- HDP’nin 11 maddelik deklarasyonla Millet İttifakı’nın yürümek istediği yola ışık tuttuğunu belirten aydın ve yazarlar, demokrasiye inanan herkese uzatılan elin geri çevrilmemesi gerektiğini vurguladı.
HDP’nin deklarasyonunu değerlendiren aydın ve yazarlar, erken seçim ve Kürt sorunununda muhataplık tartışmalarının öne çıktığı bu dönemde, yapılan çağrıyı olumlu bulduklarını kaydetti.
Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, deklarasyonun başlığındaki adalet, barış ve demokrasi kavramlarının tesadüf olmadığını ve ”bilinçli bir politik aklın ürünü” olduğunu belirtti. HDP’nin bir kez daha pozisyonu güçlü bir şekilde kamuoyuna deklare ettiğini kaydeden Tahmaz, olası bir seçimde parti seçmeninin kafasındaki soru ve kaygılara deklarasyonla cevap olunduğunu söyledi. Tahmaz, HDP’nin “Bizim yerimiz Cumhur İttifakı’nın yanında değildir” dediğini ve ayrıca demokrasiye geçiş sürecine ilişkin talep ve önerilerini açıkladığını ifade etti.
Tahmaz, şunları söyledi: ”Birincisi Cumhur İttifakı karşısında politik tutumlarını ifade ediyor. İkincisi geçiş süreci için programını sunuyor. Üçüncüsü muhalefete, Millet İttifakı’na ve diğer partilere bir el uzatıyor. HDP, Türkiye’de eğer yeni bir süreç, yani geçiş süreci yaşanacaksa sırasıyla ‘adalet, demokrasi ve barış inşa edilmeli’ diyor. Şunu da çok net ifade ediyor; ‘Bizim bir ittifak içinde olup olmamız önemli değil. Önemli olan ilkeler ve buluşmak.’ HDP, ‘şöyle bir ittifak kuracağız’ demedi ve ön koşul sunmadı. ‘Bu ilkelerde buluşalım, konuşalım. Doğru ve demokratik bir yöntem belirleyelim’ diyor.”
Yeni bir programla tarif
HDP’nin 2019 yerel seçimlerinde hayata geçirdiği stratejiye değinen Tahmaz, son deklarasyonla bu stratejinin yeniden ve yeni bir programla tarif edildiğini ifade etti. Tahmaz, “Bu noktadan sonra muhalefet partilerinin, özellikle Millet İttifakı’nın bu önerilere ne kadar yer ve alan açacağı durumu doğuyor. Yer açmayıp kapıları kapatırlarsa seçimin faturası da ona ait olur” uyarısında bulundu.
Tahmaz, deklarasyonun sadece seçime dönük olmadığını ve ülkenin sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik olarak okunması gerektiğine işaret ederek, şunları ekledi: ”Muhalefet partililerinin ya da Millet İttifakı’nın yürümek istediği yola ışık tutuyor. Deklarasyon, ‘Eğer siz Erdoğan’dan kurtulmak istiyorsanız, demokratik bir perspektif istiyorsanız, bu 11 maddeyi dikkate almanız gerekmektedir’ diyor. Adalete, demokrasiye ve barışa yer açmanız gerekmektedir. Söz konusu adayınızın bu nitelikte olması gerekir ki seçimi kazanabilesiniz.”
Sabuncu: Yeni bir yol
Deklarasyonun aynı zamanda bir ”seçim bildirgesi” gibi okunabileceğini söyleyen T24 yazarı Murat Sabuncu, deklarasyona ilişkin üç önemli hususun altını çizdiğini ifade etti. Sabuncu, bu hususlardan birisinin HDP’nin seçimde tartışılacak isim yerine ilkeyi öne çıkarması olduğunu belirtti. Bir diğer önemli hususun ”güçlendirilmiş parlamenter sistem” vurgusu olduğunu kaydeden Sabuncu, şöyle devam etti: “Demokrasi ittifakı için yeni bir yol öneriliyor. Bu yolun içinde gençler, kadınlar, emekçiler ve herkes var. ‘Herkesle birlikte parlamenter sistemi kuracağız’ deniliyor. Ayrıca Kürt sorununun demokratik çözümü için Meclis işaret ediliyor. Toplumun geleceği için ön ayak ve odağın Meclis olduğu işaretinde bulunuyor. Kürtlerin üzerindeki baskıya rağmen Meclis’i ana alan olarak tarif etmesi, demokratik çözümden yana tavrı ve Meclis’i önemsemesini çok önemli gördüm.”
