Demokrasi Yürüyüşü

Mithat Sancar

Mithat Sancar

  • HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, iki koldan Ankara’ya yürüyüş yapacaklarını ve demokratik mücadele haklarından vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Eşbaşkan Mithat Sancar’ın başkanlığındaki HDP milletvekilleri, belediye meclis üyeleri, belediye eşbaşkanları ve il yöneticileri, rehin tutulan Leyla Güven’in seçildiği Hakkari’den; Eşbaşkan Pervin Buldan’ın başkanlığında da eski Eşbaşkan Demirtaş’ın rehin tutulduğu Edirne’den Ankara’ya ‘Demokrasi Yürüyüşü’ başlatıyor. HDP Eşbaşkanı Sancar, ”Bu kadar baskı, keyfilik bunca faşizan uygulama varken HDP’nin sessiz, hareketsiz kalması beklenemez” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Mithat Sancar, partisinin ”Demokratik Mücadele Programı” kapsamında geldiği Amed’de Demokratik Toplum Kongresi’ni (DTK) ziyaret ederek basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, HDP milletvekilleri ve yöneticileri ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) temsilcileri katıldı.

Siyasi darbe operasyonu

Sancar’ın açıklamasında bazı bölümler şöyle: ”Kayyum uygulamaları gibi milletvekillerinin düşürülmesi de bir siyasi darbe operasyonudur. Bütün darbeciler, önce halkın iradesine yönelir; iradesini yok sayacak eylemler, işlemler yaparlar. Bir gecede vekilliği düşürüp gözaltına alıp tutuklayan odak, kaç gündür mahsup işlemini gerçekleştiremiyor. Ayrımcılığı gözlerimizin içine sokacak kadar açık hale getiren bir zihniyet var.

Dik durup büyüyeceğiz

Kürt oldunuz mu zaten ayrımcılığa maruz kalabilirsiniz; bir de HDP’li Kürt oldunuz mu bu ayrımcılığın her alanda katlanması, artık Türkiye’nin normali haline geldi. Ne Kürtler ne HDP’liler bu baskılara boyun eğer. Hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve zulme karşı dik durmaya devam edeceğiz. Demokratik siyaset mücadelesini büyüteceğiz. Bu zalim iktidarı ve ayrımcı zihniyetini durduracak gücümüz var. Faşizan yöntemlerle otoriterliği pekiştirmek için her yolu kullanan bu iktidarı durdurabilecek en etkili güç HDP ve birlikte hareket ettiği tüm bileşenler, kongrelerdir.

Bir haysiyet mücadelesidir

Kürt halkının kararlı mücadelesi demokrasi, özgürlük ve eşitlik içindir ama aynı zamanda bütün bunların üst başlığı olarak bir haysiyet mücadelesidir. Bir halkın iradesin ve kimliğine saldırmak, haysiyetine saldırmaktır. Kürt halkı haysiyetini korumayı, haysiyeti için sonuna kadar mücadele etmeyi bildi; bunu sürdürecek inanca, azme ve kararlılığa sahiptir. Gücümüzden yana en ufak tereddütümüz yok; halkımızın inancına ve kararlılığına güvenimiz tamdır.

Sadece Kürtlerin meselesi değil

Bu zulüm yönetimi, sadece Kürtlerin ve HDP’nin meselesi değil, bütün Türkiye’nin meselesidir. Bütün demokrasi güçlerine, gelin bu gidişatı birlikte durduralım, tabanda buluşalım, dayanışmayı büyütelim. Bizim adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesinden ayrılmamız söz konusu olamaz. Bu konuda ürkek/korkak ya da bilinçli olarak ayrımcı davranan herkes, bu iktidarın ekmeğine yağ sürer. Sessizlik ve ürkeklik bu iktidarı daha da cesaretlendirir. O nedenle gelin hep birlikte özgür geleceğe doğru yürüyelim.

