Suriye işgali altında Kürdistan topraklarında yönetime gelen PKK gerçeği ve onun devlet adamları, Türkiye’deki ırkçı paslanmış demiri kesip, koparacak, Demirci Makası rolü oynayacaklardır.
Her şeye rağmen, Kürt alerjisi olanlara bir tavsiyem var; bugün bu resme iyi bakmalı herkes. Kürtleri küçümseyen, onlara devlet hakkını çok gören, hastalıklı kafa rahat uyumak ve sağlığına kavuşmak istiyorsa, gözlerinin önündeki resme iyi bakmalı. Olup bitenleri kafasında ki düşünceyle değil, sadece gördükleriyle anlamaya çalışmalı. Anlamak demek taraf olmak demek değildir. Anlamak sadece objektif olmak demektir. Bugün olup biten: çok asırlardır ezilen bir halkın yeniden dirilişidir. Bugünler bayram günleri gibidir.
Yarın Batı Kürdistan Özerk Yönetimi parlamentosunda ilk konuşmayı Murat Karayılan yaparsa Türkiye’de taşlar yerli yerine oturmaz mı?
Kürtler daha şantiyenin başında, yorulmak belirtisi göstermiyorlar. Bayrağınızı dalgalandıran rüzgar eksik olmasın.