Uzatılan eli çevirmek olmaz
Sabuncu, HDP’nin deklarasyonla muhalefete el uzattığını işaret ederek, şunları ifade etti: “Millet İttifakı ve diğer tüm partilerin HDP’nin uzattığı, Meclis’i, demokratik siyaseti değerli ve adres gösteren bu elden başını çevirmemesi lazım. Çünkü bunu sadece ‘HDP seçmeni kimin yanında olursa kazanır’ diye okuyamayız. Türkiye’nin en kadim sorunlarından bir tanesinin çözümü olarak okumamız gerekiyor. Dolayısıyla HDP’nin uzattığı el, demokrasiye inanan herkese uzatılan bir el. Demokrasiye inanıyorsak, Türkiye’yi demokratik ve hukuk devleti haline getireceksek bu uzatılan demokratik eli çevirmemek lazım.”
HDP sorunu doğru okudu
Yazar Ender İmrek ise deklarasyonun ”Kürt sorununun demokratik çözüm yolunun barıştan geçtiğine” işaret ettiğini söyledi. İmrek, deklarasyonun son günlerde yapılan tartışmalara da bir cevap olduğunu belirterek, HDP’nin sorunu doğru okuduğunu ve deklarasyonu sadece seçimlere dönük hazırlamadığını ifade etti. İmrek, “Kürt sorunun demokratik çözümü esası ele alınarak, hem demokratik bir anayasa hem de Türkiye’nin bu baskıcı, tek adam rejim ve yönetiminden kurtulması için demokratik yolu ve demokrasi cephesini öneren bir yaklaşım sunuldu. Var olan yönetimin halkın sırtından defedilmesi gerektiği düşüncesi konusunda sorumluluk aldıklarını ve alacaklarını izah ettiklerini görüyorum” şeklinde konuştu.
Dar bir alana sıkıştıramazlar
İmrek, Millet İttifakı ve diğer tüm çevrelerin HDP’yi dar bir alana sıkıştırmayacaklarını deklarasyon sonrası anlamış olduklarını kaydetti. İmrek, ”Türkiye’nin mevcut durumda var olan tek adam yönetiminin uzun yıllardır halka, emekçilere, Kürtlere ve tüm inançtaki halklara çektirdikleri biliniyor. Bu iktidardan kurtulmanın alternatifi olarak önümüze aslında programlı ve çıkış yolu sunuyor” dedi.
Büyük sorumluluk düşüyor
Bundan sonraki süreçte emek, barış ve demokrasi güçlerine büyük bir sorumluluk düştüğünü ifade eden İmrek, şunları ekledi: “Tüm işçi sınıfına, emekçilere, gençlere, kadınlara farklı inançlara seslenen bir çağrı olarak değerlendirmek gerekiyor. Bir yandan AKP karşısında güçlü bir merkez kurma konusunda sorumluluk alırken, aynı zamanda Türkiye’yi demokrasiye taşıyacak.” MA/İSTANBUL
HDK Eşsözcüsü Çiçek: Güçlü bir deklarasyon
HDP’nin açıkladığı deklarasyonu, “hakikat kırımına dair tavır” olarak niteleyen HDK EşSözcüsü Cengiz Çiçek, “Önümüzde güçlü bir deklarasyon var, bu yolda hep birlikte yürümeliyiz” dedi.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), açıkladığı “Demokrasiye, Barışa, Adalete Çağrı Deklarasyonu”nu değerlendiren Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, HDP’nin demokratik cumhuriyeti inşaya dair tavrını ortaya koyduğunu söyledi. Çiçek, “HDP kişiler ya da kimi partiler üzerinden bir mesele tartışmıyor. İlkeler, toplumsal ve siyasal hakikatler üzerinden, halkların, kimliklerin kendini ifade etmesi gerçeği üzerinden ele alıyor. Mesela, barış meselesine Kürt halkı nasıl yaklaşıyor? Çözüm meselesine Kürt halkı nasıl yaklaşıyor? Kimse sormuyor. İşte bu metnin esas önemli olduğu nokta bu” dedi.
