• Hedefine ulaşmak isteyenler, kararlılığın yanı sıra bilinçli değişim ve dönüşüm iradesine de sahip olmak zorundadır. İnancını, sabrını ve iradesini kaybetmeden yürümeli.

Menaf ARSLAN

Tarih boyunca hiçbir büyük değişim kolay gerçekleşmedi. Değişime direnen anlayışlar, zaman içinde kendi gerçeklikleriyle yüzleşmek zorunda kaldı, çünkü hayat ve tarih, sürekli hareket eder ve dönüşür.

Dünya siyaseti de değişmez bir yapı değildir. Her dönem kendi şartlarını, kendi dengelerini ve kendi gerçekliklerini oluşturur. Değişen koşulları okuyamayan, kendisini yenileyemeyen anlayışlar ise zamanın akışı içerisinde etkisini kaybetmeye mahkum olur. Bu nedenle hedefine ulaşmak isteyenler, sadece kararlılığa değil, aynı zamanda bilinçli değişim ve dönüşüm iradesine de sahip olmak zorundadır.

Özgürlük yolu, kuşkusuz her gün aynı yoldan eve gidip gelme yolu gibi değildir. İnsan, bazen en iyi bildiği yolu bile dalgınlıkla şaşırabilir. Haliyle özgürlük yolu da düz bir çizgi değil, sabır, bilinç, irade ve kararlılık isteyen bir labirent gibidir. Özgürlük yolunda bazen doğru bildiğiniz, yanlış olabilir. Bazen de yanlış sandığınız, sizi hedefe ulaştıracak tek çıkış hâline gelebilir. Labirentin içindekiler ile dışındakilerin gördüğü, hiçbir zaman aynı değildir. 

İleri görüşlü olmak, bilinçli olmayı gerektirir fakat kendisini sürekli "bilinçli" göstermeye çalışan herkes, gerçekten bilinçli değildir. İnsan önce kendi içindeki çelişkilerle yüzleşmeli, kendi karakterini inşa etmelidir. Aynaya bakarak karakter kazanılmaz. Gerçek değişim; düşüncede, ahlakta ve bilinçte gerçekleşir. Toplumsal sorunlar ise yalnızca sözlerle çözülmez. Büyük sorunlar, sabır, fedakârlık, emek ve uzun soluklu bir mücadele gerektirir.

Kökleşmiş sorunların yükünü anlamadan hüküm vermek kolaydır. Zor olan ise empati kurmak, o yükün ağırlığını hissedebilmek ve tarihsel süreci bütün yönleriyle değerlendirebilmektir.

Dünya siyaseti de bir akarsu gibidir; sürekli hareket eder. Akıntının yönünü okuyamayıp değişen şartları göremeyenler, zamanın girdabında kaybolabilir. Bu nedenle hedefe ulaşmak isteyenler, karşılarına çıkan engelleri aşabilmek için gerektiğinde yöntemlerini yenilemek ve dönüşebilmek zorundadır.

Özgürlük, tıpkı evren gibi sonsuzdur. Bu sonsuzluğun içinde miskal-i zerre kadar görünen hiçbir emek, hiçbir fedakârlık ve hiçbir bedel değersiz değildir. Bazen küçük görünen bir adım, tarihin akışında büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Özgürlük, her neslin yeniden anlamlandırdığı, yeniden koruduğu ve yeniden emek verdiği bitmeyen bir yürüyüştür.

Özgürlük yolu, bir labirent gibidir. O labirentten çıkışı bulanlar, hiç yanılmayanlar değildir; yolunu kaybetse bile inancını, sabrını ve iradesini kaybetmeden yürümeye devam edenlerdir.