Demokratik mücadele programı

Biliyorsunuz, 1 Haziran’da ‘Tutum Belgesi’ açıkladık kapasamlı bir ‘Demokratik Mücadele Programı’ hazırladığımızı söyledik. Bu programı da şimdi hayata geçiriyoruz. Eşbaşkanlar olarak salgın dönemi ilk seyahatleri bu program çerçevesinde gerçekleştiriyoruz. Programımızın bütünü; basın açıklamaları, halk buluşmaları, kurum ziyaretleri, yani hepsinin ortak başlığı demokrasiye yürüyüştür. Bu programın esasıdır. Demokrasiye ve özgürlüğe yürüyüş programıdır. Bu bizim bundan sonraki aylarda yapacağımız faaliyetlerin hepsini de kapsamıyor. Bir aylık program çıkardık.

Planlanan yürüyüş

Planladığımız yürüyüş, uzun mesafe güzergahları yürümek şeklinde değil. İlk günden bunu MYK’mızda da netleştirmiştik. Şehirlerarası yollarda, yaya yürümek gibi bir metodumuz yoktur. Milletvekilleri, belediye meclis üyeleri, belediye eşbaşkanları ve il yöneticileri katılacak. Elbette bu ekiplerimiz bulundukları şehirlerde halkla buluşacaktır. İki noktadan başlayacak; biri Edirne, diğeri Hakkari. Ankara’da buluşacağız. Edirne’de, es eşbaşkanlardan Selahattin Demirtaş cezaevinde. Hakkari ise Leyla Güven’in seçildiği il. Ben Hakkari’de başlangıçta bulunacağım. Pervin Buldan da Edirne’den başlangıcı yapacak. Daha sonra araçlarla bir sonraki güzergaha gidecek belirlenmiş heyetlerimiz. O heyetler içerisinde eşbaşkanlar olmayacak. Bir sonraki şehire gittiklerinde halk buluşmaları yapacak, araçlarla gidecekler. Kurumlarla buluşacaklar; hem tutum belgemizi, tutum belgemizdeki çağrıları iletecekler hem de ortak demokratik mücadele zeminini güçlendirmek için çalışmalar yapacaklar. Şehirden şehire bu şekilde gelindikten sonra birkaç gün içinde Ankara’da bir buluşma gerçekleşecek. Ankara’daki buluşma salon ya da açık hava toplantısı şeklinde olacak. Orada da seçilmişler ve yedi bölgenin temsilcileri yer alacak. Ankara’daki toplantıda da bütün bu süreç ile ilgili değerlendirmemizi toplumla, basınla, kamuoyuyla biz eşbaşkanlar paylaşacağız. Yürüyüş diye günlerdir televizyonlarda tartışılan programımız esas itibarıyla budur.

Haklarını kullanmaktan vazgeçmez

HDP üzerinden provokasyon hazırlıkları yapanları uyarıyorum; HDP hiçbir provokasyona malzeme vermez, hiçbir provokasyona da gelmez. Güçlü demokratik mücadele birikimini en etkili şekilde değerlendirmesini bilecek bir demokratik olgunluğa sahiptir. Kim ki HDP ve Kürtler üzerinden yeni çatışma hatları örmeye çalışıyorsa buna en büyük engelin, en güçlü duruşun HDP’den geleceğini bilmesi lazım. HDP bunlara izin vermez ama demokratik mücadele konusunda anayasal haklarını, meşru demokratik haklarını kullanmaktan da vazgeçmez. Bu kadar baskı, keyfilik bunca faşizan uygulama varken HDP’nin sessiz/hareketsiz kalmasını beklemek de haksızlık olur, yanlışlık olur. Tekrar ediyorum; demokratik mücadele programımızı, demokratik siyaset zemininde anayasal haklarımızı, demokratik meşru yöntemleri kullanarak gerçekleştireceğiz. Bu bizim hem hakkımızdır hem de halklarımıza karşı görevimizdir. Demokratik tepkiyi bütün demokrasi çevrelerini birlikte örmesini istiyoruz. HDP’yi gayri meşru zeminde göstermeye çalışan iktidar çevrelerinin asıl hukuk dışı ve gayri meşru zeminde olduklarını da biliyoruz.”