Kararlılığın göstergesi
“Bu metin hakikat kırımına, ezilen kimliklerin kırımına, meselenin gerçek çözümüne dair bir tavır” diyen Çiçek, şöyle devam etti: “Birileri hafızamızı kırmaya, birileri bilincimizi çarpıtmaya, birileri demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürüten bizlerin toplumsal ve örgütsel bütünlüğünü parçalamaya çalışıyor. Biz de inadına örgütlü, toplumsal mücadelede, toplumun siyasallaşması, siyasetin toplumsallaşması mücadelesinde ısrar edeceğiz. Son tartışmalara karşı açık bir tavır ve tokattır. HDP’nin toplumsal özgürlük, demokrasi ve adalet mücadelesinde büyük, ısrarlı ve kararlı yürüyüşünün somut göstergesidir.”
Hep birlikte yürümeliyiz
Muhalefete de seslenen Çiçek, şunları söyledi: “Gerçek derdi cumhuriyetin demokratikleşmesi olanlara çağrı yapılıyor. Hakikati, hakikat kılacaksınız. Toplumsal gerçeklikleri kendi hakikat zeminin de tarif edeceksiniz, dar parti çıkarını değil ülkenin toplam çıkarını ele alırsanız, her türlü kadim sorun çözülür. Toplumun kendi tarihinde hafızasında, yaşamında, üretim alanında çözüm aklı var. Siyaset bunu çözümsüz kılıyor, yabancılaşmayı, kutuplaştırmayı doğuruyor. Kazanmak mı istiyorsunuz? O zaman önce toplumsal alanda sorunların çözümüne dair bir perspektifle kazanacaksınız. Toplumsal mücadele büyütülmediği, derinleşmediği sürece halkın muhataplığı, tarifi üzerinden kurulmadığı sürece çözümsüzlük aralığında debeleneceğiz. Bu yüzden önümüzde güçlü bir deklarasyon var bu yolda hep birlikte yürümeliyiz.”
CHP ve DEVA memnun
HDP’nin deklarasyonuna ilişkin konuşan DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, müzakerelerin ve görüşmelerin önemli olduğunun altını çizdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ise “Bizim muhatabımız Meclis’teki siyasi partiler ve seçilmişlerdir” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ve DEVA Partisi sözcüsü İdris Şahin, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) açıkladığı 11 ilkeden oluşan deklarasyona ilişkin açıklamalarda bulundu.
Şahin, açıklamasında “DEVA Partisi olarak, HDP’nin demokratik siyasetin içerisinde çözüm önerileri sunma arzusunda olması bizi ziyadesiyle memnun etmiştir” ifadelerini kullandı. “Biz hiçbir ittifak içinde yer almayacağız. Cumhurbaşkanının kim olacağına dair de o dönem geldiğinde oturup konuşacağız” mesajlarının dikkat çektiğini kaydeden Şahin, şöyle konuştu: “DEVA Partisi olarak, HDP’nin demokratik siyasetin içerisinde çözüm önerileri sunma arzusunda olması bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Düşünceleri doğrudan kendilerini bağlar. Demokratik meşru siyasetin içinde bu tür müzakereleri, görüşmeleri siyasi partiler arasında önemli buluyoruz.
Herhangi bir ittifakın içinde yer alamayacakları görüşü de tamamen kendilerini bağlıyor. Farklı, bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip HDP’nin bu noktadaki görüşüne saygı duyuyoruz. Elbette bizler de seçim kararı verilmeden, seçim takvimi oluşmadan bazı şeylerin konuşulmasının çok erken olduğunu ifade ediyoruz. Ama konu bazlı olarak başta parlamenter sistem olmak kaydıyla ülkenin sorunlarıyla alakalı her siyasi partiyle oturup görüşebileceğimizi de söylüyoruz. Bu noktada da HDP’nin yaklaşımını olumlu bulduğumuzu da ifade etmek istiyoruz. Elbette onlar da meşru siyasetin içinde, bir görüşme talep etmeleri halinde, konu başlıkları bizce de uygun olması halinde görüşebileceğimizi ifade etmiştik.”
CHP: Meclis’te çözeriz
CHP’li Muharrem Erkek ise Cumhur İttifakı dışındaki tüm partilerin ”parlamenter sistem” etrafında birleşmesinin önemini vurgulayarak, “Üniter yapı içerisinde, meşru zemin olan Meclis’te tüm sorunlarımızı çözeriz. Milletin seçip Meclis’e gönderdiği tüm temsilciler meşrudur” dedi. Cumhuriyet’te yer alan habere göre Erkek, HDP’nin “Kürt sorununun çözümü için muhataplarla diyalog kurulmasına” yönelik çağrısına ilişkin, “Bizim muhatabımız Meclis’te grubu olan siyasi partiler ve seçilmişlerdir” şeklinde konuştu.
