"Yanlış ve kötü bir uygulamanın, bir sabit fikir peşinde gitmeyi, kör nefsine ve hatta zulme bayraktarlık etmeyi yaşamın sanki bir gereği ve hatta gerçeği olarak görmeye başladığınız dünyanın bu katılaşmış ve kalıplaşmış görünümünden sıyrılın. Kendinizle, öz kimliğinizle buluşun" der, Hanri Benazus.

Katılaşmış yapılarda bu buluşma ha deyince olmuyor tabi. Yöneticilerin zulmüne bayraktarlık yapan halkın önemli bir kesimi olayları yargılamadan bilinçsizce benimser duruma getirilmiş. En masum talepleri bile suç sayan zihniyetin kamuoyu duyarlığını ve zihinselini medyayı da yedeğine alarak oluşturduğu beyin yıkama çabaları hiç eksik olmadı bu ülkede.

Bugün yaşanan savaşın sorumluları halkı birbirine düşman kılarak, toplumsal kutuplaşmayı artırarak, kirli savaş yürüterek imha ve inkar siyasetini tırmandırmak peşinde.

***

Siyasi hayatın bilinen siyaset anlayışlarına karşı yeni bir anlayış geliştirildiğinde eskiler; otorite, prestij, ekonomik ve politik güç kaybına uğrar ve eski anlayışlarına daha sıkı sarılırlar. Bugün Türkiye’de seçim süresince yaşanan da budur. Kırmızı şal görmüş boğa gibi daha saldırgan hale geliyorlar.

Yine başrolde ırkçı hamaset ve popülizm var. Partiler yine eski paradigmaları üzerinden bildik argümanlar kullanıyorlar.

Ancak herkes görüyor ki HDP alışagelmiş söylemlerin, nutukların ötesinde şeyler söylüyor. Türkiye’de, ilk olarak bir parti, ülkedeki tüm halkların eşit olacağı, birlik ve özgürlük adına çoklu bir Türkiye gerçeğini vurguluyor. Ezilenlerin, hor görülenlerin, yok sayılanların adına yeni bir yaşam teklifiyle geliyor. 90 yıldır tekçi anlayışla yönetilmeye çalışılan bir ülkeye yeni bir solukla geliyor. Teklik değil birlik diyor.

Gerçek demokrasiye ancak toplumun ve insanın, sermayenin ve siyasi iktidarın mutlak tahakkümü altında ezilmesine karşı etkili mücadele edenler erişebilir. Bütün bunlar HDP'nin proğramında yer alan "radikal demokrasi" içinde tanımlanıyor.

HDP'nin seçim bildirgesinde; Radikal demokrasi, kadınların erkek egemenliğine ve şiddetine karşı mücadelede desteklerinin çoğaltılmasıdır. Gençlerin bugün ve gelecek korkusundan kurtulmasıdır. Doğanın bir hammadde değil yaşamın kendisi olduğunun ortak kabulüdür. Parasız eğitim ve sağlıktır; nitelikli, kamusal, laik, bilimsel, anadilinde eğitimdir. İnsan onuruna yaraşır ulaşım ve barınma hakkıdır. Engellilerin toplumsal yaşama katılımının önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

***

Türkiye'nin içinde bulunduğu krizden çıkışının yegâne formülü, bu programın uygulanmasıdır.

Bu demokrasi, ayrımsız bir biçimde bütün halkların kendi anadilleriyle, kendi kimliklerini ve kültürlerini özyönetim anlayışıyla var etmesi ve gelecek kuşaklara taşıyarak 'Yeni Yaşam’ı birlikte inşa etmesidir.

1 Kasım’a giderken, hepimizin yediğimiz ekmek, içtiğimiz su, soluduğumuz hava kadar barışa, demokrasiye, adalete ihtiyacı var.

Şimdi yenilenmek zamanıdır. Ortak bir vatan için, eşit yurttaşlık haklarının güvencesiyle birbirine bağlı bir toplum için, yıllardır insanımızın hiç yaşama şansı bulamadığı demokrasi için. İki gün sonra hayatın rotasını değiştirmek için; İşte seçim pusulası, işte vicdanın mührü.