Kürtler Önder Abdullah Öcalan’ın atmış yedinci doğum gününü kutladı. 4 Nisan’da Halfeti ve Amara’da tam bir bayram yaşandı. 8 Mart, Newroz, Ulusal Kahramanlık Haftası ve 4 Nisan kutlamaları birleşerek 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı kutlamalarına akıyor.
Son yıllarda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan tüm Kürtler tarafından "Özgürlüğe Doğuş Günü” olarak kutlanıyor. Sayıları yüz binlere varan kitleler Kürt Halk Önderi’nin doğum yeri olan Halfeti kasabasına ve Amara Köyü’ne akın ediyor. Kutlamalar Nisan başından başlayıp bir haftayı aşkın süre devam ediyor. Polisin engel çıkarmadığı ve saldırı yapmadığı zamanlarda tüm kutlamalar tam bir şenlik havasında geçiyor. 2009 Yılında polis ve asker saldırısının çatışmalara yol açtığı ve iki Kürt gencinin şehit düştüğü biliniyor. O zamandan bu yana doğum günü kutlamaları aynı zamanda bu şehitlerin de anılması biçiminde yaşanıyor.
Bu yıl 4 Nisan kutlamalarında Kürt kadınlarının ve halkının çok daha coşkulu ve heyecanlıydı. Kutlama hazırlıkları daha Mart sonundan itibaren başladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın atmış yedinci yaşına girişi coşku içinde kutlandı.
Görüşmeler Kürt Ulusal Kongresi
için önemli
Partiler 7 Haziran genel seçimi için aday listelerini hazırlama çalışmalarını hummalı bir biçimde yürütüyor. Bu ayın ilk hafta sonunda da söz konusu listeleri Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edecekler. Mevcut haliyle listelerin teslimi öncesinde HDP Heyetinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yeni bir görüşme yapamayacağı anlaşılıyor. Halbuki böyle bir görüşmenin yapılması planlanıyordu ve de bekleniyordu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son on gün içindeki süreç karşıtı açıklamaları nedeniyle yeni bir görüşmenin engellendiği anlaşılıyor. Kalan kısa sürede HDP Heyeti'nin görüşmek için İmralı’ya gideceğine dair hiçbir emare görülmüyor.
Müzakere Heyeti İmralı’ya gidemiyor ama Kürt Halk Önderi’nin "Ulusal Kongre Heyeti” olarak tanımladığı Heyetin Güney Kürdistan’da olduğu ve bir dizi görüşmeler yaptığı gözleniyor. Kuşkusuz söz konusu heyet mevcut ziyaretleri İmralı’ya gidip Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüştükten sonra gerçekleştiriyor. Hatta Önder Abdullah Öcalan’ın YNK Lideri Celal Talabani ile KDP Lideri Mesut Barzani’ye birer mektup gönderdiği ve bu mektupların sahiplerine ulaştırıldığı bilgileri basına yansıdı. Demek ki Güney Kürdistan’da Kürt Ulusal Kongresi’nin toplanması konusunda önemli görüşmeler yaşanıyor.
Sırrı Süreyya Önder ve Leyla Zana’dan oluşan Ulusal Kongre Heyeti, şimdiye kadar YNK Lideri Celal Talabani, Güney Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani ve Güney Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani ile görüşmeler yaptığını açıkladı. Güney Kürdistan’daki görüşmeleri çerçevesinde Kandil’e geçerek PKK Yetkilileri ile görüşme yapacakları belirtildi.
Kuşkusuz söz konusu görüşmelerin içeriğini ve sonuçlarını tam olarak bilemiyoruz. Ancak görüşmelerin yapılıyor olmasının bile içinden geçtiğimiz siyasal ortam açısından çok büyük önem arz ettiğini iyi biliyoruz. Üstelik buna bir de Önder Abdullah Öcalan’ın bizzat mektuplar göndermiş olduğu gerçeği eklenirse, o zaman söz konusu görüşmelerin Kürtler arasında demokratik birliğin sağlanması, yani Kürt Ulusal Kongresi’nin toplanabilmesi açısından çok büyük bir önem arz ettiği rahatlıkla görülebilir.
Kürt birliğine ihtiyaç var
Herkes görüyor ki, söz konusu görüşmeleri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yaptırıyor. Dahası bizzat mektuplar yazarak söz konusu görüşmelerin daha kapsamlı ve sonuç alıcı geçmesini sağlamak istiyor. Bütün bunlardan hangi sonuç çıkar? Demek ki içinde bulunduğumuz süreçte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Kürt demokratik birliğine her zamankinden daha fazla önem veriyor. Ulusal Kongre temelinde Kürt demokratik birliğinin sağlanmasını çok önemli ve gerekli gördüğü anlaşılır.
