Ne oldu da muhterem medya “Alevilik İslam’ın içinde midir? Dışında mıdır?” tartışması başlattı? Bu “Tartışma” ile murat edilen nedir?
Dersim (Tunceli) Milletvekili Hüseyin Aygün TBMM Başkanlığına “TBMM bünyesinde cemevi istiyorum!” deyince bir kıyamettir koptu! TBMM Başkanı devlet akıl(sızlığ)ının bir gereği olarak DİB’e (baş) vurdu. DİB “Sakın haaaa! Zinhar Türkiye’de tek inanç vardır. O da İslam’dır. İslam’ın ibadet mekanı da camidir!” dedi. Türkiye’deki sorunlara demokratik tartışmalarla çözüm bulmak yerine tarafları birbirine tokuşturmayı ve bundan “Reyting” elde etmeyi marifet bilen muhterem medyaya gün doğdu… Televizyon ekranları, gazete sayfaları bilen bilmeyen, kimi fırsatçı, kimi “Uzman(!)” konuşmacılarla doldu. Cümle kurmaktan, soru sormaktan, tarih, inanç, kültür birikiminden yoksun tv. programcıları meğer tam bir “Alevilik uzmanıymış” da haberimiz yokmuş! Bu manzaraya “Asıl Müslüman biziz! Başımız Kuran’a bağlı!” diyen devşirme Alevi’lerle “Efendim…! Hık… Mık… Gak… Guk…” diyerek güya Alevilik tartışması yapan konuşmacılar da eklenince değmeyin muhterem medyanın keyfine!
Türk/İslamcı devlet aklı bu tartışma ile Alevileri ortadan yarmak ve İslamcı Aleviler, İslamcı olmayan Aleviler diye çatıştırmak istiyor. Bir başka amaç, “Nasıl olsa Aleviler İslam içi/Dışı tartışmasında yetersiz kalırlar. Böylece bu işi kökten çözmüş oluruz!” yaklaşımıdır. “Aleviler bu tartışmada suçluluk psikolojisine kapılıp susarlar.” Kurgusunu da yabana atmamak gerekir. “Alevilerle Sünnileri karşı karşıya getirmek” ise kimilerinin arayıp da bulamadığı bir vakadır. “Aleviler tartışırken İslam’a hakaret etseler de gerekeni yapsak!” ise evvel ahir bir politikadır. Bu “Tartışma” denen kuru gürültü devam ederken bir yandan Alevilere gözdağı veriliyor. Bir yandan da Alevi toplumunun demokratik talepleri için “İpe un seriliyor.”
Aslında tartışmayı birkaç sözcükle özetlemek mümkündür. Bir tarafta asimilasyon, inkarcılık… Yani faşizm. Diğer yanda insan hakları, eşit yurttaşlık… Yani demokrasi. Ey devlet! Ey AKP! Ey Türkiye toplumunu “Temsil eden” TBMM Başkanı! Bırakın Alevilik tanımı yapmayı! Sizin işiniz değil, haddinize de değil “Alevilik İslam içi/Dışı” tartışması! Alevilerin demokratik, insani, kültürel, inançsal haklarını tanırsanız bu eşit yurttaşlık bağlamında demokrasi olur. Tanımazsanız asimilasyon, inkarcılık bağlamında faşizm olur. İki tercihiniz var. Ya tanıyıp demokrat olacaksınız ya da tanımayıp faşist olacaksınız! Mesele bu kadar açık ve nettir.
DİB ve kimi DİB’ci “İlahiyatçılar” Türk/İslamcılığa hizmet anlamında görevlerini yapıyorlar. Peki Aleviler ne yapmalı? Aleviler öncelikle Alevi olmalı. Alevi olmak demek kendi inancını bilmek, yaşamak ve yaşatmaktır. Bu anlamda Alevilik “Devlete ve köhnemiş sisteme hizmet etmek” değildir. Yüzyıllarca egemen, baskıcı, inkarcı, katliamcı sistemlere karşın Alevilik yaşadıysa bunda bir hikmet var! Hikmet şudur;
Alevi Yol Uluları, erenler, evliyalar, mürşitler, pirler, dedeler, analar, bacılar… Canları pahasına bu yolu yaşattılar. Bizans döneminde imparatorluğun sömürü ve savaş aracı haline getirilen Hıristiyanlığa karşı… Selçuklu ve Osmanlı döneminde devletin dini haline getirilen Emevi İslamı’na karşı destansı bir keramet gösterdiler. Alevi erenlerin kerameti inandığı değerler uğruna yaşamını ortaya koyabilme cesaretiydi. Bu cesaret Kemalizm’in sahte laikliği ile ittifak noktasında ciddi bir sarsıntıya uğradı. Bu günlerde tam da Alevice bir tavır koyarak, halkların kardeşliğini, inançların eşitliğini ve emeğin özgürlüğünü savunmak temel bir görev olmuşken; ucuz bir tartışma ile Alevileri takatten düşürmek ve özgüveni kırmak istiyorlar.
Hiç abartmıyorum. Güncel Ana Fatmalara, Beselere, Zarifelere… Güncel Pir Sultan Abdallara, Hallacı Mansur, Seyit Nesimi, Ebu Müslim Horasani, Şah Kalender Çelebi, Pir Seyit Rıza, Alişerlere ihtiyaç var. İnançsal kültürel, sosyal, siyasal yaşamı ile Aleviliğin bu güne gelmesini sağlayan ermişler sorunlara çözüm bulmanın yolunu da gösteriyorlar. Alevilik bir çok inanç gibi ilim, irfan, edep, erkan sahibi olmaktır. İlim, irfan, edep, erken ululardan, velilerden, ermişlerden, pirlerden süre gelen bir yoldur.
Alevilik tüm dinlere ve inançlara saygı gösteren ve bu saygıyı niyaz edilesi bir tavırla hak eden inançtır. Alevilik hiçbir inançtan, dinden devşirilmiş, başkalaştırılımış, kopyalanmış bir inanç değildir. Dolayısıyla sorun “Alevilik İslam içi/Dışı” tartışması da değildir. Alevilik inancının bir gereği olarak Alevi toplumunun demokratik talepleri tanınırsa bu demokrasi olur! Haklar tanınmaz, inkarcılığa ve asimilasyona devam edilirse faşizm olur. Demokrasi ve faşizm ikileminde güncel ermişlere gereksinim var. Çünkü inkarcılığa, asimilasyona ve katliamlara karşı direnmek sabır ve keramet gerektirir…!
Demokrasi, inkarcılık... Alevilik ve Aleviler