HDP’yi kapatma tartışmaları

Gazetecilerin HDP’nin kapatılmasına dönük açıklamaları sorması üzerine Sancar, “İktidar yargıyı kontrol edebiliyor. Bunu biliyoruz. Bugün yargı iktidarın elinde, muhalefeti sindirme amacıyla kullanılan bir sopa haline gelmiştir. Eğer kapatma davası açmak bu siyasi iktidar için bir avantaj sağlayacaksa, bu kanaate varacaksa, herhalde yargıyı harekete geçirmesi zor olmaz. Bizim bu tartışmalara kulak astığımız yok. Ne yaparlarsa yapsınlar HDP demokratik siyaset zemininde bir milim sapmayacaktır. Kapatılan her partiden sonra çok daha güçlü bir şekilde demokratik siyasette var olmuş bir geleneği temsil ediyoruz. Bugün o iktidarların hiçbirinin temsilcilerinin hiçbirinin esamesi okunmuyor. Tarihin çöplüğüne gitmiştirler. HDP tasfiye etme planları, iktidarların zayıflıklarının zirve noktasında gündeme gelir. İktidarlar en zayıf oldukları noktada HDP’yi tasfiyeyi konuşmaya başlarlar ve kendileri tasfiye olurlar. Bizim tasfiye olmamız mümkün değil. Köklerimiz çok güçlüdür. Halkla bütünlüğümüz çok sağlam. O nedenle biz bu tehditleri ciddiye almıyoruz. Bu tehditlerin bizim çizgimizi ve mücadele programımızı etkilemesine elbette izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu. n AMED

Yargıtay Başkanı ataması

CHP’li Erdoğan Toprak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına Bekir Şahin’in atanmasıyla Ergenekon kanadından Vatan Partisi şefi Doğu Perinçek’in ‘HDP kapatılsın’ çağrısının aynı zaman dilimine denk gelmesine dikkat çekti.

CHP Genel Başkanı Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, partisi için siyaset ve ekonomideki iç ve dış gelişmelerle ilgili değerlendirme raporu hazırladı. Raporunda, Erdoğan tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan atamayla HDP’nin kapatılmasına yönelik çağrıların aynı tarihlerde gündeme geldiğine dikkat çeken Toprak, muhalefete dönük “karanlık planların” akıllara geldiğini ifade etti. Toprak, raporunda, CHP ve HDP’li milletvekilliklerinin, vekilliklerinin düşürülmesi işleminin yanı sıra Vatan Partisi şefi Doğu Perinçek’in HDP’nin kapatılmasına yönelik çağrısını da hatırlattı. Toprak, “İktidar ittifakının TBMM dışında destekçisi olan bir partinin genel başkanı tarafından vekilliklerin düşürülmesi gerekçesiyle parti kapatma davası açılması yönünde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na çağrıda bulunulması zamanlama açısından manidar ve dikkat çekicidir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, kurum içinde 4. sırada seçimleri tamamlamasına rağmen Bekir Şahin’in Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına atanmasıyla Perinçek’in ‘HDP kapatılsın’ çağrısının aynı zaman diliminde gerçekleştiğine işaret eden Toprak, şu değerlendirmede bulundu: “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı seçiminin yapıldığı ve Cumhurbaşkanının en yüksek oyu alan ilk beş aday arasından sondan ikinci gelen dördüncüyü Başsavcılığa atadığı günlere denk gelen vekillik düşürme ve parti kapatma çağrıları, önümüzdeki günlerde muhalefete dönük karanlık planların ve ülkemizin huzuruna, toplumsal barışa yönelik bazı hazırlıkların yapıldığını akıllara getirmektedir!”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.