• Haram sofranıza, kirli servetinize ve kaotik, sefil yaşamlarınıza Kürt halkının günahsız kanı bulaştı. Hiçbiriniz masum değilsiniz. Bu haksız ve kirli savaşın suç ortaklarısınız.

TOLA WELAT

Önder Öcalan’ın paradigmasının toplumda demokratik siyasal bilinç üretmesi karşısında, büyük bir ahlaki erozyon yaşayan parti devleti aygıtları ve zehirlenmiş tebaası, bu süreci boşa çıkarmak için yeniden bilindik zehirli gündemler yaratıyor. Toplumu gererek bölüyor ve istediği gündeme kolayca yönlendiriyor. Toplumla oyun içinde oyun oynanıyor, barışa tuzak kuruluyor. Türkiye’yi kuşatan radikal faşist direnç, insan yaşamının demokratik kaynaklarını ve dayanaklarını tüketiyor.

Türkiye toplumunda rejim kurumlarının tümü yozlaşmış ve çoktan miadını doldurmuştur. Sorunları yaratanların mantığıyla sorunların çözüldüğü görülmemiştir. Yıkılan bir binanın molozlarıyla yeni bir bina yapmak mümkün değildir. Sürekli tekrar eden bir döngü ve yanlış teşhislerle toplumun mücadele gücü zayıflatılıyor. Geçmişte CHP’li adaylara harcanan, heba edilen toplumsal desteğin; Truva atı misali Kılıçdaroğlu şahsında nasıl sonuçlar doğurduğu ortadadır. Siyasetin danışıklı dövüş arenasında toplumsal umutlar tüketiliyor.

Türk toplumunun özgürlüğe ve demokrasiye dair bir ütopyası yoktur. Kürt halkı ve ötekileştirdikleri ile eşitlenmeyi kabul etmiyor. Demokrasiyi değersizleştirerek değişime, özgürlüğe ve eşitliğe düşmanlaşıyor. Duygusal özdeşlikten yoksunluk, onu niteliksiz bir sıradanlığa mahkûm ediyor. Popüler kültürün düzeysizleştirdiği lümpen insan yığınları, derinlikten yoksun bir sığlık ve kayıtsızlık içinde mankurtlaştırılarak çöküşe sürükleniyor.

Haram sofranıza, kirli servetinize ve kaotik, sefil yaşamlarınıza Kürt halkının günahsız kanı bulaştı. Hiçbiriniz masum değilsiniz. Bu haksız ve kirli savaşın suç ortaklarısınız. Türk toplumu, tarihsel acıların hiçbirinden elleri ve vicdanı kirlenmeden geçmedi. Tek parti faşizmi de buna olanak sundu. Ortada anlamını yitirmiş, yılgın bir ülke vardır. Toplumsal değerlerini yitiren ve kendisine yabancılaşan bir toplum oluştu. Türk toplumu belleksiz bir sürüye dönüştürüldü, diğer toplumları da zehirleyen bir yapıya evrildi. Etkisiz bireyler ve kuşaklar yaratılarak toplumsal sorumluluk bilinci kesintiye uğratılıyor. Demokratik bellek işlevsizleştiriliyor, toplumsal demokratik direniş gücü etkisizleştirilmek isteniyor.

Son CHP'ye kayyum kararı, Sayın Öcalan’ın başlattığı sürece doğrudan bir müdahale niteliği taşıyor. Devletten demokratik dönüşümler ve hamleler beklenirken yapılan bu gündem değiştirme manevrası, aslında her şeyi özetliyor. Demokrasi, devlet faşizminin saldırılarıyla değersizleştiriliyor. Devrimci ve radikal bir toplumsal direniş için enerjiyi doğru, etkili ve sonuç alıcı hamlelere yöneltmek gerekiyor. Siyasal demokratik uyanış, toplumsal dönüşümler yaratır ve demokratik kurtuluşu mümkün kılar. Bu da toplumun öz örgütlenme sürecinin başarısına bağlıdır.

Önder Öcalan'ın Ortadoğu ve dünya için önerdiği demokratik barış projesi, Türk dış siyasetini ve işgalci emellerini bir kez daha açığa çıkardı. Faşist toplum yaratma mühendisliğinin ürünü olan unsurlar, Önder Öcalan’ın demokratik ulus paradigmasına karşı yeniden devreye sokuluyor. Toplumsal tecrit ve siyasal güçsüzlük yaratmayı amaçlayan kapitalist-dinci faşizme karşı; özgürleştirici demokratik siyaset, eşitlikçi toplumsal ilişkilere dayalı ittifaklar kurabildiği ölçüde sürecin kazananı olacaktır.