Alevi örgütleri: HDP’siz olmaz
HDP’nin 11 maddelik “Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı Deklarasyonu”, Alevi kurum temsilcileri tarafından olumlu karşılandı. HDP’nin ortaya koyduğu çözüm önerileri konusunda hem fikir olduklarını dile getiren Alevi örgütleri, Millet İttifakı’nın ülkeyi yeniden demokratik, laik bir ülke haline getirmek istiyorsa bunun HDP’siz olamayacağını anlaması gerektiğini vurguladı.
HDP’nin çözüm önerilerine katıldığını ifade eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, ülkeye adalet ve demokrasi getireceği iddiasında olan HDP’nin deklarasyonunda özel olarak Alevilerin sorunlarına da değinilmesi gerektiği önerisinde bulundu. HDP’nin yürüttüğü politikalar ve çözüm önerileri konusunda mutabakat olduklarını belirten Kaplan, HDP dışından Alevilerin sorunlarını dinleyen hiçbir parti olmadığını, HDP’yle yaşadıkları sorunları konuşabildiklerini söyledi.
HDP kilit parti
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” açıklamasına değinen Kaplan, “Kürt sorunuyla ilgili çözümün HDP ve Meclis olduğunu belirtmesinin doğru bir tavır olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Kaplan, “Deklarasyon HDP’nin gelecekteki şekillenmesi açısından çok önemli bir adım. Millet İttifakı’nın başarılı olmasının yegane temeli HDP’nin tutum ve davranışıdır. HDP şu an kilit parti durumunda. İktidar da muhalefet de bunun farkında” diye konuştu. HDP’nin 3. yol siyasetini desteklediklerini açıklayan Kaplan, “Millet İttifakı parlamenter sistemi yeniden inşa etmek istiyorsa HDP’siz olmaz. HDP ile ilişki kurulmalı, demokrasi için birlikte yürümeli, ülkenin geleceği için birlikte inşa etmeli” dedi.
Demokratik Türkiye
HDP’nin deklarasyonunda demokratik bir Türkiye’den bahsedildiğini dile getiren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez de “Herkesin kendini bulabileceği, güçlendirilmiş bir parlamenter sistemin tüm sorunları çözeceğine inanıyorum. Tabi bu sorunları biraz daha açmak gerekiyor. Alevilerin sorunlarının da diğer sorunlarla ilgili olarak mutlak genişlik olması gerekiyor” diye konuştu.
Deklarasyonun yeni dönem siyasetinin şekillenmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Geçmez, şöyle devam etti: “Tek adam rejimine karşı muhalefetten bir beklenti var. Bunun giderilebilmesinin yolu çoğulcu bir demokrasinin öne çıkarılmasıyla olur. Türkiye’nin en önemli sorunu tek adam rejimi, en büyük sorun bu görülüyorsa siyasetçilerin Türkiye’nin çeşitliliğini kabul edecek siyaset üretmeleri. Tek adam bir daha dönmemesi için muhalefet partilerinin ortak bir demokratik anayasa temelinde birleşmeleri gerekiyor Millet İttifakı bu konuda iyi düşünmeli.”
Yeni bir toplumsal sözleşme
Millet İttifakı’nın, HDP ve demokrasi güçlerine yüksek sesle sahip çıkması gerektiğinin altını çizen Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eşbaşkanı Musa Kulu ise şunları ifade etti: “Türkiye’de halklar inançlar, toplumsal ekonomik birçok sorun var. Bununla ilgili yapılacak tek şey, tüm kesimlerin inancı ile kendi gibi yaşaması, bu şekilde olmazsa Türkiye’nin sorunlarının çözülmesi mümkün değil. 3. yol siyaseti dediğimiz şey aslında yeni bir toplumsal sözleşme bunun dışında bu ülkede hiçbir şeyin barış demokrasi adına ya da gelecek adına bir şey inşa etmesi çok zor görünüyor.”
Kulu, HDP’nin demokrasi ittifakını genişletme mücadelesinin Türkiye halkları için bir çıkış olduğunu kaydetti.
ANKARA