Kürtler arası demokratik birlik görüşmelerinin bu denli yoğunlaşmış olmasının başka bir anlamı yoktur. Kürt Halk Önderi’nin demokratik birliği her zamankinden fazla önemsediği açıktır. Peki bu neden böyledir? Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan neden bu süreçte Kürt demokratik birliğini bu kadar önemsemektedir? İşte bu soruları tüm Kürtlerin kendilerine sormaları ve anlaşılır cevaplar vermeleri gerekir.
Demek ki yaşadığımız süreci Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan demokratik birlik temelinde karşılamayı zorunlu görmektedir. Bölgede yaşanan siyasi ve askeri durumu, Üçüncü Dünya Savaşı'nda gelinen noktayı böyle değerlendirmektedir. Hem DAİŞ faşizminin Rojava ve Başur’da yürüttüğü saldırıların devam etmesi açısından böyle bir birliği gerekli görmekte, hem de Yemen’de yaşanan çatışmalar çerçevesinde bölge siyasetindeki değişikliklerin Kürtleri böyle bir birliğe zorladığını değerlendirmektedir.
Özellikle Yemen’deki gelişmeler bölgedeki herkes açısından önem taşımaktadır. Çünkü bu alandaki çatışmalar, bölgenin diğer yerlerindekinden farklı olarak tamamen mezhep çelişkisine oturmuş bulunmaktadır. Bu nedenledir ki, Yemen Şiilerini İran yönetimi her bakımdan desteklerken, Yemen Sünnilerini desteklemek üzere de ortak Arap Gücü oluşturulmaya gidilmekte ve AKP hükümetinin de destek vermekte aktifleştiği gözlenmektedir.
Ortadoğu'daki güçler yeni işbirliğine yöneliyor
Bu durumun bölgenin iki hegemonik gücü olan Türkiye ve İran arasında çok ciddi bir gerginliğe yol açtığı ortadadır. Taraflar birbirlerine nota verecek düzeye gelmişlerdir. Bir taraftan böyle bir gerginlik bölgeyi tehdit ederken, diğer taraftan da her iki gücün ABD bloğuna daha çok yakınlaşma çabası içine girdiği gözlenmektedir. AKP hükümeti Suudi üzerinden ABD yönetimiyle ilişkileri düzeltmeye çalışırken, İran’ın da uzun süredir devam eden "nükleer silah görüşmelerinde” ABD ile anlaşmaya varma durumu yaşanmaktadır. Kuşkusuz söz konusu anlaşmaya İran yönetiminin böyle bir süreçte imza atması anlamlıdır. İran’da bunun bir bayram havasında karşılanması da çok daha fazla anlamlıdır.
Peki bütün bunlar neyi gösteriyor? İyice parçalanan ve çatışmalar içinde gücü tüketilmeye çalışılan Ortadoğu’da ulus-devletçi güçlerin daha çok işbirlikçiliğe yöneleceklerini ve işbirlikçilikte birbirleriyle yarışacaklarını ortaya koyuyor. Tabi sırtlarını dış güçlere dayayan bu gerici ve işbirlikçi güçlerin de halklar üzerindeki baskı ve sömürüyü daha da artıracakları açığa çıkıyor. Elbette üzerinde baskı ve sömürü uygulanacak güçlerin başında da Kürtler geliyor. Böylece Kürdistan’daki durum çok daha kritik bir safhaya girmiş bulunuyor.
Yeni dengelere karşı Kürtler birlik olmalı
İşte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı Kürtler arası demokratik birliği gerçekleştirmeye yönelten gerçek bu olsa gerek. Tarihte olduğu gibi, bugün de yaşanan söz konusu gelişmeleri birliksiz ve mücadelesiz karşılamaları Kürtler açısından çok daha büyük bir felaket ortaya çıkarabilir. Nitekim Birinci Dünya Savaşı içindeki ve sonrasındaki gelişmeleri doğru değerlendirememe inkar ve imhaya tabi tutulmayı getirmiştir. Eğer bugün de benzer durum yaşanırsa, bu durum kültürel soykırıma tabi tutulan Kürtler açısından daha büyük bir felakete yol açar.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bu gerçekleri çok iyi bildiği için, bir daha benzer durumların yaşanmaması amacıyla bu süreçte Kürt demokratik birliğini gerekli görmekte ve bunun da Kürt Ulusal Kongresi'nde gerçekleşeceğine inanmaktadır. Birlik Kürtler açısından işte bu kadar önemli hale gelmiştir. Ama bu herhangi bir birlik değil, demokratik bir birliktir. Yani demokrasiye inanan tüm Kürt güçlerinin Kürdistan’ın her tarafında özgürce örgütlenip demokratik siyaset yürüteceği bir birliktir. Umarız Kürdistan’ın tüm siyasal güçleri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu bakış açısını benimser, siyasal süreci doğru değerlendirir ve bunun gerektirdiği Kürt demokratik birliğini yaratmak için çalışır.