
Ahmet Altan’ın ayrılmasından sonra en fazla tartışılan konu, Taraf’ın Ahmet Altan döneminde oynadığı rol oldu. Bu konuda çok abartılı değerlendirmeler yapıldı. Öyle ki Türkiye’deki demokrasi mücadelesini çarpıtan, haksız düzeyde Taraf’a rol veren bir durum ortaya çıktı. Anlaşılıyor ki Taraf’ın oynadığı rolü yerli yerine oturtmak demokrasi tarihi ve Türkiye gerçeği açısından çok önemli.
Her şeyden önce Taraf’ın yayın hayatına başladığı ve hizmet ettiği AKP gerçeğini ortaya koymak lazım. AKP çok büyük demokrasi vererek ve bedeller ödeyerek iktidar olmadı. Tayyip Erdoğan oturup kalkıp üç ay cezaevi yattığından söz eder. Türkiye’de cezaevinde en az on yıl yatmayan Kürt ailesi kalmadı. Türkiye’deki devrimciler, demokratlar ve aydınlar da çok fazla cezaevi yattılar. Daha çok da faşist darbeler ve kirli savaş sürecinde zindanlar dolduruldu. Erdoğan’ın üç aylık cezaevi örneği olsa olsa AKP’nin demokrasi mücadelesi içinde fazla yeri olmadığını gösterir.
Belki AKP öncesi Erbakan çizgisi belli bir demokrasi mücadelesi verdi. Bu çizgiyle mevcut devletin bazı sorunları vardı. Ancak devlet Erbakan çizgisi üzerine giderek AKP çizgisinde bir siyasal İslamcı hareket yaratmak istiyordu. Hatta 12 Eylül darbesi ve bu darbeyi destekleyen ABD’nin böyle bir hareketi yaratma projesi vardı. Bu proje PKK’ye karşı sert savaşın sürdüğü 1990’lı yılların ilk yarısında biraz ertelendi. Ancak daha sonra yapılan operasyonlarla bu çizginin yaratılmasında önemli adımlar atıldı. Erbakan hareketinin güç kazanması nedeniyle bazı uç kararlar ortaya çıkmış olsa da AKP’yi ortaya çıkaran süreç 28 Şubat’la başlamıştır. İşbirlikçi ve tamamen sistem içileşmiş siyasal İslam projesi 12 Eylül darbesiyle yürürlüğe sokulmuş; 28 Şubat darbesiyle yeni bir aşamaya vardırılmıştır.
AKP 2002 yılında güçlü bir demokrasi mücadelesi sonucu iktidar olmamıştır. 20 yıllık savaşın sonuçlarından bıkan Türkiye halkları demokratik bir seçenek arıyordu. 2002 seçimleri öncesi Türkiye demokrasi güçleri dağınıktı ve ortak bir demokrasi hareketi ortaya çıkarıp alternatif olamadı.
İsmail Cem ve Kemal Derviş yeni bir parti kurarak alternatif olmak istediler. Aslında ilk başlarda ilgi gördü. Bir sinerji yaratıp iktidara alternatif olmak gibi bir hava gelişti. Ancak kısa sürede Kemal Derviş CHP’ye geçti. Böylece bu hareketin tılsımı bozuldu. Deniz Baykal’lı CHP’nin de alternatif olma imkanı yoktu. Öte yandan Irak’a müdahaleyi planlayan ABD müdahale döneminde Türkiye’de işbirlikçi İslamcı bir iktidarı kendi çıkarına görüyordu. Bu nedenle ABD AKP’ye destek verdi; içerideki güçlerin de AKP’ye destek vermesini sağladı. Bunun sonucu alternatifsiz olan AKP demokrasi ve refah söylemleriyle girdiği ilk seçimde tek başına iktidar oldu.
AKP’nin iktidara gelmesi aynı zamanda Türkiye’nin yeni bir iktidar bloğuna ihtiyaç duyduğu dönemdir. Hem iç politika hem dış politika cumhuriyetin kuruluşundan sonra esas güç olan beyaz Türkçü faşizmi kaldıramıyordu. Beyaz Türkçü faşizm Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dengelerine karşılık vermiyordu. Yine bölgede soğuk savaş sonrası ABD’nin, Avrupa’nın, daha doğrusu NATO’nun istediği siyasi çizgiye uygun bir karaktere sahip değildi. Bu nedenle AKP sadece bir partinin iktidara gelmesi olmuyordu; devleti restore edecek bir yeni siyasi görüş ve iktidar bloğunu ifade ediyordu. Bu nedenle AKP ilk yıllarda demokratikleşmeden söz etse de bu da esas olarak devleti restore etmede toplumsal desteği almak için kullanılan söylemden başka bir şey ifade etmiyordu, etmedi.
Taraf gazetesi bir misyonla çıktı. Bu gazete ABD ve Avrupa’dan da manevi ve siyasi destek gördü. Taraf gazetesinde özellikle AKP’ye yönelik darbe girişimine yönelik belgeler yayınlandı. ABD, NATO ve Avrupa’nın desteklemeyeceği bir darbenin girişimden öte bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. Darbe girişimine ait bu belgelerin de emniyet istihbaratı tarafından verildiği biliniyor. Yine İstanbul savcıları da birçok bilgiyi Taraf’a aktarmıştır. Bu süreçte aynı zamanda ordunun saf dışı edilmek istenen bir kesimine yönelik yayın yapıldı. Kuşkusuz bu yayınlar başka zaman olsaydı bu gazete bir gün yaşayamazdı. HSYK ulusalcı kesimlerin elindeyken bile Taraf gazetesine dokunulmamıştır. Halbuki Taraf gazetesinin çıktığı yıllarda özgür basın geleneğinden gelen ve Kürt sorununa duyarlı olan günlük gazete çıkamaz hale gelmiş ve bir süre haftalık periyoda geçmek zorunda kalmıştı. Ama ABD ve Avrupa’nın siyasi ve manevi desteği olduğu için Taraf gazetesine dokunulmamıştır.
Beyaz Türkçü faşizmden Türkiye halkları çok çekmiştir. Bu açıdan bu kesime karşı toplumda büyük bir tepki oluşmuştu. Bu tepkinin oluşmasında beyaz Türkçü faşizme karşı on yıllardır mücadele veren Kürt Özgürlük Mücadelesi ve Türkiyeli demokrasi güçlerinin belirleyici rolü vardı. AKP zaten bir yönüyle beyaz Türkçü faşizm ve neo-ittihatçıların teşhir olduğu ve toplumsal desteğinin azaldığı dönemde iktidara geldi. Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı yürüttükleri mücadele başarısız kalınca, Kürt Özgürlük Hareketi 2000’li yıllarda varlığını güçlendirerek sürdürünce beyaz Türkçü faşistlerin toplumsal desteği çok zayıflamıştır.
Taraf gazetesi demokrasi güçlerinin ve devrimcilerin verdikleri mücadele sonucu beyaz Türkçü faşizme karşı toplumda ortaya çıkardıkları tepkiyi AKP’nin iktidarını sürdürmesi ve işbirlikçi siyasal İslam’ın devletin içine alınması konusunda çok iyi değerlendirmiştir. Türkiye’nin demokrasi birikiminin önemli bir bölümünü Türkiye’deki iktidar kayması ve devletin restore edilmesi sürecinde AKP iktidarının destekçisi haline getirmiştir. Bu konuda başarılı olduğu doğrudur.
Ahmet Altan ve çevresi de beyaz Türkçü faşizme tepkili olan bir çevre olarak ordunun bir kesiminin saf dışı edilmesinde ve AKP’nin devleti ele geçirmesinde, daha doğrusu devletin restore edilmesinde temel aktör haline gelmesinde bir misyon yerine getirmişlerdir. Demokrasiye katkı verdiklerini düşünerek bu konuda samimi bir çaba gösterdikleri söylenebilir. Ancak bunu Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde çok önemli rol oynamışlardır diyerek büyük demokrasi kahramanları gibi göstermek gerçek demokrasi mücadelesi veren ve bedel ödeyen devrimci demokratlara büyük bir hakaret yapmak olur. Zaten mevcut Türkiye’nin geldiği nokta ve Taraf’taki istifalar dikkate alındığında Taraf’a demokrasi kahramanlığı bahşetmenin ne kadar yanlış bir şey olduğu görülür.
AKP ve Taraf gazetesi Türkiye’nin demokrasi birikimini kendi politikaları ve yayın çizgisi konusunda iyi değerlendirmişlerdir. Ancak bu değerlendirmenin ne kadarını AKP-Fethullah iktidarını pekiştirme; ne kadarını Türkiye’de demokrasinin geliştirilmesi için yapıldığı tartışma konusudur.
Kaba hatlarıyla son on yılda Türkiye’de üç çizgi mücadelesi olmuştur. Birincisi Türkiye’nin demokrasi birikimini kendi iktidarını pekiştirme ve devleti restore eden esas güç olma mücadelesi veren AKP ve Fethullahçılar. İkincisi Kürt sorununu çözme ve Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesi veren Kürt Özgürlük Hareketi ve Türkiye’nin demokrasi güçleri. Üçüncüsü ise, eski devletin varlığını, yani statükoyu sürdürmek isteyen ya da bunların yedeğinde olan güçler.
Bu güçler içinde doğru demokratik çizgide olan Kürt Özgürlük Hareketi ve Türkiye demokrasi güçleri olmuştur. Taraf gazetesi ise çok kısmi demokratik tutumlar ortaya koysa da esas olarak Türkiye’nin demokrasi birikimini, AKP’nin ve Fethullahçıların Türkiye’yi ele geçirmesine, yani Türkiye’nin restore edilmiş yeni devletinin sahibi olmak isteyen tarafa akıtarak aslında demokrasi mücadelesini çarpıtan ve bu birikimin yanlış yere kanalize olmasına yol açan rol oynamıştır.
Hele hele on yıllardır büyük bedeller ödeyen Kürt halkının ve Türkiye’nin demokrasi güçlerinin yürüttüğü mücadele göz önüne getirilirse ve hala Türkiye’nin demokratikleşmesinin esas gücü olarak restore edilmiş yeni devletin sahibi yeşil Türkçü faşizme karşı mücadelesi dikkate alınırsa Taraf’a demokrasi kahramanlığı misyonu biçmek büyük bir haksızlık ve vicdansızlık olur.